Ramazan ayının bir adı da bereket ayı olsa gerek…
Girmediği semt, mahalle, cadde, sokak, ev, gönül yok neredeyse…
Yüzü güler insanın, 11 ayın sultanıyla buluşunca…
Yardımlaşma, dayanışma, selamlaşma alır başını gider.
Böyle olduğunu gösterir örnekler o kadar çok ki…
Hangi birini anlatalım…
Aralarında benim de bulunduğum 1994-99 Belediye Meclisi döneminde yürürlüğe konulan SAKVA’yı anlatmaya kalksan, sayfalar almaz…
Garip gurabanın, fakirin yoksulun, yolda kalmışın sığındığı bir kurum olarak, belediyenin yüz akıdır adeta…
Topladığı yardımları yerine ulaştırmada oynadığı rol bir yana, kursağına sıcak aş düşmeyeni bulup evine servis yapan SAKVA’nın hizmeti, özellikle Ramazan ayında doruk noktaya ulaşır...
Son aylarda muhacir durumuna düşmüş, komşu ülke vatandaşına sağladığı imkanlarla zirve yapan SAKVA’nın yardım anlayışına, gel de şapka çıkarma…
Mutfağının özel bölümünden sağladığı girdileri yanında, yapılanları, görüp de duygulanan ve SAKVA’nnın hizmet kervanına katılıp çorbada benim de tuzum olsun diyen hayırsever Sakaryalılar’ın ilgisi, bu ilin insanına yakışır ve yaraşır çarpıcı bir özelliktir sanırım…
Ramazan ayında SAKVA’yı yalnız bırakmayıp halk iftarlarında vatandaşla aynı sofra etrafında buluşan başkanlar ve belediyelerin böyle de bir görevi olduğunun bilinmesi açısından da önemlidir, iftar akşamları…
Bunu belediyecilik anlayışı içerisinde yerine getiren başkanlar, siyasi çığırtkanların söylediklerini atıp bir kenara, her akşam o mahalle senin, bu ilçe benim koşturmaya devam ediyor.
Bu konuda rakipleri yok.
Her zaman ve zeminde olduğu gibi, yine birbirleriyle yarışıyorlar.
Bu organizasyonu gerçekleştirmede olağanüstü gayret gösteren SAKVA yetkililerinin yüreği de bu ulvi duygularla çarpınca dağıtım işinde aksama olmuyor.
Dualar yükseliyor semâya, açılan eller eşliğinde…
Yoksulu doyurma, garibanı sevindirme ve her türlü dayanışma bizim kültürümüze has, çarpıcı bir özelliktir…
Kimse kalkıp “Bu iş kimin kesesinden yapılıyor” şeklinde karalamaya girişmesin…
Ecdat dün bu konuda ne yaptıysa, belediyeler ve sosyal devlet de onu yapıyor.
Kimsenin bizim milletimize has bu enfes özelliği sulandırmaya, siyasete kurban etmeye hakkı yoktur.
Gizli ya da açık yapılan bu büyük hizmette kimse aç ve açıkta kalmıyorsa, hizmeti sunan ancak takdir edilir, tenkit değil…
Zira devletin ve belediyelerin böyle bir sorumluluğu vardır.