Dünyada ve ülkemizde büyük ölçüde teknolojik çılgınlıktan kaynaklandığı sanılan gerginlik ve buna bağlı bunalım sonucu meydana gelen olayların sayısı da, şiddeti de giderek artıyor.
Önlem alınmaz ve böyle devam ederse devran, önüne geçmek kolay olmayacağa benziyor.
Sosyal ve kültürel altyapısı sağlam temeller üzerine bina edilmiş ülkelerde dahi bir türlü önlenemeyen cinayet, gasp, soygun gibi hayatı sevimsizleştiren, yaşanmaz kılan olayların önü arkası alınamıyor bir türlü...
Meydana gelen olaylardan yola çıkıp yapılan genellemelerle -şehrimizi istatistikî bilgiler ortadayken- “Huzursuz şehir” ilan etmek doğru olmadığı gibi, aynı zamanda insanımıza yapılmış büyük bir ithamdır.
Biz demiyoruz ki “Sakarya sütten çıkmış ak kaşık”
Kusursuz insan olmayacağı gibi bu tür olayların hiç meydana gelmediği ya da gelmeyeceği şehir, bölge ve ülke de olamaz.
Önemli olan suçu, suçluyu ve oluşan olayları asgari hadlere çekebilmektir.
Bu yönüyle şehrimiz ülke standardında ve sıralamasında bir hayli ve olumlu mesafe almış görülüyor…
Bir zamanlar bu şehirde her gece birkaç kişi ayaklarından vuruluyordu!
Şimdi öyle mi…
Olan bitenlere ve sıradan asayiş olaylarına bakıp da şehri bütünüyle suçlamak, hem doğru olmaz hem de vicdana sığmaz.
Ortaya konulmak istenen kara tablo karşısında, bir açıklama yapma gereği duyan Vali Mustafa Büyük’ün sözleri de gösteriyor ki, Sakarya suç oranı düşük iller arasında yer alıyor…
Nüfusu hızla artarken, adli vakaların tersine seyirle azalması ilimiz adına sevindirici bir durum…
Bu konuda etkin çalışma temposu sergileyen güvenlik güçlerinin başarısına sevinmemek mümkün mü...
Bir de şu hırsızlık olayları azalsa, insanımızın memnuniyeti daha da artacak…
