Çepni başlığı altında kaleme aldıkları, kendilerine has şiirleriyle tanıdığım iki hisli yürekten biri, ilkokulu dışardan bitiren ancak kendini yetiştirme adına okumadığı Doğu ve Batı klasikleri kalmayan, sandalyeci Ekrem Çepni…

Onu bu derece duygusal yapan başlıca neden, gönlünü kaptırdığı ve kavuşmakta hayli zorlandığı ancak kavuşmasından kısa süre sonra vefat eden öğretmen bir hanıma duyduğu derin aşktır…

Ekrem Çepni, her ölüm yıldönümünde ona olan hasretini, özlemini, duygu dolu satırlara döker…

Diğeri ise Fahri Tuna’nın vazgeçemediği Yusuf Mısırlıoğlu’dur…

“Aşık Çepni” mahlası ile güzel olan her şeye, sevecen gözlerle bakışını yansıtan, duygusal satırlarıyla sanal alemde ilgimi çeken bir başka hisli yürek sahibidir, Yusuf Mısırlıoğlu (Aşık Çepni).

Araştırdım, iki Çepni aşıkın Karadenizli olmaları ve şiire düşkünlükleri dışında, hiçbir yakınlığı yok…

İki aşıkın birbirinden haberleri var mı bilemem ancak isim ve ruh benzerlikleri onları tanımasalar da birbirlerini yakınlaştıran özellikler olarak yansıyor şiirlerine…

Bilirim, böylesi duygusal yürek sahiplerinin her olaya yaklaşımında farklı bir arayış ve farklı bir zenginlik vardır…

İşte Mısırlıoğlu’nun son yürek çığlığı da böyle bir renk ve ahenk taşıyor…

PERİ GİBİ

Eskala obasında bir dilber peri gibi

Renklerini yitirmiş belindeki kuşağı

Viran bağda nadide sanat eseri gibi

Islanmış entarisi dizlerinden aşağı

 

Çiğdemde çiğ misali kirpiklerinde çise

Karadağ’dan esen yel dağıtmış saçlarını

Dumanı yaran güneş vururken Kaya Sis’e

Mahzun mahzun dolaşır dağın yamaçlarını

 

Gözlerinin yeşili zümrüdün inadına

Mevla’m özel yaratmış sinemi yakmak için

İliştirdim gözümü kuşların kanadına

Ayrı kaldığım zaman yüzüne bakmak için

 

Bazen eşlik ederdim kavalının sesine

Sevda esintisiyle inleyen kamış gibi

Gün olur hınzır hınzır gülerdi öylesine

Yalvaran bakışımla ruhu okşanmış gibi

 

Kul Çepni’yim bağrımı nâra sokar çiçekler

İntizar ediyorum yazdığım ferman değil

Hangisini koklasam teni kokar çiçekler

Kınalımdan gayrı can derdime derman değil.

Duygularını böyle dile getiren Yusuf Mısırlıoğlu’na ve aynı duyguları taşıyan adaşı Ekrem Çepni’ye, Bizim Bahçe’den “Laleler” gitsin istedik…