Bu haftaki yazımızı; değerli hocamız Prof.Dr. Kemalettin Yılmaz’ın derleyip hazırladığı,  vatsap’ta paylaştığı  ve önemsediğim, zaman zaman şair Mustafa Delibaş abimizden de dinlediğim“Necip Fazıl’dan inciler” paketinden, hazıra konarak ve  iktibas ederek okumayı sevenlere arz ediyor, istifade edenlerden olmamızı diliyorum.

           " *Ey kendi ailesine bile hükmedemeyen ilerici ( ! ), /  Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici?

            *Camiye henüz dikeyken gel, / Yatay  olarak zaten geleceksin!

            *Maalesef öz ana babasını huzurevine gönderip, evinde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

           *Yola birlikte çıktıklarını, yolda bulduklarınla değişirsen, hem yolunu kaybedersin, hem dostunu!

           *Ya sadece Allah’a baş eğer, başka hiç kimseye eğmezsin, ya da herkese başeğer, hiçbir şeye değmezsin.

           *İnsanlar ikiye ayrılır; vaktini beşe ayıranlar, vaktini boşa ayıranlar.

           *Abdülhamid Han’ı anlamak, tarihimizdeki her şeyi  anlamak olacaktır.

           *Ya İslamla yükselir, ya inkarla çürürsün. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün.

           *Siz hiçbir sarrafın malını bağırarak sattığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmazlar.

           *Soruldu mu ne bilirsin diye, haddimi bilirim demeli.Soruldu mu ne istersin diye, hakkımı isterim demeli.

           *Bir tohumda; gövdesi, dalı, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir.

           *Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam, / Geçip de anaya soran olmaz mı?

           *Ömür, ağaç dalından savrulan bir yapraktır,  / Ne kadar genç olursan ol, sonun kara topraktır.

           *Ne gelirse başımıza Hak’tandır, / Fakat geliş sebebi Hak’tan ayrılmaktandır.

           *İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır.

           *Dinde zorlama yoktur elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahrette.

           *Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak,  hiçbir şey bizim değil.

           *Biz, ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz.

           *Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık, yaşarken temiz kalsaydık, ölünce yıkanmazdık.

           *Ömrün ilk yarısı, ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da, ilk yarısının hasretiyle geçer.

           *İki çeşit insan vardır. Zaman geçtikçe hatalarıyla yüzleşip kendini düzelten,  zaman geçtikçe yüzsüzleşen.

           *Ne başını kapat altını göster,  ne altını kapat üstünü göster. Hepsini kapata imanını göster.

           *Dün geçti, bugünü düşünüyorum, yarın var mı? / Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı?

            *Kadın mezarlığa girerken başını kapatıyor, dışarı çıkarken açıyor. Ölüye karşı kapanmak, diriye karşı  açılmak ne akıldır?

            *Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.

            *Ayağın takıldığında bile “Allah kahretsin” dememelisin. Dua etmelisin ki taşa takılan bir ayağın var.

            *Şimdi Fatih Sultan Mehmet Han kalksa mezarından, ne ben onu tanırım, ne de o beni. Ama İstanbul’u Bizanslılar geri almış deyip, tekrar savaşır.

            *Allah var, fakat bizim O’ndan  sorulduğunda haberimiz var.

            *Benimki benim, seninki de senindir! Bu şeriattır. Seninki senin, benimki de senindir! Bu tarikattır. Ne benimki benim, ne de seninki  senin, her şey sadece Allah’ındır. Bu da hakikattir.

             *Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen, değerimi bildiğin gün, beni yanında bulamayabilirsın."