GİYİLEN AHLAKIN ÇÖKÜŞÜ:TİŞÖRTLER ÜZERİNDEN ZİHİN VE MEDENİYET GASPI

Bugün, gençliği gasp eden, kültürümüzü ifsad eden bir başka sosyokültürel saldırı altında olduğumuz GİYSİ TERÖRÜ üzerinde duralım.

Tişört Yazıları ve Giyilen Ahlakın Çöküşü

Toplumumuz, tişörtler, giysi ve moda yazıları üzerinden zihin ve kimlik yozlasması ile karşı karşıya kalmıştır.

Son yıllarda moda, artık sadece bir giyim tercihi olmaktan çıkmış, küresel bir KÜLTÜR TERÖRİZMİ aygıtına dönüşmüştür. Bu terörizmin en sinsi ve yaygın cephesi ise: Tişört Yazıları...!

Masum bir kumaş parçası üzerindeki grafik ve sloganlar, neslimizin zihnini, ruhunu, kimliğini ve ahlakını sistematik olarak gasp eden, yozlaşma ekseninde planlanmış sinsi bir organizasyonun manifestosudur.

Peki, bir kumaş parçası üzerindeki mürekkep nasıl bu denli yıkıcı bir güce ulaşabilir?

Cevap; Giyimin insan ruhu ve toplum üzerindeki kadim etkisinde saklıdır: "Giyilen Ahlak" kavramında.

Ahlak, sadece iç dünyamızdaki inançlar değil, aynı zamanda bireyin kamusal alanda kendini nasıl temsil ettiğidir.

Giysi, tarih boyunca kişinin sosyal konumunun, inancının ve en önemlisi temsil ettiği ahlaki duruşun en dışa vurumu olmuştur. Tişört üzerindeki her ifade, bireyin dünyaya bakışını bir bayrak gibi ilan eder; ne yazık ki, küresel işgal tam da bu bayrağı ele geçirmiştir.

Gençlik, kendi tarihsel kodlarından koparılarak, temsil ettikleri ahlakı hızla yozlaştıran bu akımın pençesine düşmektedir.

Bu kültürel tahrifatın kökleri sanıldığı gibi bugüne ait değil. Moda tarihinin sayfaları dikkatle çevrildiğinde, tişört yazılarının, yerleşik düzen ve kabullere karşı geliştirilen bir öncü başkaldırı aracı olarak kullanıldığı görülür.

Bu tarihsel süreç bize çarpıcı bir sebep-sonuç ilişkisi sunar: İlk adımlar, 1950’ler ve 60’larda Marlon Brando ikonlaşmasıyla atılmış, resmîyetten uzak, hafif bir 'serserilik' ve 'özgürlük' mesajı topluma sızmıştır.

Ardından 1970’lerin Punk kültürü, "No Future" (Gelecek Yok) gibi nihilizmi ve toplumsal intiharı fısıldayan sloganları kumaşa kazımış; siyasi eleştiriden toplumsal değerleri toptan reddetmeye, yani anarşik bir tüketim ruhuna evrilmiştir.

Günümüzde ise protest ruhun yerini tamamen tüketim kültürü, bireysel nihilizm ve anlamsızlık almıştır.

Böylece sömürgecilik, zihinler üzerinde en büyük başarısını elde edilmiştir: Basit bir kumaş parçası ile müstemleke zihinleri kendine köle yapmak.

Bu sinsi dönüşümün nihai sonucu, milletin bekasını tehdit eden bir gençlik tablosudur.

Pusulasını kaybeden, istikametsiz ve ruhsuz bir jenerasyon yetişmektedir.

Bu bağlamda, günümüzdeki ZEHİRLİ TİŞÖRT YAZILARINA yakından bakmak, tehlikenin boyutunu gösterir.

Örneğin, "I Don't Care" (Umrumda Değil) gibi ifadeler, genç zihnine nihilizmi ve sorumsuzluğu telkin eder. Bu, genci, dine, ahlaka, topluma karşı kayıtsızlığın normal olduğu inancına iterek; vatan, bayrak ve sorumluluk duygusundan bihaber, protest bir savrulma kültürü üretir.

Benzer şekilde, "Bad Decisions Make Good Stories" (Kötü Kararlar İyi Hikâyeler Yapar) gibi aldatıcı söylemler, ahlaki değerleri yozlaştırır. Yozlaşmış davranışları 'çekicilik' veya 'deneyim' gibi pazarlayarak, genç zihninde doğru-yanlış ayrımını bulandırır ve ahlaki sınırları esnetir.

Öfke ve isyankârlık içeren grafikler ve sloganlar ise, sürekli bir çatışma halini normalleştirerek, genci ailesine, devlete ve yerleşik düzene karşı konumlandıran bir kültür kompradoru tipine dönüştürür.

Peki, bu aykırı telkinler genç zihinleri nasıl ele geçiriyor?

Tişört üzerindeki ifadeler, psikoloji ve iletişim biliminin güçlü mekanizmalarını kullanır; bilimsel olarak bu durum “Görsel Telkin (Visual Suggestion) ve İçselleştirilmiş Propaganda” olarak açıklanır.

Bir gencin sürekli olarak bu tür aykırı ifadelere maruz kalması (Mere-Exposure Effect), bu mesajların bilinçaltında normalleşmesine ve kabul edilebilir bir değer olarak kodlanmasına yol açar.

Dahası, tişört bir kimlik sembolüdür; aykırı mesajlar, ergenlik döneminin kalıp arayışında hızla benimsenir ve genci, protest değerleri benimsemiş, kendi kültürüne yabancılaşmış bir prototipe sokar.

Bu sinsi süreç, zihin ve bilinçaltında yoz değerleri şekillendirerek, giyilen ahlakın çözülmesine neden olur.

Ve artık tehlikenin farkına varmalıyız!

Bu derin kültürel tahrifata karşı sessiz kalmak, milli bir ihmaldir.

Moda eliyle yapılan bu saldırıya karşı aksiyon almak ve bir alternatif oluşturmak, sadece ahlaki bir duruş değil; milli, dini ve vatani bir görevdir.

Kültür savaşımızı bu mevzide, yani moda sahasında da vermeliyiz.

"Bizim Modamız!" sloganıyla, bu kumaş parçalarını yeniden kimliğimizin ve ahlakımızın bayrağı yapmalıyız.

Kurtuluşun Stratejik Adımı Basit ve Uygulanabilir model

Ülkemiz bir TEKSTİL devi olarak bu mücadelede ÖNCÜ olmalıdır.

Tişörtlerimizi, gençliğimize istikamet veren, tarihimizin derinliğini ve ahlâkımızın faziletini yansıtan "Pusula Görevi Gören" ifadelere dönüştürelim.

Giyilen ahlakı yeniden tanımlayan, erdemi, bilgeliği ve vatan sevgisini bayraklaştıran hikmet ve irfan yüklü sözler basılmalıdır.

Örnek telkinlerimiz, genci yozlaşma kalıbından çekip alan pozitif kodlar taşımalıdır: "Vatan Gönülde Başlar," "Sorumluluk Bilinciyle Yükselir Türkiye," "Erdem ve Eylem," "Gelecek İçin Ahlak." "Sadece Dürüst Ol!" "Büyüklere yer ver!""Sabır kurtarır!" gibi mottolar ile kumaşa kazınan ihanete karşı, kumaşa kazınmış erdemli mesajlar, "giyilen ahlak" ile cevap verme vaktidir!

Zira bir milletin giyimi, o milletin yarınlarına dair taşıdığı ahlaki bilincin en güçlü habercisidir.

Giysinde ne yazıyor?! (Doğan Dağ)

EK NOT: Tişört yazıları; Yazı muhtevasında izah edilen büyük tahribatları yanında, bir başka mühim tahribatı daha var ki, o da, TABELALERIMIZI İŞGAL EDEN YABANCI DİLLERİN, BEDENLERİMİZİ DE İŞGAL ETMESİDİR ve bu yöne de başlı başına ayrı bir yazı konusudur.

Şimdilik şu kadarını yazmakla yetinelim ki, her alanda yabancı dil istilası, tişörtlerimize de yansımış, bu yazılar ÇOK KÖTÜ ANLAMLAR İHTİVA ETTİKLERİ GİBİ, TÜRKÇEMİZE DE SUİKAST ETMEKTE, DİL YOZLAMASI, DİL EROZYONU YA DA DİL TAHRİBATI yapmaktadır.

Tekstil sanayimiz başta olmak üzere, devlet tüm kurumlarıyla bu gidişe son vermelidir.

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ