"Merhamet olmazsa fazilet kuru kelimedir."

Hz. Ali Kendisinden öğüt isteyene, "merhametli ol" demek ne güzeldir.

Abdulah ibn-i Mesud(r.a)Merhametli ol: Ey oğul! Cenab-ı Hak şefkati ve merhameti sebebiyle Musa Aleyhisselam'a peygamberlik verdi. Ey oğul! Sen de şefkat ve merhameti elden bırakma ki merteben yüce olsun. Yeryüzünde olan mahlûkata merhamet eyle.

İmam Gazalî Şu on şey insanı küçültür:
Kin gütmek
Kızmak
Kibirlenmek
Azgınlık
Münakaşa Etmek
Cimrilik
Haksızlık
İnsanlara Saygısızlık
Kötü Huyluluk
Merhametsizlik

Beyazıd Bestamî Allah'ım senin nihayetsiz affın ve merhametin bize hareketlerimizden fazla ümit veriyor ve senin merhametinin ve affedici özelliğinin verdiği güven, senin cezanın korkusundan fazla umutlandırıyor...

Zünnun Mısrî Yalnız kendini koruyan kişi merhamet sahibi değildir. Merhametli kişi başkalarının iyiliği için çalışan kimsedir. İyi kimse derdi olanlara deva olur.

Yusuf Has Hacib İnsanların seçkini, faydalı olan kimsedir, halk nazarında muteber kimse merhametli olan kimsedir.

Yusuf Has Hacib Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol
Öyle mazlum yolda kalsa, yoldaş ol

Ahmet Yesevî Sende zulüm, haset, merhametsizlik ve bunlar gibi kötü huylar olduğu halde, bunlardan dolayı kendine gücenmiyorsun da bunları bir başkasında görünce ürküp rahatsız oluyorsun. Bu ürküş, insanın kendinden ürkmesidir.

Mevlâna

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol,
Cömertlik ve yardım etmede akar su gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol

Mevlâna İnsanın merhameti, yumuşaklığı ve cömertliği kendisini düşmanlarına bile sevdirir.

Sadi Şirazî Merhametsizlik kılıcını çeken kişi, merhametsizlerin kılıcı ile ölür.

Molla Cami Allah'ın kullarına, şefkat ve merhametle muamele et. Merhamet ve şefkatini bütün canlılara ve mahlûkata bolca yay ve sakın ola ki; «Bu ottur, cansızdır, faydası yoktur.» deme! Bilâkis, senin idrakinin ötesinde, onların pek çok faydası ve hayrı vardır. Yaratılmışı, bulunduğu hâl üzere bırak ve ona Yaratıcı'nın merhametiyle merhamet et!

Muhyiddin İbn-i ARABÎ Acımak bir derttir çoğu zaman derdi acıya yığar. Mahlûkun acıması dertten doğar da Halik merhametiyle sevince boğar. Merhamet ok ok yürekler kanatır yaratılanda; merhamet eseri olarak yağmur yağmur sevindirir kulunu Yaratan da.

İskender Pala Merhamet içimizde bir yerlerde sönmeye yüz tutmuş insanlık kandilini yeniden tutuşturan ve bizi en temel halinde insanlığımıza geri çağıran bir duygu. Verecek hiçbir şey yoksa bile elinde, kardeşinin acısı için kendini verebilir, kendi ruhunu, dostluğunu, kardeşliğini ikram edebilirsin.

Kemal SAYAR Merhamet her zaman intikamdan daha değerlidir.

DUA
“Biriniz dua ettiği zaman, Allah’a hamd ve övgü ile başlasın, sonra Peygambere salât etsin, sonra dilediği duayı yapsın”buyurmuştur. (Tirmizî, De’avât, 66; Ebû Davud, Salât, 358)

Peygamberimiz (s.a.s.); sahabeden Enes bin Malik’e, herhangi bir yeri ağrıdığı zaman, şikâyet ettiği yerin üzerine elini koyup besmele ile şöyle dua etmesini tavsiye etmiştir:
“Bismillah, şu çektiğim acının şerrinden Allah’ın gücü ve kudretine sığınırım. Sonra elini kaldır, sonra bu duayı üç beş defa tekrar et.” (Ebû Ya’lâ, Zikir ve Dua, No: 1126)
-----------------------------------------------------------
ÇOCUK
Peygamberimiz evliliği, çocuk sahibi olmayı ve çocukları iyi yetiştirmeyi teşvik etmiş ve bu konuda büyüklerin sorumluluğuna dikkat çekmiştir (bkz. Buhari, I, 215).
Çocuklarına düşkün olan hanımları övmüş ve anneleri, çocuklarına karşı sevgi ve şefkatle davranmaya teşvik etmiştir (bkz. Buhari, VI, 120-121).

Hz. Peygamber çocuklarla ilgilenir, selam verir (İbn Mace, II, 1220), onların hatırını sorardı. Zaman zaman çocukları ve özellikle torunlarını sırtına bindirirdi. Hoşlanacakları adlar takarak çocuklarla şakalaşır ve onları eğlendirirdi.
Bütün bu sıcak yakınlıktan dolayı çocuklar Onu (sav) çok sever, bir yolculuktan döneceği zaman kendisini karşılamaya çıkarlardı (İbn Hanbel, IV, 5; Ebu Davud, III, 219).

Hz. Peygamber çocuğa iyi bir terbiye ve eğitim verilmesini çocuğun babası üzerindeki hakları arasında saymıştır. Terbiyeyi ana-babanın çocuğuna bırakacağı en güzel miras olarak değerlendirmiştir (Tirmizi, IV, 337).
Anne-babanın çocuklara (öpücüğe varıncaya kadar her konuda) eşit muamele yapmasının onların görevi ve çocuğun da doğal hakkı olduğunu bildirmiştir (İbn Hanbel, IV, 269). Bu konuda çocukların kız-erkek, büyükküçük, öz veya üvey olması arasında fark yoktur.

İslam alimleri altı yaşından önce çocuğa herhangi bir nedenle vurulmasının haram olduğunu, ayrıca farzı ilgilendirmeyen konular için çocuğa asla vurulmaması gerektiğini klasik dönemden itibaren belirtmişlerdir. Hz. Peygamber'den rivayet edilen "on yaşına geldiği halde namazı ihmal ediyorsa döverek kıldırma" ifadesi hayatında hiçbir çocuğa vurmamış olan Peygamberimizin namaz konusunu ne kadar ehemmiyetli gördüğünün bir yansımasıdır. Bu hadisi yorumlayan ulema 10 yaşından sonra çocuklara terbiyevi amaçlı vurmayı "yaralayıcı olmamak, üç darbeyi geçmemek ve başa vurulmamak" gibi kurallarla sınırlamışlardır (bkz. Kütüb-i Site Tercüme ve Şerhi, İbrahim Canan, c.8, s.231).
--------------------------------------------
KURUKALABALIK

Muzaffer Ozak Hoca'nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
- Selâmunaleyküm babalık... diye selâm verince, hazret selâmı alır:
- Aleykümselâm kurukalabalık...
------------------------------------------------
ÇOK YÜZLÜLER
Mehmed Âkif, ikiyüzlü insanlara çok kızardı. Bir gün bir arkadaşına şöyle dedi:
- İkiyüzlüleri artık sever hale geldim. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.