Demek ki hadise farzlarda gizli…

İnsanın, önce farzlarının ne olduğunun tespitini yapması lazım…

Yani inanç kişiliğinin oluşturulması lazım...

İnanç kelime tasdikinden ibaret kalmış şuur ve hareketler ideolojisinin muhtevası ile doldurulmamış ise ideolojide iman teşekkül etmemiş demektir. Böyle bir iman eksik midir? eksik tir.fertte inkılabını tamamlayamamıştır.Zira ideolojik inkılap ,fertte hiçbir farklı ideolojinin kalıntısını bırakmaz.Eğer fertte farklı ideolojilerin kalıntıları  varsa o insanda ideolojik inkılap gerçekleşmemiştir.

Fertte akidesine bağlılık, yani iman varsa bu akitte fertte düşünce, his, hareket şeklinde yaşar ve ferdin hayatını tamamen kontrol altına alır. Bu safhadan sonra fert farklı ideolojileri inanç, kültür ve hareket sahasından alıp yok etmeye başlar.

Eğer insan bu inkıbı tamamlamış ise ideoloji ferdin hayatını kontrol altına almış demektir. Kanaatimce bütün inançlar için geçerli olan bu tanımda insanın aile,okul,dış bilgi alımları  standart bir fikrin vaazı ise toplumda müştereklilik sağlanmış ve toplum aynı hadiseler karşısında ayni reaksiyonu gösterir hale getirmiştir.

Olmazsa olmazları her aileye göre farklı olan toplumların düşünce sistemleri aileye göre değiştiği takdirde, doğrunun neye göre doğru olup olmadığı tartışılmaya başlar, Türkiye’de inanç kavramlarının alim denilenler arasında bile “Bana göre” diye söze başlanarak açıklanmaya çalışılması toplumun ölçülerinin standardize edilemeyişi sonucu, fikrin bu kadar avam olmasını sağlamış ve ne yazık ki ülkemizde bizlere “toplum koçluğu” yapabilecek insanların yetişmemesi sonucunu doğurmuştur.

Bunun bir sonucu da toplumu tepkisizliğe, okumamaya, öğrenmemeye ve günlük yaşayan bir toplum olmasına doğru hızla itmektedir. Bizden sonraki nesle bırakacağımız en iyi miras sağlam ölçüleri olan, toplumu kavrayan, içi doldurulmamış beyinler yerine danışacakları ve itimat edecekleri eserler bırakmamızdır.