Sakaryaspor, her hafta eline geçen fırsatları bir bir harcadı. Rakipler puan kaybediyor, Sakaryaspor da kaybediyor. Bu sebeple ligde kalmamız giderek zorlaşıyor. Ne yalan söyleyeyim; takımın başına yeni gelen Mustafa Dalcı da takıma beklenen havayı veremedi. Çünkü bana göre Sakaryaspor’un zaten kaybolmuş bir havası vardı. Elbette bu benim fikrim; farklı düşünenlere de saygım var.

Aslında ligde kalma umutlarının en kritik noktası Serik maçıydı. O maçı kazanmış olsaydık puanımız 35 olacaktı. Ardından İstanbulspor karşısında alınacak bir galibiyetle puan farkı 1’e inecek, sonrasında Ümraniyespor’u da yenerek bambaşka bir senaryo konuşuyor olacaktık. Ancak bugün geldiğimiz noktada o ihtimallerden oldukça uzağız. Açıkçası elimiz kolumuz kırık bir haldeyiz.

İşin özü, sorun biraz da en başta başladı. 22 puandayken takım hiç de fena değildi, hatta 8. sıradaydık ve “Bu takım play-off’a kalır” diyenler vardı. O süreçte yapılacak doğru takviyelerle bambaşka bir tablo ortaya çıkabilirdi. Ancak 5 kaliteli oyuncu yerine 13 transfer yapıldı ve maalesef beklenen katkı sağlanamadı. Sonuçlar da kötü gelmeye devam etti.

Şimdi teknik direktör Mustafa Dalcı, “6 maçı kazanırsak ligde kalırız” diyor. Kağıt üzerinde doğru olabilir, ben de buna katılıyorum. Ancak göz ardı edilen bir gerçek var: Rakipler de puan kaybedecek ki bu senaryo gerçekleşsin. Sadece kendi maçlarını kazanmak yetmiyor.

Gelelim sahadaki tabloya… Ligde kalmak isteyen bir takım, Serik deplasmanında böyle futbol oynar mı? Kaçan o net pozisyon hala gözümün önünde. Üst direğin altından girip gol olması gereken top, kötü bir vuruşla dışarı gitti. Bu bir beceriksizlik mi, şanssızlık mı bilinmez ama futbol böyle anları affetmez. Sen o golü atamazsan, son dakikalarda kalende iki golü görürsün.

Yine de umut, futbolun doğasında var. Ama bu umut, sahada karşılık bulmadıkça sadece bir temenniden ibaret kalır.

Hoşça kalın, esen kalın sevgili okuyucularım.