Her geçen gün, her geçen saat, hatta her geçen saniye dünyanın gözü önünde yaşanan acılar artarak devam ediyor. Katil terör devleti İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılar yalnızca bir coğrafyayı değil, insanlığın vicdanını da derinden yaralıyor. Buna rağmen, dünya sessizliğini koruyor; devletler ise çoğu zaman sadece kınamakla yetiniyor. ABD ve Almanya gibi zihniyeti esir olan ülkeler ise terör devletine destek oluyor. Dünyanın çaresizlik günlerini hep beraber yaşayarak şahitlik ediyoruz.
Müslüman coğrafyasına zehirli bir hançer olarak sokulan terörist İsrail devleti, etrafını kan gölüne dönüştürmeye, akan kanı her tarafa sıçratmaya elinden gelen gayreti koyarak devam ediyor. Terörist İsrail; İran’da, Lübnan’da sivil yerleşim alanlarında bombalar patlatıyor. Siyonistler, Gazze’de masum insanlar hayatını kaybetmeye devam ederken, bir başka karar daha aldı. Filistinli tutsakların idamını öngören yasa meclislerinde kabul edildi. Üstelik bu karar, dünyanın gözleri önünde, gizlenmeden ve çekinilmeden alındı, hatta kutlamalar yapıldı. Bu, yalnızca bir siyasi karar değil; aynı zamanda insanlık adına tarihe geçen en vahşice insan katliam bildirgesidir.
Daha acı olan ise bu gelişmeler karşısında uluslararası toplumun tepkisinin son derece cılız kalmasıdır. Birkaç kınama mesajı, birkaç diplomatik açıklama. Oysa yaşananlar, bundan çok daha fazlasını gerektiriyor. Düşünüyorum da böyle bir yasa herhangi bir Müslüman devletin meclisinde onaylansa acaba “tek dişi kalmış canavar hükmündeki medeni!” Batı neler yapardı.
Devlet yetkilileri ya sessiz ya cılız bir kına yapıyor. Ama halklar susmuyor. Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanlar harekete geçiyor. Kermesler düzenleniyor, yardımlar toplanıyor, yürüyüşler yapılıyor, sesler yükseliyor. Boykotlar sürüyor. Ancak tüm bu bireysel ve toplumsal çabalar, devletler düzeyinde güçlü adımlarla desteklenmediği sürece yeterli olmuyor. Herkes üzerine düşeni yapmakla yükümlü iken toplumu etkileyecek bazı kurumlar ve insanlar sessizliğe bürünüyor. Mesela sanat dünyamız! Mesela YouTube’lar! Mesela tiyatro, dizi ve sinema oyuncularımız! Mesela fenomen Influencerlar! Kısaca takipçileri ile ünlü sosyal medya şöhretleri. Neden korkuyorlar, neden çekiniyorlar bilmem ama çıkıp İsrail aleyhine, mazlumlar için bir konuşma yapmıyorlar.
Sanat dünyası taşıdığı bu sorumluluğun ya farkında değil ya da kimliklerinden soyutlanarak para ve şöhretle yaşamak onların vicdanını sorgulatmıyor. İşlerine geldi mi Sanat, yalnızca estetik üretim değil; aynı zamanda toplumun vicdanını temsil etme gücüdür diyorlar ama harekete geçecek bir şey yapmıyorlar. Yapanın da yanında durmuyorlar. Nitekim oyuncu Görkem Sevindik’in yaptığı açıklama bu anlamda dikkat çekiciydi. Sevindik, paylaşımında, "Lütfen susmayalım. İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? İnsan olduğumuzu bugün gösteremeyeceksek ne zaman göstereceğiz?" "12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk…" serzenişinde bulundu. Ancak ne yazık ki, bu çıkış sanat camiasında beklenen karşılığı bulmadı. Oyuncunun açıklamaları samimi, içten ve gerçekçi. Kendi dostlarına sahip çıkmayan açıklama yapmayan sanatçılar Görkem Sevindik’i destekleyecek bir ses dahi veremediler. Yazıklar olsun. Oysa sanatçılar bir araya gelerek ortak bir duruş sergileyebilirdi. Bunu da yapamadılar. Toplumun önünde olan, insanlara yön veren sanatçıların böylesi zamanlarda sessiz kalması düşündürücüdür. Çünkü tarih, zor zamanlarda susanları değil, konuşanları ve bedel ödeyenleri hatırlar. Vicdanın ve adaletin cılız da olsa sesi olan Görkem Sevindik’i kendi adıma tebrik ediyorum.
Bugün gelinen noktada artık şunu açıkça söylemek gerekiyor: Kınamak yetmiyor. İnsanlığın ortak vicdanını harekete geçirecek daha güçlü, daha kararlı adımlar atılmalı. Aksi takdirde bu sessizlik, yaşanan acıların bir parçası haline gelmeye devam edecek. Bölgedeki devletler sanki susmuş sıranın kendilerine gelmesini bekliyor gibiler.
Unutulmamalıdır ki, adalet yalnızca talep edilerek değil, aynı zamanda savunularak var olur. Terörist İsrail bugün bozduğun kantar bir gün seni de tartar.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ