Gezi Parkı İstanbullular için ne ise Atatürk Parkı da şehrimiz için aynı önemi ve özellikleri taşır...
Gezi Parkı’nda yeşili korumak adına ayağa kalkan çevreci zihniyet, hükümetin iyi niyetli açıklamalarına olgunlukla karşılık verip, park dışına çıkmazken; olayları çığrından çıkaran gözü dönmüş provokatörlerle polis arasındaki çatışmadan en büyük zararı asırlık ağaçlar görüyor…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Gezi Parkı düzenlemesi belediye meclisinden CHP’li üyelerin alkışladığı bir proje olarak geçerken, bugün imzalarını hiçe sayan politikalarla olayları sulandıran zihniyet aynı kaynaktan besleniyor.
Gezi Parkı “yapılaşmaya açılmasın” mücadelesi ile yanıp yakılırken, bu şehrin sembolü haline gelen Şemsiyeli Park’ta ise Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ile sırtındaki yükten kurtulup halkın istifadesine açılacak bir proje çalışması yürütülüyor.
Gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve gerekse de Sakarya Büyükşehir Belediyesi aynı iradeden besleniyor.
Gezi Parkı’nda tarihi bir zenginliğe kavuşturma eğilimi tepki görürken; Atatürk Parkı’na nargile salonları, kafeteryalar, sucukçular, fast foodçuları kaldırıp, halkın oturup eski günleri yad edeceği bir düzenleme getirilmesi neyi ifade ediyor…
Adapazarı’nda hemen herkesin katılacağı bir uygulama ile “Şemsiyeli Park’ı” geri getiren AK Parti zihniyetini çevre düşmanı ilan edip, dünyanın göz bebeği İstanbul’un Taksimi’ni cehenneme çevirmek, affedilir bir suç ve eylem olmasa gerek…
Diyoruz ki, kazananı olmayan bir ayaklanmanın tek kaybedeni, ülkemiz ve canım İstanbul oluyor.
Dileğim, daha fazla tahribat ve yıkım olmasın, canlar yanmasın ve bir ortak noktaya gelinsin; sarılsın yaralar, kardeşlik geri gelsin, gülmesin düşmanlar…
Başka Türkiye yok!
Dünyayı sarsan ekonomik krizler karşısında ülkemizi ayakta tutan gücü yok etme eylemine karşı içte ve dışta başlatılan fiziki ve sanal saldırılar, karşısında birbirimizi yersek, bugünleri çok arayacağımız bir zaman dilimi gelir çıkar arşımıza…
O zaman duyulan pişmanlıklar fayda etmez…
Akıllı olma zamanıdır bugün…
Devletin gücünü test etmek isteyenler, bindikleri dalı kesmekten öte bir şey yapmıyor.
Bilinir ki Türk’ün Türk’ten gayri dostu yoktur.
Her yükseliş döneminde, böyle belalar tezgahlanır ne hikmetse, ülkenin başına…
Önemli olan oyuna gelmemektir…
Bu doğrultuda iktidarı muhalefeti, eylemcisi direnişçisi, kim iyi niyetli ise ona Mevla yardımcısı olsun deyip, devam edelim olayları izlemeye…