Marmara Bölgesi’nde, “havası temiz iller” arasına girmişiz de haberimiz yok…
Buna sevinmemek mümkün değil.
Bu iş nasıl oldu bilemeyiz…
Etrafımızda iri iri bacalar salarken dumanını pervasızca gökyüzüne ve artarken kanser hastalığı şehrimizde, düşünmek isteriz, “temizliğin” nasıl gerçekleştiğini…
1990’lı yılların başında kış akşamları Bulvar’da dolaşmak her babayiğidin harcı değildi.
O yıla kadar şehir kömürle ısınıyordu genellikle…
İnsanın genzini yakan bir hava tabakası örtüyordu, kirli bir yorgan gibi şehrin üstünü…
Şimdi öyle yoğun kirli akşamlar yaşanmıyor…
Çünkü doğalgaz girdi devreye…
Adapazarı Belediye Meclisi üyeliğim döneminde, AGDAŞ Başkan Vekili olarak, hizmetin parçası oldum…
Nasıl bir gayretle doğalgazın yaygınlaştırılması adına çalışmalar yapıldığını bilirim…
Aslında doğalgaz, bir büyük nimet şehrimiz için…
Şimdi şehrin çoğunluğu doğalgazla ısınıyor.
Duman görülmez oldu…
Ama bir gerçek var ki, akciğer kanseri de şehirde aldı başını gidiyor.
Bu nedenle olacak, konuya hassasiyeti bilinen SAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu çırpınıp duruyor.
Doğalgaz çevrim santrallerinin üç iri bacasından çıkan gaz ölçülsün diye…
Gazetemizde yer aldı konu, bir kez daha…
Vilayetin bu konuda gayreti var.
İsteniyor ki bacaların saldığı gaz ölçülsün…
Ama netice alınmıyor bir türlü…
Nedendir açıklanmaz, çıkan gazın saldığı zehir oranı…
Bu konu son derece düşündürücü…
Yetmez, ürkütücüdür de…
Bir büyük kuruluşun ya da şirketin geliri mi önemli, yoksa koca bir ilin sağlığı mı…
Koyun elinizi vicdanınıza ve Yrd. Doç. Dr. Gümrükçüoğlu’nun sorularına öyle cevap verin…