Önceki hafta Umre ziyaretine birlikte çıktığımız iki arkadaştan biri dönüş yolunda kulağıma eğilip, “Ağabey ben bu kadarını beklemiyordum doğrusu”
“Vallahi ilk kez Türklüğümle ve Devletimle övündüm, mutlu oldum” diyordu.
Onu bu denli sevindiren olayların yakınen tanığıydım.
Aynı duyguları taşımamak mümkün değil.
Gerçekten ülkemize dışardan bakılınca işte böyle farklı bir tablo çıkıyor ortaya.
Mekke’de ve Medine’de Suudili, Pakistanlı, Filistinli, Iraklı, Afganistanlı, Hintli, Çinli ne kadar Müslümanla temas ettiysek, konuştuysak hepsinin gönlünde bir farklı yer edinmiş ülkemiz ve özellikle de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.
Sevgi dolu, muhabbet dolu ve herşeyin ötesinde saygı dolu bir anlayış belirmiş ülkemize karşı.
Bunları duymak ve yaşamak bizleri ne kadar mutlu etti bilemezsiniz.
Sevgiden de öte bir şeydi aslında işittiklerimiz.
“Benim ağabeyim, kardeşim var Türkiye’de” deyip kolunuzdan tutarak işyerlerinin içerisine çekerek, çay, kahve ikramında bulunan esnafa “Nerede yaşıyor, ne iş yapıyor ağabeyiniz” diye sorduğumuzda, ellerini yüreklerine götürerek “İşte burada. Adı da Recep Tayyip Erdoğan” deyişleri hala gözlerimin önünden gitmiş değil.
Türk Lirası Dolar’ın yerini almış. Türklere karşı muhabbet, ilgi tavan yapmış.
Daha önceki ziyaretlerimizde yaşadığımız sıkıntılardan eser kalmamış.
Mekke’de bir işyeri sahibinin “Arap aleminde yapılan bir ankette kimi lider görmek istersiniz” sorusuna yüzde 68 oranında Recep Tayyip Erdoğan’ın çıktığından söz edişi hayli sürpriz oldu bizim için.
Dışardan bakınca ülkemize işte böyle güzellikleri görmek mümkün.
Dönüp geldiğimizde yurdumuza, farklı bir dünyayla karşılaştık ne yazık ki.
Yani iki farklı Türkiye manzarası çıktı karşımıza.
Açılan kapanan işyerleri, iflasa sürüklenen küçük büyük esnaf, tüccar, sanayici.
Elektriği, suyu ve gazı kesilen insanlarımız.
Her gün iş alemini çileden çıkartacak para cezaları.
Maliye’nin, sigortanın, bankaların baskılarıyla yılan, yorulan ve yıkılan, uykuları kaçan, ümidi kaybolan, birbirlerine ve memurlara kuşkuyla bakan bir toplum profili, dışarıdan içeriye taşıdığımız o güzelim tablonun üstünü örten kirli bir yorgana dönüşüyordu sanki.
Bütün bunlara yol açtığına inanılan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, patlamaya hazır topun hedefindeki Bakan olarak çıkıyor karşımıza.
Hal böyle olunca insan ne diyeyeceğini, ne giyeceğini ve ne yiyeceğini şaşırıyor.
İşte öyle bir karışıklık var. Dışarının aksine güzel ve özel ülkemizde ne yazık ki..