Gün boyunca beslenmesine dikkat eden, öğünlerini düzenli geçiren ve hatta tatlı tüketmemek için kendini zorlayan pek çok kişi, akşam saatlerinde kendisini mutfakta tatlı ararken bulabiliyor. Yemekten sonra çikolata yeme isteği, televizyon karşısında tatlı bir şeyler atıştırma alışkanlığı ya da tok olunmasına rağmen bastırılamayan şeker isteği… Peki, akşamları neden tatlıya karşı daha fazla istek duyuyoruz? Bu durum yalnızca irademizle mi ilgili, yoksa vücudumuzun bize anlatmaya çalıştığı başka bir şey mi var?
Aslında akşam saatlerinde artan tatlı isteği; gün içerisindeki beslenme düzenimizden uyku kalitemize, stres düzeyimizden duygusal alışkanlıklarımıza kadar birçok farklı faktörle ilişkili olabilir.
Gün İçinde Az Yemek, Akşam Daha Fazla İstemek
Akşam tatlı krizlerinin en önemli nedenlerinden biri, gün içerisinde yetersiz beslenmektir. Kilo vermek amacıyla kahvaltıyı atlamak, öğle yemeğini geçiştirmek, öğünlerde yeterli protein ve lif almamak ya da uzun süre aç kalmak, günün ilerleyen saatlerinde açlığın ve yeme isteğinin artmasına neden olabilir.
Özellikle çok düşük kalorili diyetler uygulayan kişilerde vücudun enerji ihtiyacı yeterince karşılanmadığında, enerji açısından yoğun ve kolay tüketilebilen besinlere yönelme görülebilir. Şekerli yiyecekler de bu noktada cazip hale gelir.
Bu nedenle gün içerisinde kendimizi ne kadar fazla kısıtlarsak akşam saatlerinde o kadar başarılı olacağımız düşüncesi her zaman doğru değildir. Aksine, sürdürülemeyecek kadar kısıtlayıcı beslenme programları, akşamları kontrolsüz yeme isteğini artırabilir. Sağlıklı kilo yönetiminin temelinde aç kalmak değil, vücudun ihtiyaçlarını karşılayan dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak vardır.
Tatlı İsteği Kan Şekeriyle İlişkili Olabilir mi?
Öğünlerin içeriği de tatlı isteği üzerinde etkili olabilir. Özellikle protein, lif ve sağlıklı yağlar açısından yetersiz; rafine karbonhidratlar açısından zengin öğünler, bazı kişilerde tokluk süresinin kısa olmasına ve yeniden yeme isteğinin daha erken ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Örneğin öğle yemeğinde yalnızca hamur işi tüketmek ile sebze, yoğurt, yumurta, et veya kurubaklagil gibi protein kaynakları ve tam tahılları içeren dengeli bir öğün tüketmek aynı tokluk deneyimini oluşturmayabilir.
Ancak her tatlı isteğini kan şekeri düşüklüğüne bağlamak da doğru değildir. Kan şekeri düzeyleri; öğünün içeriği, fiziksel aktivite, kullanılan ilaçlar ve kişinin sağlık durumu gibi birçok faktörden etkilenir. Özellikle tatlı isteğine titreme, soğuk terleme, çarpıntı veya baş dönmesi eşlik ediyorsa durum yalnızca bir beslenme alışkanlığı olarak değerlendirilmemeli, sağlık uzmanına danışılmalıdır.
Stres, Yorgunluk ve Duygusal Açlık
Akşam saatlerinde tatlı isteğinin artmasının bir başka önemli nedeni de günün getirdiği zihinsel ve duygusal yorgunluktur. İş yoğunluğu, sorumluluklar, stres ve gün boyunca ertelenen kişisel ihtiyaçlar, akşam saatlerinde kendimize küçük bir ödül verme arzusunu artırabilir.
Tatlı tüketimi kısa süreli bir haz ve rahatlama hissi sağlayabilir. Özellikle çikolata, kek veya sevilen bir tatlı, zamanla günün yorgunluğunu geride bırakmanın bir yolu haline gelebilir. Böylece fiziksel açlık olmasa bile belirli saatlerde tatlı arama davranışı gelişebilir.
Burada kendimize şu soruyu sormak önemlidir: Gerçekten aç mıyım, yoksa yorgun, stresli, sıkılmış ya da üzgün mü hissediyorum?
Bu sorunun yanıtı, yeme davranışımızı daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Çünkü duygusal yeme davranışını yalnızca yasaklarla kontrol etmeye çalışmak çoğu zaman yeterli değildir. Dinlenmeye zaman ayırmak, kısa bir yürüyüş yapmak, sevdiğimiz bir etkinlikle ilgilenmek veya günün stresini azaltacak alışkanlıklar geliştirmek de sürecin bir parçasıdır.
Uykusuzluk Tatlı İsteğini Artırabilir
Uyku düzeni ile iştah arasında da önemli bir ilişki bulunur. Yetersiz uyku, açlık ve toklukla ilişkili biyolojik süreçleri etkileyebilir; enerji yoğun, şekerli ve yağlı yiyeceklere yönelme eğilimini artırabilir.
Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, özellikle ekran karşısında vakit geçirirken farkında olmadan atıştırmayı da kolaylaştırabilir. Bu nedenle sürekli akşam tatlısı arayan bir kişinin yalnızca beslenme listesine değil, uyku saatlerine ve uyku kalitesine de bakmak gerekir.
Düzenli uyumak, gün içerisinde yeterli beslenmek ve öğünleri kişisel ihtiyaçlara göre planlamak, tatlı isteğinin yönetilmesine yardımcı olabilir.
Tatlıyı Tamamen Yasaklamak Çözüm mü?
Beslenmede sık yapılan hatalardan biri, tatlıyı tamamen yasaklanması gereken bir besin grubu olarak görmektir. Bir besini kesinlikle tüketmemeye karar vermek, bazı kişilerde o besine yönelik düşüncelerin ve isteğin daha da artmasına neden olabilir.
Elbette ilave şeker tüketimini sınırlamak ve günlük beslenmede besin değeri yüksek seçeneklere öncelik vermek önemlidir. Ancak sağlıklı beslenme, sevilen bütün yiyeceklerden vazgeçmek anlamına gelmez. Kişinin sağlık durumu, enerji ihtiyacı ve beslenme hedefleri doğrultusunda tatlı tüketimi de dengeli bir beslenme düzeni içerisinde değerlendirilebilir.
Akşam tatlı isteği geldiğinde öncelikle gün boyunca yeterli beslenip beslenmediğimizi gözden geçirmeliyiz. Ana öğünlerde protein ve lif kaynaklarına yer vermek, uzun süreli açlıklardan kaçınmak ve ihtiyaç duyulduğunda planlı bir ara öğün tüketmek faydalı olabilir. Meyve, yoğurt ve tarçın gibi seçenekler bazı kişiler için uygun alternatifler oluşturabilir. Ancak bunları tüketmek zorunlu değildir; önemli olan kişinin ihtiyacına ve tercihlerine uygun bir düzen kurmaktır.
Tatlı isteği sürekli kontrol kaybına, yoğun suçluluk duygusuna veya belirgin sıkıntıya neden oluyorsa profesyonel destek almak da önemlidir.
kaynak: yeni sakarya gazetesi