Şehri bekleyen tehlike trafik. Şehir içi trafik her geçen gün içinden çıkılamaz daha da sorunlu hale dönüşmeye başladı. Sorunun ulaştığı boyut şehir merkezinde günün önemli saatlerinde çileli bir hal aldı.

Bu hususta ki tüm uyarılara yetkililerin verdiği cevap, her gün trafiğe kaç yeni araç çıkıyor biliyor musunuz oldu! Yani sorunun tespiti araç sayısının artmasına bağlandı. Meseleye bu açıdan bakarsanız, çözüm de üretememiş olursunuz ki bugün de yaşadığımız tam da bu!

Sorunun adını böyle koyuyorsanız, çözüm de son derece kolay. Yeni araç alımını engellersiniz (yasaklarsınız), trafiğe çıkan araç sayısını sabitler ve sorunu da çözmüş olursunuz! Bu yöntemde sizin yönteminiz olur, bu uygulama ile de tarihte önemli bir yer edinir, sürekli de anılırsınız!

Gelişmiş toplumlarda uygulanan metod pek tabi sizin tespit ettiğiniz türden değil. Trafik yoğunluğu önceden tespit edilir ve planlamada bu tespit üzerinden yapılır. Şehir merkezleri tesadüflere bırakılarak planlanmaz, cadde genişlikleri, yol akışları planları ve iş merkezleri, yerleşim birimleri bilimsel veriler ile oluşturulur.

Bu hali ile de trafik bu merkezler de sorunlu akmaz. Bizim ilimizde ki sorunu İl Emniyet Müdürü Mustafa AKTAŞ tarif etmiş. Temel sorunun altını çizmiş ve yerinde bir tanımlama da bulunmuş. İl merkezinde ki trafik yoğunluğunun en önemli sebebinin dolmuşların oluşturduğunu ve bizde kullanılan dolmuş kültürünün üçüncü dünya ülkelerinde kullanıldığını belirtmiş.

Müdür Aktaş’ın tespitine katılmamak mümkün değil. İl merkezinde hareket eden araç sayısı dikkatle incelendiğinde dolmuş sayısının fazlalığı göze çarpmakta. Birde bunun yanında dar caddeler bu yoğunluğu kaldıramaz halde. Tüm olumsuz koşullar birleşince trafik ve merkezde yaşam çekilmez bir boyuta ulaşıyor.

Çözüm ise otoritenin belirlediği gibi değil tabi, trafiğe yeni araçlar çıkacak, çıkmalı da. Yoğunluk olacak, olmalı da. Öteden beri söylenir de yazılır çizilir de şehir içi ulaşım mutlak hafif raylı sisteme dönüştürülmeli. Sorunun çözümü bu kadar basit ve pratik.

Hafif raylı sistem ulaşımın daha medeni koşullarda yapılmasını sağlayacağı gibi, üçüncü sınıf dünya ülkelerinin kullanmak zorunda kaldığı ilkel yöntem olan dolmuş kültüründen de kurtulmuş, moderniteye uygun bir yaşama da geçilmiş olur.

Önce sorunu doğru tespit etmek ve bunun üzerinden çözüm üretmek gerekli. Kaygı, baskı ve komplekslerden arınarak bunu yapmak mümkün.

Yerel ve genel iktidarın bunu yapabilecek gücü var, eksik olan ise iradeyi ortaya koymak.