Sakaryaspor’un Hatayspor deplasmanında aldığı 1-1’lik beraberlik, skor tabelasında “kâğıt üzerinde dengeli” görünse de, aslında sezonun özeti gibi okunabilecek bir karşılaşmaydı. Çünkü artık herkesin bildiği gerçek değişmiyor: Bu takımın düşüşü bir maçta değil, uzun bir sezonun toplamında gerçekleşti.

İlk yarıda öne geçmek, özellikle moral motivasyonun düştüğü bir dönemde değerliydi. Melih Bostan’ın golü ve Selim Kütük’ün hazırladığı pozisyon, aslında Sakaryaspor’un hâlâ bireysel anlarda kalite üretebildiğini gösterdi. Ancak futbol sadece anlardan ibaret değil. 90 dakikanın tamamını yönetemediğinizde, o anlar sadece küçük tesellilere dönüşüyor.

İkinci yarıda Hatayspor’un bulduğu beraberlik golü, maçın kırılma noktasıydı. Ama belki daha önemlisi şu: Sakaryaspor’un skoru koruyamama ve oyunu tutamama problemi artık bir “maç içi aksaklık” değil, sezon geneline yayılmış bir kırılganlık.

Elbette küme düşmesi kesinleşmiş bir takım için “prestij maçı” kavramı kulağa hafif gelir. Ama aslında tam da bu tür maçlar, gelecek sezonun omurgasını kurmak için fırsattır. Ne var ki Sakaryaspor’un sahadaki görüntüsü, bu fırsatın ne kadar değerlendirilebildiği konusunda soru işaretleri bırakıyor.

Daha geniş resme bakınca, sorun sadece Hatayspor beraberliği değil. Sezon boyunca tekrar eden bir tablo var: Skor üretme anlarında yeterli süreklilik yok, öne geçilen maçları bitirme alışkanlığı yok, ve en önemlisi oyunu kontrol etme refleksi yok. Bu üç eksik birleştiğinde, sonuç zaten kaçınılmaz hale geliyor.

Gelecek sezon yeniden Trendyol 1. Ligi'ne yükselmek için mücadele edeceğiz ama şu anki görüntü ne kadar umut veriyor bilemiyorum...

Hoşça kalın, esen kalın...