Bahar insanın içine işleyen, ruhunu canlandıran, yüreğine yeniden umut eken mevsimdir. Ağaçların yeşermesi, çiçeklerin açması, güneşin sabah yüzünü biraz daha sıcak göstermesi bile insanın ruh hâlini değiştiriyor. İnsan güne daha enerjik, daha huzurlu, daha sevinçli başlıyor. Bazen kendi kendime düşünüyorum; acaba bu duygular yalnızca bana mı ait? Sonra etrafıma bakınca görüyorum ki, aslında bahar insanın fıtratına dokunan ilahi bir hatırlatmadır.

Bir çiçeğin güneşe dönerek açması bile Rabbimizin kudretini anlatmaya yetiyor. Toprağın altında aylarca sessiz kalan bir tohumun vakti geldiğinde yeniden hayata kavuşması, insana “ölümden sonra dirilişi” hatırlatıyor. İşte tam da bu yüzden bahar, şükrümüzü artıran büyük bir nimet aslında.

Bakmak ile görmek arasındaki farkı çoğu zaman unutuyoruz. İsmet Özel’in dediği gibi mesele yalnızca bakmak değil, görebilmektir. Günlük telaşlarımızın içerisinde çoğu güzelliğin yanından geçip gidiyoruz. Oysa hastaneler insana hayatın ne kadar kıymetli olduğunu gözünün içine kadar sokuyor. Sağlığın, nefes alabilmenin, yürüyebilmenin, görebilmenin ne büyük nimet olduğunu orada daha iyi anlıyoruz.

Daha birkaç ay önce soğuktan korunmak için kat kat kıyafetlerin içine saklanıyorduk. Şimdi ise her yer adeta bir çiçek gibi açtı. Fakat ne acıdır ki, etrafımızdaki bu güzellikleri fark etmeye çoğu zaman fırsat bulamıyoruz. Gökyüzünün mavisini, açan bir goncanın zarafetini, toprağın kokusunu bile unutur hâle geldik. Baharda yağan her yağmur bize toprağın kokusunu hediye ediyor. Gerçi şehirde yaşayanlar her geçen gün yeşil görmeye, toprağın kokusunahasret kalıyor.

Geçtiğimiz günlerde dostlarla çıktığımız kısa bir yayla yolculuğunda bunu bir kez daha hissettim. Çimenlerin kokusu insanın içine işliyordu. O kadar temiz, o kadar huzur veren bir hava vardı ki… İnsan o an düşünüyor; acaba cennet tasvir edilirken neden hep güzel kokular anlatılmış? Çünkü insan ruhu, yaratıldığı hakikati tabiatta yeniden buluyor.

Bir yumurtadan canlı çıkaran Allah’ın kudreti karşısında insan nasıl hayrete düşmez? Cansız gibi görünen bir kabuğun içerisinden hayat doğuyor. İşte mucize dediğimiz şey tam da budur. Ama ne yazık ki bizler alıştığımız için mucizeleri sıradanlaştırıyoruz. Oysa her sabah yeniden doğan güneş bile başlı başına bir mucizedir.

Bahar bize yalnızca doğanın değil, insan ruhunun da yeniden dirilebileceğini hatırlatıyor. Yeter ki bakmayı değil, görmeyi öğrenelim. Şükretmeyi unutmayalım. Çünkü hayatın içerisindeki en büyük zenginlik, fark edebilmektir.

Rabbimiz bizlere bu güzellikleri görebilen göz, hissedebilen gönül nasip etsin.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ