Taksim Gezi Parkı direnişi ile başlayıp, ülkenin diğer şehirlerine de yansıyan hükümet karşıtı eylemlerin faturasını ödemek kolay olmayacağa benziyor. 
Bizzat Başbakan tarafından açıklanan hasar tespit raporunun geçen haftaki bilançosu, son derece üzücü ve ürkütücü sonuçlar ortaya koyuyor.
Yağmalanan dükkanlar, parçalanan bankalar, yakılan özel ve resmi araçlar, yaralanan polis ve direnen eylemci sayısı, olaylar devam ettiği sürece daha da ağırlaşacak gibi görünüyor.
280 işyeri tahrip edilmiş, 207 özel, 103 polis aracı yakılmış.
11 AK Parti il binası kundaklanmış, 500’ü aşkın polis, bir o kadar da direnişçi yaralanmış…
Bunlara hafta başından bugüne uzanan süredeki olayları da eklersek, hasara yönelik rakamların çok daha fazla olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek…
Bunun neresi hak ve özgürlük arayışı…
Demokrasilerde direnişin bir de namusu olmalı…
Bu açıdan bakıldığında ortaya konan vandalizmi haklı kılacak hiçbir neden yok.
Var diyen beri gele…
Başlangıcı yeşili, çevreyi, ağacı, parkı korumak adına masumane bir talebe dayanan olayları çığrından çıkarıp, polisi tahrike varan saldırılar içerisine giren ve iyi niyet taşımayan provokatörler, sanırım şimdi ellerini ovuşturarak ülke içinde ve dışındaki düşmanlarla birlikte keyif çatmaktadır…
Bu eylem böyle sürüp gitmeyecek…
Biteceğine dair izlenimler oluşmaya başlarken, geride ülke tarihinin en karanlık sayfaları arasına girecek utanç verici görüntüler, binlerce mağdur insan, kurum ve kuruluş bırakacak…
Evet, bu direnişin faturası hayli ağır…
Kimi tutacaksın da ödeteceksin…
İçimizdeki beyinsizlerin verdiği zararın yükünü, her zaman olduğu gibi, vatandaş taşıyacak hiç kuşkusuz…
Tepkilerini, kırmadan, dökmeden ve demokratik şekilde gündeme getirenlere diyecek lafımız olamaz elbette…
Ama her dönemde ortaya çıkan ülke düşmanlarına, yaptıklarına ne buyrulur…