Türkiye geliştirdiği ve geliştirmekte olduğu savunma sanayii ile kendisine iyi gözle bakmayan tüm ülkelerin dikkatini çeker oldu…

İşte öyle bir yorum var… İstedim onu sizlerle paylaşayım…

“Yunanistan üzerinden Türkiye’yi savaşa sokmak istiyorlar…

Neden peki?

Fransa’nın Yunanistan’la askerî pakt kurması!

Türkiye, Afrika’ya açıldı. Fransa’nın Afrika’daki eski sömürgesi Mali, Senegal gibi ülkelerle derin ticarî ilişkiler kurmaya başladı.

Fransa’nın “kafasının tası attı”!

Türkiye, meşrû Libya yönetiminin daveti üzerine Libya’da “düzeni sağlamak ve barışı temin etmek” üzere Libya’ya yerleşti.

Fransa “kafayı yedi”! Hemen Yunanistan’la stratejik askerî anlaşmalar imzaladı ve askerî saldırmazlık paktı kurdu. Buna göre, iki ülke, birine yapılacak saldırıya karşı saldırının kendisine de yapılacağını kabul edecek ve saldıran ülkeye karşı, saldıran ülke NATO üyesi olsa bile, birlikte hareket edecek.

Açıkça Türkiye’nin hedef hâline getirilmesi demek bu.

Benzer diplomatik anlaşmaları veya ittifakları Almanlar da yaptılar Yunanlarla! Ve Ege’deki Yunan adalarını silahlandırdılar!

Son olarak Amerikalıların bütün Yunan anakarasına yığınla askerî üs yaparak, Yunan anakarasını silahlandırdılar, nükleer başlıklar yerleştirdiler!

Özellikle Dedeağaç merkezli bu askerî konuşlanma, Yunanistan’ın ABD tarafından işgal edilmesi anlamına geliyor aslında.

Fakat Yunanistan, bundan rahatsız değil, aksine çok memnun.

Hibe edilen silahlar, savaş teknolojileri…

Kendini Türkiye’ye karşı güvende hissetmesini sağlayan güçlü askerî ittifaklar, paktlar…

Ve her gün yenileri devreye girdirilen ekonomik yardımlar…

Bütün bunlar, niçin yapılıyor?

Yunanistan’ı korumak için mi?

İyi de Yunanistan›ı kim, kimden ve neden korumak istesin ki?

Rusya’dan mı?

Ruslar da, Yunanlar da Ortodoks değil mi? Ruslar, Yunanistan’ı karşısına alırsa, Slav / Ortodoks olan bütün Balkan halklarını ve ülkelerini karşısına almış olmayacak mı? Bütün Balkan ülkelerinde “Rusya, Slav mlav demeden Balkanlar’ı işgal edip köleleştirmekten çekinmeyecek” algısının oluşması, Rusya’nın Balkanlar’dan çekilmesi anlamına gelebilir. Rusya’nın Balkanlar’dan bu şekilde çekilmesi demek, Suriye’den de, daha genelde Doğu Akdeniz’den de çekilmesi anlamına gelecek… Rusya’nın intiharı demektir bütün bunlar!

Rusya’nın bunu göremeyecek kadar kör olduğunu düşünüyorsanız sizin neyi ne kadar görebildiğiniz sorgulanır, elbette.

Rusya’nın Ukrayna’dan sonra Yunanistan’ı işgal etmesi, aslâ sözkonusu değil. O yüzden de, Yunanistan’ın askerî olarak inanılmaz bir şekilde silahlandırılması, esas itibariyle “Rus tehdidi”nin durdurulmasını amaçlamıyor. Kaldı ki, gözle görülür, böyle somut bir tehdit yok ortada.

Türkiye’den mi korumak istiyorlar Yunanistan’ı emperyalistler?

Batılılar da, Yunanlar da çok iyi biliyorlar ki, Türkiye’nin Yunanistan’a saldırmak gibi bir emeli, hevesi, planı, programı yok.

Almanların da, Fransızların da, Amerikalıların da hedefi, Yunanistan’ı Türkiye’den gelebilecek bir saldırıdan korumak değil, Türkiye’ye saldırmak! Türkiye’yi Yunanistan’la kapıştırıp Türkiye’yi vurmak yani!

Soru şu burada: İyi de, neden Türkiye’yi vurmak istesin ki emperyalistler?

Türkiye, son on yoldan bu yana hem dış politikada Londra’dan, Washington’dan ve Brüksel’den bağımsız politikalar geliştiriyor hem ekonomik olarak büyüyor (pandemi süreci bu büyümeye elbette büyük darbe vursa da, eğer ciddi önlemler alınırsa Türkiye’nin ekonomik büyümesi sürecek) hem de Türkiye açıkça bölgenin en güçlü aktörü konumuna yükseldi, özellikle de savunma sanayisinde yaptığı büyük atılımlarla!

Özetle… Yüzyıl önce, Türkiye, Batılılara verdiği sözden ve yerden çarkediyor: Batılıların uydusu olamayacağını, medeniyet iddialarına yeniden sahip çıkacağını, bölgenin geleceğinin şekillendirilmesinde bu medeniyet iddialarının belirleyici olması için vargücüyle çalıştığını, işi, Türk devletleri arasında çok yönlü işbirliği örgütleri kuracak kadar ileri götürebileceğini gösterdi dünya âleme!

Küresel sistemin lordları, Türkiye’nin en son büyük meydan okumasının Karabağ’da yaşandığını çok iyi gördüler ve ona göre gardlarını alıyorlar!

Karabağ’da Azerbaycan’la Ermenistan savaşmadı! Karabağ’da Türkiye küresel sistemin lordlarıyla savaştı. Türkiye girdi Karabağ’a ve geliştirdiği yeni teknolojik savaş endüstrisini Ruslara, Amerikalılara, AB ülkelerine meydan okuyacak şekilde kullandı. Ve bir haftada dümdüz etti Karabağ›da Ermenistan güçlerini!

Emperyalistler Yunanistan üzerinden Türkiye’yi vurmak istiyorlar!

Türkiye’nin eli de armut toplamıyor elbette. 35 ülkenin katıldığı bir Ege deniz tatbikatı yaptı en son ve asla şantajlara boyun eğmeyeceğini ilan etti bu tatbikatla!

Türkiye, hiçbir ülkeyle savaşa girmemelidir!

Benim devlet ricalimize buradan özellikle hatırlatmak istediğim nokta şu: Türkiye, aslâ savaşa girmemelidir! Hele de başka ülkelerin yani emperyalistlerin kışkırtmalarıyla hiçbir savaşa girmemelidir!

Türkiye’yi savaşa sokmak için inanılmaz tuzaklar kuruyorlar!

Türkiye hem dik duracak hem de bu tuzaklara karşı müteyakkız olacak!

Sultan II. Abdülhamid Han’ın “Birinci Dünya Savaşı’na Osmanlı girerse, devlet elden gider” sözünü hatırlatarak eğer Türkiye herhangi bir provokasyona gelerek ya da tuzağa düşürülerek bölgesinde bir savaşa girerse, ülke parçalanır, diyorum.

Allah muhafaza.

Hem dik duracağız hem sürekli teyakkuz hâlinde olacağız hem de Türkiye’nin büyümesi ve iddialarını adım adım büyütmesi yolculuğundan asla vazgeçmeyeceğiz.

Emperyalistleri ve uydularını buradan defedene kadar bu mücadele böyle sürecek, sürmeli.

Onun için ülke içinde de istikrar, huzur ve güven ortamının tesis edilmesi zorunlu: Ekonomik kriz bir an önce çözülmeli.

Sonra gençler ve eğitim sistemine neşter vurulmalı; genç kuşağın İslâmî değerlerden uzaklaşmasının önüne geçecek güçlü, özgüveni yüksek, bizim medeniyet dinamiklerimizden beslenen uzun soluklu bir eğitim sistemi daha fazla gecikmeden inşa edilmeli. Yoksa yok olmaktan kurtulamayacağımız anlaşıldı!

Vesselâm.”

Her şeye rağmen ülkemiz savunma sanayiindeki atılımlarıyla dünyanın dikkatini çekecek noktaya gelmenin oluşturduğu güven duygusuyla yoluna devam etmektedir…