Acı tatlı, sıcak serin, sinekli sineksiz, yağmurlu güneşli yaz günleri gelip geçti ve Eylül ayı toplayıp geldi tası tarağı…
Tatil yapan yapmayan herkes şimdi, yeni bir dönem için kolları sıvayıp başlıyor yaşam mücadelesine…
Sonbahar sadece yaprakların sararıp döküldüğü bir mevsim olmaktan çıktı…
Okula giden ya da yeni başlayacak çocuklarının çilesi yanında, ardı kış olan ayların kendine has zorlukları düşündürüyor insanı işin başında…
Eğitim öğretim dönemine girmiş öğrencilerin getireceği maddi manevi yük, kış hazırlığı ile de birleşince, dertler daha da alır başını gider...
Kılık kıyafet, ısınma, ulaşım, araç gereç derken yığılan maddi sorunlar bunaltır velileri, bu mevsimde…
İşini ve de geleceğini yazdan planlayıp rahat edenler bir yana, bu mevsime hazırlıksız girenlerin figanı feryada dönüşür, düşer dillere…
Önce hükümetin eğitim politikasına yönelik olumlu olumsuz görüşler dolaşır, ilk aylarda ortalıkta…
Sonra oturur yerine bir şekilde…
Aileler bu zorlu süreci asgari zayiatla geçirmek adına olağanüstü mücadele verir.
Hükümet elinden geldiğince öğrenci lehine kullanır imkanlarını, derken yakalanıverir yarı yıl…
Sonra alışılır şartlara ve okumanın, tahsilin kazanımları başlar tartışılmaya, konuşulmaya…
Bu yıl da öyle olacak hiç kuşkusuz…
Yüksek tahsil hayatı boyunca ilimize misafir olacak öğrencilere yardımcı olmak, kolaylık göstermek, hizmette kusur işlememek, Sakaryalılar üzerine düşen bir önemli görev olmalıdır.
Öğrenciler için gerekli malzemenin temininde fırsatçılık yapmamak gerekir.