Bir değerli dostum ve ağabeyim anlattı…
Yaklaşık on gün önce parkta dolaşırken, bir ağlama sesi duymuş.
Nedir diye o tarafa doğru yönelmiş.
Bakmış ki, 18-20 yaşlarında bir kız çocuğu hüngür hüngür ağlıyor.
Yanına yaklaşarak, niye ağladığını sormuş.
Cevap vermeyip, ağlamaya devam etmiş. Öylesine bir ağlama ki, iki gözü iki dere halinde ve hıçkırıklara boğuluyormuş. Ağlaması epeyce uzaktan duyuluyormuş.
Park gezginlerinden biri daha gelmiş ve ikisi beraber teskin etmeye ve ağlama nedenini öğrenmeye çalışmışlar.
Sonunda cevap vermiş.
“Sevgilim beni terk etti” demiş.
Uzun tavsiye ve telkinlerden sonra onu teskin edebilmiş ve ağlamasını durdurabilmişler.
Belli ki, sevgilisine çok yakın bulunmuş ve ona çok güvenmiş. Erkek arkadaşı da hevesini almış ve onu ortada bırakarak gitmiş.
Kendisini terk edince de, çaresizlik içinde kalmış, yıkılmış ve parkın ortasında, hiç kimseye aldırmadan, var gücüyle ağlamaya başlamış.
Bu olay, genç kızlarımız ve gençliğimiz için istisna değil.
Vahşi Kapitalizmin, dünyevileşme ve sekülerleşmenin gençlerimizi savurduğu örneklerden sadece biri.
Maalesef gençliğimiz sahipsiz!
Televizyon, telefon ve bilgisayarın esaretine girmişler.
Bu üç yalancı alette gördükleri yalancı dünyaya kapılmış gidiyorlar.
İyisinden yeme içme, iyisinden giyme, gezme ve tozma, arkadaş bulup fingirdeşme, geriye bir zaman kalırsa, onu da bu üç yalancı alet ile geçirme dışında bir dert ve gayeleri yok.
Aileler çoğu kez eğitimsiz ve bilinçsiz. Ya da kontrolü kaybetmiş.
Zaten kontrolü bu üç yalancı alet ele geçirmiş! Aile reisi ve ebeveynlerin yerini bunlar almışlar. Ailelerin çoğu çaresiz kalmış. İşin bilincinde olanlar bile bir şey yapamaz hale gelmiş.
Mekteplerde zaten bu anlamda çocuklara hiçbir şey verilemiyor.
Çevreden de alabilecekleri müspet hiçbir şey yok.
Yerel idarelerden bu konuda en ufak bir hareket yok.
Devlet de bunlara sahip çıkmayıp, “özgürlük” gerekçesi ile serbest bırakınca,
Sokakları, parkları, kafeleri mekan tutmuşlar.
Hiçbir sınırlama koymadan erkek arkadaşları ile düşüp kalkmaya başlamışlar.
Edep, haya, utanma, mahremlik, helal, haram ne varsa rafa kaldırılmış.
Nikah olmadan ve hukuki bir hak zemini oluşturmadan yakın ilişkiler başlayınca,
Parkta hüngür hüngür ağlayan kız çocuğunun akıbeti kaçınılmaz olmuş!
Gençliğimizin içine düştüğü kötü durumlardan sadece bir örneği bu.
Daha başka kötü alışkanlıkların da var olduğunu hepimiz biliyor, çevremizde görüyor, televizyonlardan izliyoruz.
Bu durum böyle giderse, gelecekte daha büyük felaketlerle yüzleşmemiz kaçınılmaz.
Bu böyle gitmemeli. Hiç şüphesiz aile ve mektepler, yani, ebeveyn ve mektep eğitimi bu işi ciddiyetle ele almalı.
Ama en önemlisi yerel idarelerin ve devletin bu konuda gerekli tedbirleri alması, çocukları bu tuzaklara düşmekten uzak tutacak caydırıcı yasal yolları bulmasıdır..
Hiç kimse bunu özgürlük kapsamında göremez, görmemeli.
Biz Müslüman bir toplumuz. Bizim inancımızda, kültürümüzde, örf ve adetlerimizde, gelenek ve göreneklerimizde, dahası genlerimizde böyle bir şey yoktur. Bunun akli ve insani bir yönü de iddia edilemez.
Bunlar, ahlaki değerler de dip yapmış Batı toplumunun, vahşi kapitalizmin, dünyevileşmenin, insani erdemleri kaybetmenin, yaratılış gayesini unutmanın, fıtrata ters düşmenin, imtihanın, vahyin ve aklın egemenliğinden çıkıp, nefsin, şeytanın, tat ve hazzın egemenliğine girmenin sonuçlarıdır. Seküler hayatın yozlaşmış ve çürümüş yaşam tarzı, kültürü, hastalıkları ve bize ihracıdır. Ahlaksız evlilik pıroğramlarının ve benzeri şehevi yayınların ürünleridir.
Aile, çevre ve mektep eğitiminden başlayarak, gayriahlaki tüm yaklaşımlara uygun zemin bırakmayacak, yasa ve kolluk tedbirlerini almak, yerel idareler ve devlet olarak gençlerimizin onun bunun kucağına düşmesini önleyecek bir çalışmanın içine çok acil olarak girilmelidir.
Biz “evet ve hayır” tiyatrosu ile oyalanırken, dış düşman ile cedelleşirken, içerden vurulduğumuzu, sürekli kan kaybettiğimizi görmeli, uyanmalıyız!
Geleceğimiz olacak bu çocukları, bu bataklıktan kurtarmalıyız.
Daha fazla geç kalmadan!
Kız çocuklarına da şunu demeliyiz: “NİKAH OLMADAN TAMAMEN MESAFELİ DURUNUZ!” Haram helal sınırlarını gözetiniz. Kendinizi kullandırmayınız!
Erkek çocuklarına da: “Kendi kız kardeşinize yapılmasını istemediğinizi, başkasına yapmayınız!” Haram ve helal sınırlarını siz de gözetiniz! Kız çocuklarına “haram “ olan, size de “haram” dır. İnsan olunuz! Sokakta o işleri yapan diğer canlılardan, akıl sahibi olarak farklılaşınız!