Neden namaz kılarız?
Namaz, sadece eğilip kalkmak değildir. Öncelikle namazın önemini bilerek kılmak gerekir. Önemini bildiğimizde, bayrama gider gibi namaza gideriz.

Mesela görücü gelecek diye aile ve istenecek kız nasıl heyecanlanıyorsa, namaz kılarken bizler de aynı heyecanı duymalıyız. Çünkü kimin huzuruna çıktığımızı bilmemiz gerekiyor.

Namazın öneminden kısaca bahsetmek isterim, değerli okurlarım.
Namaz, imanın hayata yansımasıdır. İman sadece inanmakla olmaz; inanmanın mutlaka bir karşılığı olmalıdır.

Namaz bizi ve egomuzu merkezden indirir; kendisi öne geçer ve bizim kim olduğumuzu hatırlatır.
“Hey Rukiye, kendini bir şey sanma; egonu al aşağı in.” der bize namaz.

Ahirette ilk hesap namazdan sorulacak, bunu unutmayalım.
Namaz aynı zamanda koruyucudur. Müslümanları günahlardan alıkoyar; tabii gerçekten inananları…

Mesela bir kişi namaz kılıyor ama arka planda kötülük yapıyor.
Örnek vereyim, değerli okurlar:
Namazlığın bir tarafına pislik bulaştığında, o namazlıkta namaz kılınır mı?
Nasıl ki pislik bulaşan namazlıkta namaz kılınmazsa, bir Müslümanın hem namaz kılıp hem de kötülük yapması Yüce Allah katında kabul görmez; tövbe edenler hariç.

Uzun lafın kısası, namaz insanı kötülüklerden alıkoyan ve günahlardan koruyan bir ibadettir.

Peki, namaz kılarken zihnimizi nasıl sabit tutabiliriz?

Ben dâhil birçoğumuz namaz sırasında zihnimizi başka düşüncelerle meşgul buluruz. Zihnimizi bedenimizle birlikte namazda tutmanın en etkili yolu, içimizden sessizce şunu söylemektir:
“Şu an Allah’ın huzurundasın. Dünyalık ve kötü düşüncelerden uzak dur.”

Çoğu zaman aklımız bizi yönetir ve yönlendirir. Namazda ise bir an olsun aklımızı biz yönetelim. Beynimiz, Yüce Allah’ın emrine uyup bedenle birlikte namaz kılmalıdır.

Bunun için beynimizi eğitmemiz gerekir. Namazdan önce ona telkin vermeliyiz.
Beyni bir çocuk gibi düşünelim; çocuğu nasıl eğitiyorsak, zihnimizi de öyle eğitmeliyiz. Ben bu denemelere başladım bile. Allah’ım, başarılı olmayı nasip etsin inşallah.

Aslında zihnin eğitimi, nefsin terbiyesinden geçer.
Terbiyesiz bir nefis aklı yönetir; akıl da o nefsin isteklerini göz önüne getirir. Zihin, bir nevi nefsin kamerası gibidir.

Bu yüzden önce nefis terbiyesi, sonra zihin eğitimi gerekir.
“Nefsimizi nasıl terbiye ederiz?” sorusunun cevabı ise bellidir: Bol bol Allah ile meşgul olarak…

Çokça kelime-i şahadet getirerek ve Peygamber Efendimize salâvat okuyarak; nefsimizi, zihnimizi ve gözlerimizi kötü düşüncelerden koruyabiliriz.

Rukiye Türeyen – Engelsiz Dizeler

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ