Geçen hafta cumartesi günkü gazetemizin birinci sayfasında yer aldı “Sapanca Gölü kızıla büründü” haberi…
Okuyunca üzüldüm, daha öncekilerde olduğu gibi…
O güzelim göl ki, dünyanın içme suyu açısından ilk dört gölü arasına girer.
Mevla’nın bölgemize ve ilimize bir büyük lütfu olan tatlı su deposu, yine kızıla boyanmış.
Gel de üzülme be birader!..
Kırk üç yıl oldu gazetecilik mesleğini yürüteli…
O gün bu gündür hiç gündemimizden düşmedi, güzelim Sapanca Gölü…
Nice toplantılar yapıldı kirletilmemesi için ama ne hikmetse bir türlü önüne geçilemedi bunun…
İnsan kendi eliyle, yaşamı adına hayati önem taşıyan göle ancak ve ancak bu kadar ihanet ve kötülük edebilir.
Öncelikle ve de özellikle, korumamız gereken o güzelim gölü bu hale getiren zihniyetin işlediği insanlık suçunun, affedilir yanı yok.
Diyoruz ki gölü koruma altına aldık.
Aldık da bu utanç tablosu ne!
Gölün dibinde birkaç insan yutacak yükseklikte o iğrenç tabaka (plankton) kimin eseri!
Diğer ülkeler böyle bir nimeti koruma, kollama ve temiz tutmada olağanüstü gayret gösterirken, bizdeki vurdumduymazlığı izah edecek kelime bulmak zor!
Yakışmıyor kirlilik göle...
Kızaracak yüz gölümüzün değil, onu bu hale koyanların olmalıydı aslında…
SASKİ figan eyler, “İçilecek yegâne su evlerinize ulaştırdığımız şebeke (göl) suyudur” diye…
Manzara böyle iken, nasıl inanılır söylenenlere!
Bu bozulmuşluk ve kirletilmişlik giderilmediği sürece, “Yetiş Ballıkaya!” diye feryat eden bizlerin sesi soluğu kesilir mi hiç!
Aksine, daha gür çıkar…
Onca önleme ve kontrole rağmen hala gölün üstüne bir kızıl yorgan örtülüyorsa zaman zaman, bize de oturup düşünmek düşer elbette…
Sorumluluktan bütün suçu ve yükü yetkili kurumlara atıp kurtulamayız…
Böyle durumda, sudan istifade eden her herkesin payına düşen, hisseler vardır.
Yakın gelecekte bırakın içmeyi, temizlik suyu olarak dahi kullanmakta zorlanacağımız günler gelir dikilir önümüze, hiç kuşkusuz…
İri bir arpacık misali oturuverir gözümüze, kirlilik…
O zaman yapılacak tek şey kalıyor “Yetiş Ballıkaya” diye tempo tutmak…
Aksi halde sadece gölün yüzü kızarmakla kalmaz, onu bu hale getiren insanların da yüzü kızarır…
İstiyoruz ki Ballıkaya girsin devreye tez elden, el çekmeyelim Sapancalı güzelden…