MHP’nin geçen dönemde Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Münir Kutluata ile o dönemde Büyükşehir Belediye Başkan adayı Enver Toçoğlu’nun da bulunduğu bir basın toplantısına katılmıştım.
Tunatan Serdivan Tesisleri’nde gerçekleşen toplantıda konuşmacılar, AK Parti’yi adeta topa tutuyordu.
Sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan bindirmedikleri konu kalmıyordu.
Sanırsınız memleket batmış, yanmış, yıkılmış.
Konuşulanları dinledikten sonra, daha gelmeden bir saat önce okuduğum gazeteden örnekler vererek, pek çok konuda söylenenlerin aksine ülkenin önemli bir mesafe aldığını, özellikle de IMF’den borç almak bir yana, yakında borç verecek hale gelindiğini söyledim…
Prof. Dr. Münir Kutluata’dan önce, Başkan Vekili Salih Okutan devreye girerek yazılıp, çizilen ve söylenenlerin doğru olmadığını, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını iddia ediyordu.
O zaman söylenenlerin aksine doğru olduğunu, yakında ayrıntıların daha detaylı ülke gündemine geleceğini söyleyip, lafı uzatmak yerine dinlemekle yetinmiştim.
IMF ile ilgili gelişmelerde son durum hayli iç açıcı.
IMF’ye olan borcun son taksiti 468,6 milyon dolar, 14 Mayıs’ta ödenip, ülkeyi darda bırakan ilişkiye son nokta konulmuş olacak.
Bir zamanlar içerdeki çıkar grupları eski alışkanlarıyla kısa sürede köşeyi dönmek için, hükümeti IMF’den borç alması için ne kadar da zorlamışlardı oysa…
Hatta bu talepleri yerine getirmesi için, AK Parti hükümetini tehdit eder hale gelmişlerdi.
Sonra ne oldu?
Hükümet hem içte, hem de dışta dik duruşunu sürdürdü ve gelindi bugünlere…
IMF’ye sırtını dönmekle ülkemiz çok şey kazandı.
Borç alan değil, borç veren ülke konumuna yükseldi her şeyden önce…
Stand-by anlaşmaları ile ülkesini borçlandıran ülke olmaktan çıkıp, IMF’ye borç verecek hale gelen bir ekonominin nimetlerini toplamaya geldi sıra…
Terör belası da bitince, 2023 hedeflerini daha kısa sürede yakalayacak güçlü bir ülke konumuna gelmek artık rüya olmaktan çıkıyor.
Ne yazık ki bu inanılmaz gelişmeye kafası basmayanlar, karamsar bir tablo çizmekle meşguller hala…
IMF vesayetinden ülkeyi kurtaran hükümet, ülkenin nimetlerini sömüren bir avuç zengin yerine, fakirlerin dinamizm kattığı güçlü bir ekonomiye doğru götürüyor ülkeyi adım adım…
1960 darbesiyle açılan IMF’ye yolculuk tarihe karışacak böylece...
Gelir dağılımındaki yılların hastalığı giderek rayına oturacak.
Bundan gayri bizim IMF’ye gebeliğimiz olmayacak.
Aksine IMF’ye borç veren bir ülke haline gelinecek.
O günler uzak değil…
Değerli siyasetçi Salih Okutan’ın o sözlerinden yola çıkıp, yaptığını değerlendirmede gösteriyor ki, gelecek ülkemiz ve insanımız için aydınlık…
Yeter ki doğrular üzerine kurulsun siyaset ve buna göre yapılsın her hizmet…
Baki olan ülkemizdir, koltuklar değil…