Yaprakpen PVC Alüminyum ile Aydın Panjur ve Kepenk Grubu’nun seçimi kazandığı 32. Meslek Komitesi’nde ilginç bir gelişme yaşandı…
SATSO sitesinde kaybeden SİNTAŞ Plastik ile Kardeşler Alüminyum da yer alınca, tebrikler her iki gruba da yağmaya başladı…
Kaybeden taraf, gelen tebriklere nasıl cevap vereceğini şaşırdı…
Ve neden sonra yanlışlığın nereden kaynaklandığı ortaya çıktı.
Her iki grup alt alta “kazanan” olarak SATSO sitesinde yayınlanmış meğer…
Kısa süre de olsa “kazananlar” tarafında gösterilip tebrik edilen gruba bir dahaki dönemde başarılar dilerken; Bizim Bahçe’nin “Mor menekşeleri”, seçimin galibi YaprakPen ile Aydın Panjur’un sahiplerine gidiyor…
BAHAR GELDİ GEÇİYOR
Tabiatın uyanışı tamamlanmak üzere, etraf yeşillendi…
Yazın kavurucu sıcakları kapıda…
Yanmadan, yakınmadan baharın tadını çıkaralım…
Bu şehrin iki delisinden biri olan Lütfi Salkım göndermiş bir bahar yazısı “Bahar Temizliği” başlığı altında…
Hele bir okuyalım, sonra diyelim son sözü…
“Yazmayan kalemleri.
Sayfası bitmiş defterleri.
Kulpu kirik fincanları...
Zayıflayınca giyerim kotunu.
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi...
Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık
meçhul olan o anahtarları…
Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple
poz verdiğiniz fotoğrafı...
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı Allah aşkına) atın...
Ohhh! Bir ferahlayın bakalım.
Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın...
Olacaktı, “son anda olmadı”ları atın, olmamış işte...
Takılıp kaldığınız o günü...
Düşünüp durduğunuz o lafı...
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü...
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o olayı atın...
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini,
Kestiğiniz eski gazete kupürünü,
İçinizi kemiren o ukdeyi atın...
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi...
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını atın.
Cevabi olmayan soruları,
Kaçırdığınız fırsatları,
Atıldığınız işleri,
Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını atın.
Arkanızdan konuşanları,
Önünüzü kapayanları,
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
“Şimdiki aklım olsaları”
Aldığınız en kötü karneyi…
Hatta en iyi karneyi…
Çalışmayan saatleri...
İşe yaramayan fikirleri,
Kaçan trenleri,
Zamansız yaşlandıran dertleri,
O gün olanları,
Halının altına süpürdüklerinizi,
Dolabın dibine iteklediklerinizi atın…
Bakın, ne güzel güneş çıktı.”
Baharın tadını çıkarmak için yerine getirin yukarıda tespih tanesi gibi sıralanmış öğütleri…
O zaman göreceksiniz, adı da tadı da bir başka olur baharın!
Keşke herkes kendince ve gönlünce bahar temizliğine kalkabilse ve pırıl pırıl yapsa yüreğini…
İşte o zaman inanın, gözler bir farklı bahara ve bir huzurlu dünyaya açılır, hiç kuşkusuz…
Teşekkürler, bu şehrin delisi…
Salkımzade Lütfi Efendiye, Bizim Bahçe’nin “Erguvanları” gitsin istedik bu güzel yazı nedeniyle…