*Bir Pop İslamcıya göre, memlekette halledilmesi gereken her şeyi 'Reis' halletmektedir. Dolayısıyla kendisinin sadece 'Reisi desteklemesi ve tekrarlaması' yeterli olacaktır. Fakat burada bile bir sorun vardır. Mesela Reis'in çok önem verdiği Mısır meselesinde, elçilik önü protestolara 500 kişi katılmıştır. Yani Pop İslamcı beyimiz, Reis'in duyarlılığını sürdürme konusunda bile yalan söylemektedir kendisine ve başkalarına… (İ.Kılıçaslan, Yeni Şafak )

             *İslam dünyası toplumlarında gelenekler Müslümanların akıldan feragat etmelerini, nihai anlamda bağımsız bir seçim yapmaktan feragat etmelerini, bağımsız bir düşünce iradesi ortaya koymaktan feragat etmelerini öngörüyor. Bu durum toplumlarımızda statükoların-konformizmlerin kurumsallaşmasına neden oluyor. Kurumsallaştırılmış düşünce yapılarının sınırları içerisinde yer alan Müslümanlar, farklı İslami yorumları-düşünceleri barbarca kriminalize etmeye çalışıyor. Literalist/lafzi yorumlar, akımlar, politik yönelişler, toplumların tamamına dayatılıyor. İslam medeniyetinin farklı gelenekleri-kültürleri-toplumları kuşatan-içeren özellikleri, nitelikleri unutuluyor, dikkate alınmıyor. (Atasoy Müftüoğlu )

             *Seyyid Kutub'u twitter capslerinden hiç olmazsa duymuştur. Ali Şeriati'yi de duymuştur, lakin o Şii olduğundan hemencecik nefret etmiştir. Zira Pop İslamcı için Müslüman olmanın ilk şartı Hanefi olmaktır. Daha da eğlencelisi 'itikatta mezhebin ne' diye sorulduğunda 'Sünni'yim' diye cevap vermeleridir. Vahhabilik'le selefiliği karıştıranlar bir yana, mutezileyi bir tarikat zannedenine dahi rastlanmıştır. (İ.Kılıçaslan )

            * “Bugünün dünyasında her toplumda, medya, jeopolitik çıkarların oluşturduğu gündem doğrultusunda özel bir dil, özel bir yorum biçimiyle zihinlerimizi yönlendiriyor. Her ülkede jeopolitik ihtiraslar etki çekişmelerine, jeopolitik temsillere neden oluyor. Kimi zaman ideolojik kibir, kimi zaman ırkçı-etnik kibir, kimi zaman mezhepçi kibir, bu kibir sahiplerini hakikatin sahibi oldukları iddiasına kadar sürükleyebiliyor. İdeolojik, etnik-ırkçı-mezhepçi kibir/bencillik hiçbir konuyu ahlaki temelde, felsefi temelde, İslami temelde konuşmuyor, tartışmıyor, müşavere etmiyor, yalnızca düşmanlıklar/rekabetler icat ediyor.( A.Müftüoğlu, İslami Analiz )

           * Asgari ücretmiş, gelir dağılımındaki adaletsizliklermiş, sosyal adaletin tesis edilmesi zorunluluğu imiş, mezhep çatışmasını önlemek için atılacak adımlarmış falan… Bunlarla zaten nadiren kullandığı kafasını yorma zahmetine niçin katlansın canını sevdiğim Pop İslamcımız?

Ezcümle Türkiye'de İslamcılık pek yakın zamanda kendisini ilga edecek. Hem de bizatihi, kendisini İslamcı olarak tanımlayan bu 'Popçular' yüzünden…

Ne diyordu Tunku Hasan di Tiro: 'Beni bile unuttunuz be köftehorlar. Daha ben size ne diyeyim?' (İ.Kılıçaslan, Yeni Şafak )

             *Küresel/seküler/emperyalist dünya, 1979’da İran’da maruz kaldığı derin-ağır jeopolitik hezimeti hiç unutamıyor. Bu jeopolitik hezimetin rövanşını bölge ülkelerindeki mezhepçi oportünizmi harekete geçirmek suretiyle almak istiyor. Arap Birliği, tarihinde ilk kez bölgede yaşanan Şii hareketliliği ve etkiyi kırmak üzere, Filistin için, Kudüs için kurmayı düşünmediği bir Arap Ordusu kuruyor. (A.Müftüoğlu, İslami Analiz)

                *Modern militarist sekülerizmin temel rakibinin her dönemde İslam olduğunu hatırlamak gerekiyor. Modern militarist sekülerlik bütün dünyaya, İslam dünyası toplumlarına da tek ve baskın bir ideolojik çerçeveyi, entelektüel diktatörlüğü dayatıyor. İslam dünyası toplumları, tarihin nesnesi konumuna mahkum edildikleri için genel-emperyal kabulleri sorgulayabilecek bir irade oluşturamıyor, özgür zihinsel dünya kuramıyor. Modern zamanlarda bireyler ve toplumlar, ancak, farklı tercihleri, alternatif modelleri benimsemedikleri takdirde “özgür” olabiliyor.(A.Müftüoğlu, İslami Analiz)