Hayat denilen kısacık yolda insan her şeyi görüyor.
Yol kısa ama insan gördüklerini, yaşadığı sürece unutamıyor.

Severek ve beğenerek izlediğim Müge Anlı ile Tatlı Sert programının konularından biri ve belki de en iç acıtanı, Emine bebeğin ölümü.
Emine bebeğin katledilişi demek daha yerinde olur herhâlde. İzlerken duyduklarım kanımı donduruyor. O an elim kesilse kanım akmaz; o derece etkileniyorum, değerli okurlarım.

Emine bebek öldürüldüğünde henüz dört yaşındaydı. Ona sahip çıkmaya çalışan üç ablası da küçüktü. Öz ablaları değillerdi belki ama öz annesi Raziye Hanım’dan daha çok üzülüyor, daha çok ağlıyorlardı. Anne Habibe Hanım, eşi Ercan Yılmaz’dan işkence gördüğü için evden kaçıp gitmiş.
“Habibe Hanım’ı anlıyorum.” demeyi çok isterdim; üç kız çocuğunu alıp öyle kaçsaydı. Ben olsaydım, “Bana bunları yapan, çocuklarıma kim bilir neler yapar.” diye düşünürdüm.

Kızların annesi gittikten sonra üç kıza işkence yapılmaya başlanmış. O kelimeyi “istismar” deyip yumuşatmak istemiyorum. Tecavüz edilmiş. Ercan Yılmaz, Emine bebeğin annesi Raziye Hanım’la evlenmiş. Evliliğin ilk ayı güzel geçmiş, sonrasında her şey tepetaklak olmuş.

Beni en çok etkileyen şey, bebeğin zemine vurulmak suretiyle idrar torbasının patlatılarak öldürülmesi.
25.12.2025 tarihli yayında Remziye Yıldız, Ercan Yılmaz’ın kızının da katıldığı programda, Ercan Yılmaz’ın kendisine her şeyi anlattığını; olay yerine götürüp neler yaptığını gösterdiğini itiraf etti. Hatta kızından kalan parçaları toplattığını söyledi. Buna rağmen yetkililerin gelip Ercan Yılmaz’ı almamaları beni haddinden fazla üzüyor. Belki de kendisinin itiraf etmesini bekliyorlardır.

Bana göre Remziye Hanım, Ercan Yılmaz’ın “Çocuğu beraber öldürdük.” demesinden korkuyor. Bu nedenle konuşmuyor olabilir. Her gün programda Remziye Hanım biraz daha bir şeyler söylüyor ve konuştukça Ercan Yılmaz kendini daha çok ele veriyor. Umarım yetkililer ilerleyen programlarda canlı yayında tutuklarlar. O hayvanlar da Ercan Yılmaz’dan bir an önce kurtulur. Çünkü öz kızlarına tecavüz eden biri, hayvanlara da acımaz diye düşünüyorum.

Gelelim başlıktaki soruya, değerli okurlar:
Bir Çocuğun Ölümü, Başka Bir Çocuğun Kurtuluşu Olabilir mi?

Telefonla yayına bağlanan Ercan Yılmaz’ın küçük kızı yaşadıklarını anlatırken hem kendi ağladı hem programdakileri ağlattı. Ama maalesef öldürülen —hem de öyle böyle bir ölüm değil— Emine bebekti. Emine bebeğin öz annesi Raziye Yıldız’ın gözünden ise bir damla gözyaşı akmadı.

Küçük kızın anlattıkları, en az ortanca kızın anlattıkları kadar tüyler ürperticiydi. Sonrasında şöyle bir şey söyledi:
“Böyle söylemek istemezdim ama o çocuk ölmekle o adamın elinden kurtuldu.”

Bu cümle bile üç kızın ve Emine bebeğin neler yaşadığını anlatıyor; elbette anlamak isteyene. Sözün devamında Müge Anlı, “Yani Emine’nin ölümü bir nevi sizin kurtuluşunuz oldu.” dediğinde kız, “Öyle demek istemiyorum ama maalesef.” dedi.

Hem ölerek o adamın elinden küçük bebek kurtulmuş oldu, hem de bebeğin ölümüyle üç kızın hayatı kurtuldu. Ne yazık ki acı ama gerçek.

Programda konu hâlâ devam ediyor. Programda her şey konuşuldu; üç kızın öz babalarıyla ilgili itirafları ürperticiydi. Müge Anlı’nın dediği gibi, fotoğraf çekildi; hem de geniş açılı bir fotoğraf.
Şimdi sıra yetkililerde. Beş yıl yatıp çıkmış biri ıslah olur mu sizce? Hem bir bebeği işkence ederek hayattan koparmış hem kendi kızlarının hayatını mahvetmiş biri…

Umarım bir an önce Müge Hanım’ın çekmiş olduğu o geniş açılı fotoğrafı görürler de gerekeni yaparlar.

Rukiye Türeyen / Engelsiz Dizeler

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ