Şehrimiz ailelerinden Gökalp’ların dedeleri ,Hafız Şekip adı ile anılan zat’ın yarattığı ilginç bir olay;kendisinden borç almış ve sonra inkâr etmiş ve ömrü boyunca da bu parayı ödememiş olan bir kişi’nin cenaze namazı kılınırken “hakkımı helâl etmiyorum” demesi idi.
***
Toplum hayatını düzenleyici uygulamalardan biri “helâlleşme” dir ..Ömür sona erdiğinde göçülecek öbür dünyada huzur bulabilmek için bu taraftaki çevrede hakkı yenilen kimse varsa ondan helâllik istemek gerektiğine inanılır..Fakat bu konu son yıllarda dejenere edilmiş ve cenaze namazı kılınırken o gün tesadüfen orada bulunan ve ne cenazeyi ne yakınlarını tanımayan kişiler hocanın sorusuna avaz avaz “iyi insandı” ve “helâl olsun” diye cevap vermeye, hakkını haram eden hatta lânet okuyan kişi dahi istiyenin yüzüne karşı riyakârlık yapıp helâl olsun demeye başlamıştır..
***
Bu konuyu gündeme getiren ,geçen hafta Muğla’daki bir cenazede cemaatten biri’nin “ben helâl etmiyorum, benim 600 hayvanımı zehirlemişti” demesi oldu..Ne kadar acıdır ki ölenin yakınları kendisinin yanına gidip, “böyle yapma, biz ne lâzımsa yaparız,hakkın varsa alırsın, cenazemize leke getirme” diyeceklerine sanki dinde böyle bir hak yokmuş gibi adamı ite kaka camiden atmış ve cami görevlileri de dahil herkes te bu sahneye seyirci olmuştur..
***
Bazı kişilerle helâlleşmek istemeyenlerin ne yapması gerektiği konusunu diyanet başkanlığına “ısrarla helâllik isteyen kişiye ‘helâlleşme Sırat’ın başında olacak ’ diye cevap vereceğim, bunda sakınca var mı ” diye soranlara gelen cevap aynen şu oluyor “ eğer helâletmek istemiyorsanız yapacağınız en iyi davranış susmak olur “…
***
Vaktiyle toplum düzenini sağlamaya yarayan ‘helâl etme-etmeme’ uygulaması en son olayda görüldüğü gibi kaba kuvvetle ve itiş kakışla sonuçlandığı için cenaze sırasında cemaatten helâllik isteme uygulamasının artık değerini kaybetmiş olduğu görüldüğünden kaba kuvvet kullananlara “yazıklar olsun” ve bu cesareti gösteren kişiye “Helâl Olsun” desek te bundan sonrası için diyanetin tavsiyesi olan “susma” uygulamasının can güvenliği bakımından ! daha doğru olacağını söylemek isteriz..
***
Deneme-Yanılma metoduyla devlet idaresi
Ticaret hukukunda öğretilen şey şudur “ Banka çeki,kesin ödeme talimatıdır, banka bunu gördüğü anda öder”..Okul ve askerlik bitip iş hayatına atıldığımızda işlerin gerçek durumunu gördük..Çeklerin üzerine vadeli tarih yazılıyor,hatta yanına “bu çek şu tarihten önce ödenmeyecektir” diye kaşe bile vuruluyor,banka müdürleri de buna saygı duyuyor elinize –farketmeden- geçen böyle bir çekle yanlarına gittiğinizde ‘daha vadesi gelmemiş’ diye cevap verebiliyorlardı..O sıralarda çek kullanımı taşrada yeni yayılıyor,bunun bilgisizliği çarpıcı şekilde görülüyordu..Bir ilçedeki esnaftan gelen çekin üzerinde “hamiline” yazılacağına “hamilesine” yazıldığını dahi gözlerimizle görmüştük..Günler geçtikçe ‘karşılıksız çek’ adi vaka durumuna geldi..Elinizde karşılıksız çekle bankanın müdürüne gittiğinizde müdür iki elini çaresizce iki yana açıp müteessir pozlarda yüzünüze bakmaktan başka hiçbir şey yapmıyordu. ”Bu çeki siz vermişsiniz, sizin bankanızın çeki, bu kişiyi bir arasanız,bir gözdağı verseniz,kredilerini iptal edeceğinizi söyleseniz belki faydası olur, sizin de bu işte bir miktar sorumluluğunuz var “ dediğinizde görüşme sonuna geliyor,ya çalan bir telefon ya bir başka ziyaretçi araya giriyor ve siz elinizde karşılıksız çekle kendinizi geldiğiniz yoldan dönerken buluyordunuz..Şikâyetler zirve yapınca o günkü hükûmet bazı tedbirler almak zorunda kaldı,savcılara karşılıksız çeki dolandırıcılık suçu sayarak hapis cezası isteme yetkisi verildi..
Satso’daki başkanlığımız sırasında kamu görevlileri odaya ziyaretimize gelir biz de iadeye giderdik.Böyle bir ziyarette o zamanın Başsavcısı Kenan Altmışdört’le otururken lâf karşılıksız çek konusuna geldi, o sırada bize üye yedibini aşkın kişinin bazılarından, karşılıksız çeki dolandırıcılık sayıp hapis cezası vermemeleri için sürekli başvuru geldiğini söyleyip bu konuda bizim görüşümüzün ne olduğunu sorunca,’çeklerin ödenmesi için en önemli müeyyidelerden birinin ceza olduğunu, çekin muteber bir ödeme aracı olarak piyasada kabul görmesi için bunun şart olduğunu,yüz kişide beş kişi istemeden bu duruma düşebilir ama 95’ i ödemeye niyeti olmadan yazmıştır’ diye söylediğimizi hatırlıyorum..O günlerden beri çok yıllar geçti, geçen yıl cezalar kaldırıldı, ve tablo meydanda.. Karşılıksız çıkan çek sayısında patlama var..% 116 artış varmış.. Kimse alışverişte çek kabul etmiyor.Çek öldü..Şimdi çare arıyorlar.. Halbuki bu dönemi yaşamaya hiç gerek yoktu, sonucun böyle olacağı daha ceza kaldırılırken belliydi..