Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeniden seçimin tarihi olarak 1 Kasım 2015’i işaret etti...
Ancak tarih henüz netleşmiş değil…
Buna rağmen partiler, harekete geçerek, birbirlerini yoklama yoluyla siyasi atışma ortamına çekmeye başladı şimdiden...
Nitekim ilimizde gerek CHP’den ve gerekse MHP’den milletvekili seçilen Özkoç ve Açba “Oyunu bozan biz olmadık” türünden düşük profilli çıkışlarıyla, gelecekte parti sözcülerinin nasıl bir politika izleyeceğinin ipuçlarını verir gibiydi…
Koalisyon görüşmelerinde herhangi bir anlaşma olmasa da ortalığı germe konusundaki 7 Haziran seçim öncesi saldırı dili yerine, birbirlerine nazik bir üslup takınan parti sözcülerinin tavrı, ülke geleceği adına bir nebze de olsa ümit vermişti…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hükümet kurulma süresi sonunda vardığı sonuç ve gelinen nokta da göstermiştir ki, seçim yorgunu halkımızın çoğu her şeye rağmen yeni bir seçimin şart olduğunda birleşiyor...
Parti değil, “önce vatan” anlayışıyla yola çıkıp tıpkı koalisyon görüşmelerinde sergilenen olumlu ve ılımlı dilde ısrar etmek, geleceğin kazançlı partisini tayinde önemli rol oynayacak, hiç kuşkusuz…
PKK ile yürütülen acımasız çatışma sonucu toprağa düşmüş şehitlerimizin acısı dağlarken yüreklerimizi ve çatışma devam ederken, ülke menfaatlerini atıp bir kenara, yapılan post kavgasının hiçbir partiye yararı olmaz…
Olursa ancak zararı olur...
O nedenle kısa süre sonrasında yenilenecek seçimde öncelik, her açıdan ve her yönüyle ülke çıkarları esası üzerine olmalı…
İçinde bulunulan ve yeniden hortlayıp servise konulan PKK terör belası, bu defa hükümet olayı olarak değil, bir devlet meselesi halinde ele alınıyor, o nedenle şartların değiştiği görülüyor…
Isıtılıp ısıtılıp ülkenin önüne getirilen bu acımasız kardeş kavgasının son bulması için, ne yapılması gerekirse o yapılıyor…
Devlet, bıçak kemiğe dayanmış olmalı ki, PKK’nın anladığı dili kullanmaya başladı...
Bu şartlar, galip geleni ve kaybedeni önceden belli bir çatışmanın habercisi olsa gerek…
Öyle olmasaydı eğer, ABD ve Batılı ülkeler ağız değiştirip Türkiye’yi suçlar hale gelir miydi bu kadar kısa sürede…
Devam eden çatışmanın ne zaman ve nasıl biteceğine devletimizin karar verecek olması, geleceğe yönelik barış ve zafer ümitlerimizin artışını gösteriyor...
Sabrederek ve dua ederek bu amansız kavganın sona ermesini bekliyor halkımız, nefretini ve de ümidini saklayarak içinde…
Bu duygularla kapatmak istiyor devletimiz, bir daha açılmamak üzere bu kanlı dosyayı…