Kanıksanmış Dehşet: İnsanlığın Vicdan Tutulması ve Kötülüğün Sıradanlaşması
İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden biri, ADALETSİZLİĞEkarşı duyduğu o derin "infial" duygusuydu.
Bir zamanlar toplumları ayağa kaldıran, vicdanları sızlatan ve "Bu kadar da olmaz!" dedirten o keskin şaşırma eşiği, bugün yerini derin, sessiz ve ürkütücü bir KABULLENİŞE bıraktı.
Modern dünya, kötülüğü sadece bir "istatistik" veya "akışta kaydırılan bir haber" seviyesine indirgeyerek, insan ruhunun en hayati savunma mekanizması olan VİCDANİ TEPKİYİ FELÇ ETTİ.
Bugün artık cinayetler, yolsuzluklar, tecavüzler ve her türlü zulüm karşısında HAYRET ETMİYORUZ. Bu hayret duygusunun yitimi, aslında insanlığın en büyük trajedisidir.
Çünkü hayretin bittiği yerde, değişim iradesi de ölür.
Kötülüğün Banalliği ve Dijital Duyarsızlaşma
Hannah Arendt’in "kötülüğün sıradanlığı" olarak tanımladığı kavram, günümüzde hiç olmadığı kadar ete kemiğe bürünmüş durumda.
Eskiden "kötü", karanlık bir köşede gizlenen, dışlanan ve korkulan bir unsurdur.
Oysa bugün kötülük; kravatlı bir bürokratın imzasında, bir sosyal medya fenomeninin kurgusunda ya da mahallemizdeki bir esnafın "işini yürütme" biçiminde karşımıza çıkıyor. KÖTÜLÜK ARTIK YADIRGANMIYOR, çünkü sistemin her hücresine sızmış bir virüs gibi doğal bir bileşen olarak görülüyor.
Bu duyarsızlaşmanın en büyük tetikleyicisi ise şüphesiz maruz kaldığımız bilgi bombardımanıdır. Akıllı telefonlarımızın ekranında bir çocuk cinayeti haberi ile lüks bir akşam yemeği fotoğrafı arasında sadece saniyeler ve bir "kaydırma" hareketi var.
Zihnimiz, bu kadar yoğun bir vahşet verisini işleyemediği için bir savunma mekanizması geliştiriyor: Duygusal nasırlaşma. Acı, ekranın soğuk camına çarptığında etkisini yitiriyor. İŞKENCEYİ İZLERKEN KAHVESİNİ YUDUMLAMAYA DEVAM EDEBİLEN MODERN İNSAN, artık kötülüğe şaşırmayı bir "zaman kaybı" olarak kodluyor.
Ahlaki Aşınma ve "Herkes Yapıyor" Zırhı.
Toplumda yolsuzluk, rüşvet ve dolandırıcılık gibi suçların kanıksanması, kolektif bir AHLAKİ ÇÜRÜMENİN sonucudur.
Birey, çevresinde haksız kazançla yükselenleri, hukuktan kaçanları ve zulmedip de yanına kar kalanları gördükçe, kendi DÜRÜSTLÜĞÜNÜ bir "enayilik" olarak algılamaya başlıyor. "Herkes yapıyor" cümlesi, bugün dünyadaki en tehlikeli ahlaki meşrulaştırma aracı haline gelmiştir.
HIRSIZLIK, eğer ölçeği yeterince BÜYÜKSE bir "başarı hikayesine"; yolsuzluk, eğer KILIFINA UYDURULMUŞSA bir "stratejiye" dönüşüyor.
İnsanlar artık çalınan paranın miktarını değil, o parayla ne kadar GÜÇ elde edildiğini konuşuyor.
Bu durum, toplumun ETİK BAĞIŞIKLIK bağışıklık sisteminin ÇÖKTÜĞÜNÜ gösterir. Bağışıklığı çöken bir organizma, mikroplara (yani suçlara ve ahlaksızlığa) tepki vermeyi bırakır; onları vücudun bir parçası sanmaya başlar.
Adalet Duygusunun Erozyonu ve Tepkisizlik
İnsanların kötülüğe şaşırmamasının bir diğer nedeni de ADALETE olan İNANCIN sarsılmasıdır.
Şaşkınlık, genellikle "beklenmedik" bir durum karşısında verilen bir tepkidir.
Eğer bir toplumda SUÇUN CEZASIZ KALACAĞI, GÜÇLÜNÜN her zaman HAKLI çıkacağı bir "kural" haline gelmişse, o toplumda işlenen cinayetler veya yapılan haksızlıklar artık şaşırtıcı değildir. İnsanlar, sonucunu bildikleri bir FİLMİ İZLER GİBİ izliyorlar hayatı.
Cinayetler: Günlük Rutinimizin Bir Parçası.
TACİZ ve TECAVÜZ: Sosyal medyada bir günlük öfke nöbeti, sonra derin bir unutuş.
ZULÜM ve İŞKENCE: "Bizden olmayanların" başına geldiği sürece birer dipnot.
Bu tepkisizlik, aslında bir hayatta kalma refleksidir; ancak bu refleks, bizi insanlıktan uzaklaştırarak biyolojik birer makineye dönüştürür. Acıyı hissetmeyen bir sinir sistemi nasıl vücudu koruyamazsa, KÖTÜLÜĞE ŞAŞIRMAYAN bir toplum da GELECEĞİNİ İNŞA EDEMEZ.
Sonuç: İnsan Kalmanın Son Kalesi "Hayret Etmek"
KÖTÜLÜĞÜN KANIKSANMASI, insanlığın sonunu getirecek olan ASIL KIYAMETTİR.
Fiziksel bir felaketten ziyade, ruhsal bir çölleşmedir bu.
Eğer bir ÇOCUK AÇLIKTAN ÖLÜRKEN HALA İŞTAHIMIZ YERİNDEYSE,
Bir YOLSUZLUK DOSYASI karşısında "Zaten biliyorduk" deyip geçiyorsak,
Bir KADININ ÇIĞLIĞINA KULAK TIKIYORSAK; biz de o KÖTÜLÜĞÜN sessiz birer ORTAĞIYIZ demektir.
DÜNYAYI KURTARACAK olan şey, belki de yeniden HAYRET ETMEYİ ÖĞRENMEKTİR.
KÖTÜLÜĞÜ YADIRGAMAK, ONA ALIŞMAMAK, "Hayır, bu normal değil!" diye haykırabilmek, MODERN İNSANIN elindeki son DİRENİŞ HATTIDIR.
HAYRETİMİZİ KAYBETTİĞİMİZDE, HER ŞEYİ KAYBEDERİZ.
ÇÜNKÜ İNSAN, ancak ZULME ŞAŞIRDIĞI ve HAKSIZLIĞA ÖFKELENDİĞİ SÜRECE İNSANDIR. (G. Dihkan’dan alıntı)