Pazar günü kendi sahamızda oynayıp da 0-1 kaybettiğimiz maçın ikinci yarısında, Gökhan Yazıcı’nın alkışlanacak yükselişi ile attığı o müthiş kafa golünü iptal eden hakemin iyi niyetli olduğunu söylemek için, insanın meşin yuvarlağa top değil de, kabak demesi lazım…

Şampiyonluk mücadelesi veren bir takımın kaderiyle oynayan, böylece telafisi mümkün olmayacak derecede kul hakkı gasp edip giden, maçın Kayserili hakeminin işlediği sportif cinayeti, ekranlardan tekrar tekrar izledim…

Nitekim onun bu fahiş ve ön yargılı kararına, topun filelerle buluşmasını takiben müsabakanın yan hakemi dahi katılmayıp santraya koşarken, bu kötü niyetli hakemin insafsızlığına isyan eder gibiydi…

Duyduk ki bu hakemin şeceresi bozuk…

Öyle olmasa, geçerli olduğuna yönelik hiç kimsenin en ufacık dahi şüphesi olmayan harika bir golü saymayışını affedecek, hiçbir vicdan sahibi olamaz...

Bu durum bizi ligin en kritik haftalarında “düğmeye basan birileri mi var” sorusu ile baş başa bıraktı...

Bugüne kadar kaybedilen puanlarda hakem hatası arayan hiçbir görüşe katılmayıp ilgi göstermediğim gibi, hakemlerde hata aramaya da hep karşı çıktım...

Ancak bu defa farklı…

Maçın hakemi, çalıp gittiği kul hakkının getirdiği vicdan azabından kolay kolay kurtulamayacaktır sanırım...

Eski bir futbolcu olarak böyle kesin bir dille suçladığım hiçbir hakem olmamıştı, bundan sonra olur mu bilemem!

Bütün bunlar Sakaryaspor’un zayıf rakibi karşısında maçı Gökhan’ın kafa golü hariç, kazanacak bir aksiyon ortaya koyduğu anlamına gelmesin...

Bu grupta maçlar genel olarak hep böyle geçiyor…

Bu defa kötü niyetli bir hakemin kurbanı olmanın üzüntüsü ve acısı oturdu yüreğimize…

O nedenle; Sakaryaspor Yönetimi, maçın özellikle de golün görüntüleri ile Futbol Federasyonu’na itirazla bu kötü hakemin sahalardan uzaklaşmasını sağlayabilir…

“Biz yandık, başkaları yanmasın” diyerek…

Boyu uzun, düdüğü şaibeli ve ön yargılı bu hakem unutulacak gibi değil!

Hatırlanırsa günün birinde, bilsin ki asla hayırla yad edilmeyecektir…