Milli Görüş kökenli belediye başkanları, rahmetli Erbakan Hoca’yı başbakanlığa taşıyan başarılı belediyeciliğin mimarları olarak bilinir…
İktidarın altyapısı olarak yerel hizmetlerde olağanüstü başarılar elde ettiler.
Partilerinin sonraki seçimleri kazanması asla tesadüf değildir.
Halk yerel belediyecilikte yazılan destanlara bakıp, ülkeyi de aynı anlayıştan beslenen iktidarların yönetimine bıraktı.
Muhalif cephede efsaneleşmiş belediye başkanları dahi, bu büyük teveccüh karşısında yok olup gitti.
AK Parti belediyeleri ve başkanları çevre düzenleme ve yeşillik konusunda da kimsenin eline su dökemeyeceği yeniliklere açıldı.
“Kıyamete yakın dahi olsanız, ağaç dikin” sözü doğrultusunda her yıl bir önceki yıldan daha fazla ağaç dikildi, ortalık çiçeklerden geçilmez oldu.
Bırakın başka illeri, yaşadığımız şehirde yeni açılan yollara, bulvarlara doğru bir gezintiye çıkın, sadece insanların değil, yolların, kavşakların, meydanların, park ve bahçelerin dahi yüzünün güldüğünü göreceksiniz.
Eksik bulduğumuz konularda tenkit bombardımanına tuttuğumuz belediyelere, çevre konusunda en ufak da olsa aleyhte söz söylemek, haksızlık olsa gerek…
Bu kanıya varmak için, yapılanları görmek ve eski haliyle karşılaştırmak yeter de artar…
Peki bu güzel tabloyu bir usta ressam gibi şehrin dört bir yanına işleyen belediye hizmetlerini, yatırımlarını, çiçeklerini, çimenlerini, havuzlarını, çocuk parklarını, ortak kullanım anlayışı içerisinde koruyup kolluyor muyuz…
Bu soruya olumlu cevap vermek mümkün mü…
Gelen mesaj ve telefonlar gösteriyor ki, bu konuda kültür zafiyeti içerisindeyiz.
Devletin malı sanki bizim değil…
Çiçekler koparılırken, çimenler top sahasına dönüşürken, çocuk bahçeleri, yürüyüş parkurları hoyratça kullanılırken, park bahçelerde yaya yolu dururken, çimenleri basıp topraklaştırmak, yakışır mı insanımıza…
Harcanan paraların haddi hesabı yok…
Niye yapılıyor, bütün bu masraflar…
Şehir güzelleşsin, Adapazarlı bu güzellikten nasibini alsın diye…
Oturduğu bankın önünü, yediği kabuklu yemişlerle çöp yığını haline getiren gençliğin, bu anlayışla gezi eylemi gibi, amacı farklı direnişlere katılması ne derece doğrudur.
Duyarlı vatandaşlardan gelen uyarı, telefon, mesaj ve twittler, bu toplumsal hastalığı gündeme getirmemizi istiyor.
Zaman zaman da olsa, günün değişen koşulları içerisinde gündeme getirdiğimizi ne kadar anlatsak da, okuyucularımızın “Bir kere, çok kere yazsanız ne kaybedersiniz” görüşü değişmiyor inanın…
Kentpark olmuş futbol sahası, piknik alanı…
Sararan çimleri, adeta isyan ediyor…
Bu ilin en büyük dinlenme alanı Kentpark’ın imdadına, sağanak halinde yağan yağmur yetişti…
Böylesi yeşil alanları, ortak kullanım adına temiz tutmak, korumak ve kollamak gerekmez mi…
Hoyratça kullanmak gibi toplumsal bir hastalıktan kurtulup şehrin ziynetlerine sahip çıkanlar olur ümidini, henüz kaybetmiş değiliz.
Bu vatan bizim…
Bu şehir bizim…
Böyle nefes alınacak, oturup dinlenilecek, konuşup sohbet edilecek güzelim yerlerimizi temiz tutmak, bizim için görevden öte ibadettir...