“Sokağa dönük camlarda gözleriniz

Çocuk avuçlarının sildiği buğu”

Bir pencerenin altından hüzünle geçmek… Hayatta en ustalıkla yaptığım işlerden biridir bu. İş midir, ondan da emin değilim.  Bildiğim, her pencerenin bir hikâyesi olduğudur, özellikle sokağa en yakın olanların. Yaşanıp geçmiş acı tatlı olayların, kavgaların, barışmaların, uğurlamaların ya da sadece bakışmaların hüznüne kapılıp gidiveririm bir pencerenin altından geçerken. En çok da aşkların…

Çünkü pencerede aşk vardır!

“Optik ağrılar dışında

Kimi yakın kimi uzak

Zor seçimi şekillerin”

Pencere aşkı çocukluğumuzda başlar. Hayatımız sokakta, bir gözümüz pencerededir çocukken.Pencerede anne veya baba vardır…Bir çırpıda uzanıveren bir el, belki buruş buruş belki hâlâ genç… Bir dilim salçalı ekmek ya da bir bardak su vardır. Gözlük üstünden bakmalar, çağırmalar vardır akşam olduğunda. Top oynarken gözümüz oradadır; ip atlarken, misket dizerken yere… Şimdi kim kaldı pencerede? Bir hayal belki, çocukluktan kalan…

“Bu demez mi ilk bakışında

Ayrı hepsinden ötekilerin”

Geçer yıllar. Büyürüz biraz, genç oluruz…Pencere oradadır. Saatler farklıdır bu kez, pencerenin ardındakiler de… Ah, bir aralasa perdeyi… Bir kez baksa dışarıya!Lambanın ışığı, uzayıp kısalan gölgeler, belki kar ya da yağmur, üşüyen eller… O alev bakışlar ısıtır içimizi. Severiz… Yanar kavruluruz hatta! Pencere şahittir hep; boyası dökülen, içeriye yağmur sızdıran… Ayaz içimize işler bazen, uzayın bile soğukluğunu duyarız tenimizde. Ayrılamayız…

Pencerede yar vardır!

“Bakı bakı pencere gözleriniz

Açtınız kapadınız

Neydi, farkına varmadınız?”

Dıranas’ın şiirindeki gibi, yeşil penceresinden gül atan olmadı bana bugüne kadar. Benim şairlere özenip de bir pencerenin önünde serenat yaptığım olmuştur elbet. Evet, “sevda derinlerde”, ama biraz da pencere önlerindedir! Masum bakışmaların, kaçamak gülüşlerin, hızla atan kalplerin, terleyen avuçların… Kavuşmanın ve ayrılığınmekânı hep pencere…

“Onlarla baktınız, onları görmediniz

Gözleriniz…

Yalnız sevgili gözlerinin duyduğu…”

Pencerede yar yoksa hüzün vardır. Yaslanıp bir elektrik direğine umutsuzca beklemek vardır. Özlemek, unutamamak, bir umut kırıntısı aramak çaresizce… Eski güzel günleri, o aşk sarhoşluğunu anıp teselli bulmak ve yürüyüp gitmek karanlığın kalbine doğru… Oysa her şey bitmiş, kapanakalmıştır aşk, kapana kalmıştır!

“Durgun suların akışında

Gözleriniz

Ayrılık şarkılarının bildiği kuğu”

Şimdi annelerin elleri koynunda, babalar küskün ve yorgun…Yalnızlık hüküm sürüyor evlerde. Kardeş kardeşin sokağını bilmiyor! Herkes kendi derdinde… Öyleyse kapatın artık pencereleri! Çünkü aşk da artık burada oturmuyor!

Not: Alıntılanan şiir, İspanyol şair, JuanRamonJimenez’e aittir.