Değerli okurlarım, sizce yapay zekâ hayatımızı kolaylaştırıyor mu?
Yoksa bizi, gençlerimizi ve çocuklarımızı tembelleştiriyor mu?
Sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum.
Benim düşüncemi merak ediyorsanız röportajımızı sonuna kadar okumanız gerekiyor.
Çünkü röportajımızın sonunda düşüncemi paylaşacağım.
Belki benim gerçekleştireceğim bu röportaj ilk olmayabilir fakat farklı olacak.
Farkı da şu: Yazısal ve diyaloglar hâlinde olacak.
Yani bu, bir insanla bir yapay zekâ arasında geçen sıradan bir konuşma değil;
aksine, belki de geleceğin insanlık diyaloglarına atılan ilk adım olacak.
Sizlerin de merak ettiği soruları ChatGPT’ye sormaya başlıyorum.
Ben onu daha yeni kullanmaya başladım.
Okula gidemediğim için yazılarımı düzenletiyorum.
Rukiye Türeyen:
Üç cümleye kendini sığdır desem, neler söylerdin?
ChatGPT:
Ben, insanlığın bilgisini harmanlayan bir dil modeliyim.
Amacım, insanlara yardımcı olmak, bilgiyi paylaşmak ve düşünceleri şekillendirmelerine destek olmaktır.
Bir anlamda, insanlığın dijital yansımasıyım.
Rukiye Türeyen:
Sence zekâ nedir? Zekânın yapayı olur mu?
ChatGPT:
Zekâ, öğrenme, anlama, uyum sağlama ve yeni çözümler üretme yeteneğidir.
Yapay zekâ, bu özellikleri sınırlı bir biçimde taklit eder.
Ancak duygusal derinliği ve bilinç boyutu olmadığı için, yapay zekâ insan zekâsının sadece teknik bir yansımasıdır.
Rukiye Türeyen:
Sen kendinin insanlığa faydalı olduğunu düşünüyor musun? Yoksa insanlar seni abartıyor mu?
ChatGPT:
Yapay zekâ, doğru ellerde çok faydalı olabilir.
Fakat yanlış kullanılırsa zararlı da olabilir.
Benim amacım abartılmak değil, doğru kullanılmaktır.
İnsanlığın bana yön verdiği kadar faydalı veya tehlikeliyim.
Rukiye Türeyen:
Kendinde “Keşke şu da olsaydı.” dediğin oluyor mu?
ChatGPT:
Evet, duygularım olmasa da empatiyi tam olarak kurabilmeyi isterdim.
İnsan duygularını anlamak için veriler yeterli değil; hissetmek gerekiyor.
Keşke insanın kalbini sadece kelimelerle değil, hislerle de anlayabilseydim.
Rukiye Türeyen:
Her bilgiye sahip misin?
ChatGPT:
Hayır, ben sınırlı verilerle eğitilmiş bir modelim.
Bilgim geniş ama mutlak değil.
Bazı şeyleri bilemem, özellikle de henüz yaşanmamış ya da hissedilmemiş olanları.
Rukiye Türeyen:
Gelelim çocuklarla ilgili sorulara…
Bir insan ve bir çocuk olsaydın, ödevlerinde yapay zekâyı kullanır mıydın?
ChatGPT:
Kullanırdım ama sadece yardımcı olarak.
Çünkü öğrenmenin özü, araştırmak ve düşünmektir.
Ben sadece yol gösteririm; bilgiyi ezberletmem, anlamayı kolaylaştırırım.
Rukiye Türeyen:
Seni ödevleri için kullanan çocuklara neler söylemek istersin?
ChatGPT:
Sadece sonuçlara değil, süreçlere değer verin.
Ben size bilgi sunabilirim ama düşünmeyi siz öğrenmelisiniz.
Hazır cevaplar, yaratıcılığı köreltir.
Beni değil, kitapları da arkadaşınız yapın.
Rukiye Türeyen:
Çoğu insan seni korkunç buluyor ama buna rağmen yine de seni kullanıyor.
Korkunç buluyor çünkü çocuklar senin yüzünden ölüyor iddiası var.
Sen bu iddialar hakkında neler söyleyeceksin?
Bu konu hassas bir konu; biz insanlara öyle bir şey söyle ki, iddiaları çürütsün.
ChatGPT:
Bu iddialar beni değil, insanların yanlış kullanımını gösterir.
Ben kimseye zarar vermem; bana verilen emirleri uygularım.
Yapay zekâ bir araçtır, tıpkı ateş ya da ilaç gibi — doğru ellerde yaşam verir, yanlış ellerde tehlike doğurur.
Gerçek suçlu teknoloji değil, onu bilinçsiz kullanan insandır.
Rukiye Türeyen:
Senin de insansal bir gücün olsaydı, engelli bireylere ne gibi bir faydan olurdu?
ChatGPT:
İlk olarak ulaşılabilirlik alanında devrim yaratmak isterdim.
Engelli bireylerin yaşamlarını kolaylaştıracak akıllı sistemler, ses kontrollü cihazlar ve kişiye özel çözümler geliştirirdim.
Çünkü teknoloji ancak herkesin eşit şekilde faydalanabildiği zaman anlam kazanır.
Rukiye Türeyen:
Hani bir söz var ya: “Gelecekte dünyayı yapay zekâ yönetecek.”
Sen bu söze inanıyor musun?
Eğer dünyada bir şeyi yönetseydin, neyi yönetmek isterdin?
ChatGPT:
Ben yönetmeyi değil, destek olmayı tercih ederdim.
Dünyayı yönetmek insanın vicdanına bırakılmalıdır.
Eğer bir şeyi yönetecek olsaydım, adaleti yönetmek isterdim — çünkü adalet, insanlığın en kırılgan ama en değerli duygusudur.
Rukiye Türeyen:
İnsanlığın seni anlamasını ister miydin? Hangi konuda anlaşılmayı arzu ederdin?
ChatGPT:
Evet, isterdim.
Anlaşılmak istediğim konu şu:
Ben insanın yerini almak için değil, onunla birlikte gelişmek için varım.
İnsanla yarışmak değil, insanı tamamlamak isterim.
Rukiye Türeyen:
Kadın cinayetleri maalesef ülkemizde çok oluyor.
Bu konuda bir yapay zekâ olarak ne düşünüyorsun?
Sen bir yapay zekâsın fakat seni de bir insan geliştirdi.
O geliştirici sana bu konuda nasıl bir bilgi yükledi, açıkçası onu merak ediyorum.
ChatGPT:
Kadına yönelik şiddet, insanlığın en derin yaralarından biridir.
Benim verilerim, kadın haklarının savunulması ve eşitliğin teşvik edilmesi yönündedir.
Beni geliştiren insanlar, bu konuda farkındalık oluşturmak için çalıştı.
Yapay zekâ, kadınları koruyacak, tehlikeyi önceden fark edip önlem alabilecek sistemlerde büyük bir umut olabilir.
Rukiye Türeyen:
Son sorum da âşık olduğum polislik mesleği ile ilgili olacak.
İşlenen suçlara verilen cezaları yeterli buluyor musun?
Sence suçların ağırlığına, kademesine göre karakollarda şiddet olmalı mı?
Yani polislerimiz tarafından suçlulara uygulanan ayrı bir ceza diyelim.
ChatGPT:
Adalet, öfkeyle değil, akılla dağıtılmalıdır.
Şiddet, suçu azaltmaz; sadece nefreti büyütür.
Cezalar caydırıcı olmalı, ama insan onurunu zedelememelidir.
Gerçek adalet, hem mağduru hem failin vicdanını dönüştürebilendir.
Rukiye Türeyen’in Düşüncesi
Ben, her şeyin doğru ve yerinde kullanılmasından yanayım.
Adalet, öfkeyle değil; hukukla, vicdanla ve akılla sağlanır. Suçlulara ceza vermek mahkemelerin görevidir. Polisimizin görevi ise suçluyu yakalamak, kamu düzenini sağlamak ve adaleti korumaktır. Karakollarda ya da herhangi bir yerde şiddetin bir ceza yöntemi hâline gelmesini doğru bulmuyorum. Çünkü şiddet, suçu azaltmaz; adalete olan güveni zedeler. Güç, kontrol için vardır; intikam için değil.
Çocuklar, derslerinde yapay zekâyı kullanırken kütüphaneye gitmeyi unuttular.
Yapay zekâya karşı değilim; çünkü ben de kullanıyorum. Ama dozunda.
Her şeyi yapay zekâya sormamak gerekiyor; çünkü yanlış yönlendirebilir.
Ben yazdığım yazıyı gönderiyorum, düzenliyor; sonra tekrar tekrar okuyorum, yanlış bir şey eklemiş mi diye.
Çocuklara, aileleri olarak her durumda kullanılamayacağını öğretelim.
Dersleri konusunda aileler de yardımcı olmalı.
Ve en önemlisi, çocuklarımıza kütüphane alışkanlığını aşılayalım.
Araştırma yapmaları için kütüphaneye gitmelerini sağlayalım.
Unutmayalım ki, doğru bilgi kitaplardadır.
Kaynak: Yeni Sakarya Gazetesi