Dünyanın gözü kulağı, Ortadoğu’ya ve Mısır’daki darbeye çevrilmiş durumda…
Medeni dünyanın gözü önünde cereyan eden olaylara bakıp da, kaybolmaya yüz tutmuş adalet adına üzülmemek mümkün mü…
İnsanlık adına tüm erdemleri, kendi saltanatı ve koltuğu ve de çıkarı uğruna harcayan zihniyetler, bir kez daha tarihin kaydettiği en büyük insanlık sınavıyla baş başadır bugün…
Elindeki silah gücüne güvenip, halkına zulmeden ya da bir başka ülkeyi kendi çıkarları uğruna acımasızca sömüren idarecilerin hükmettiği bir dünyanın ilelebet payidar olması, bizim moral değerlerimizle çelişir daima…
Tarih böyle olayları yazar, ibret alınsın diye…
Ortadoğu’da İslam ülkelerinin bağrına kara saplı bir hançer misali saplanan bir küçük ülke, İsrail uğruna yapılan zulme, adaletsizliğe bakıp da isyan etmemek ne mümkün…
Ecdadımızın dün adaletle hükmettiği coğrafyaya bugün, kan, gözyaşı, isyan ve işkence hakim…
Dünyanın jandarması adaletsiz olunca, mazlum ülkelerin acısı da bir türlü sona ermiyor.
Obama’nın başkanlığı bir ümit ışığı olarak yanmıştı, bu mazlum ülkelerin gönlünde…
Sanırım bu iyimserlik, renginden kaynaklanıyordu…
Ancak görüldü ki, O da çaresiz ve kuşatma altında…
Böyle olduğuna yönelik sağlam bir kaynaktan edindiğim şu olayı aktarmak isterim.
Mavi Marmara gemisinde başarılı gazeteci-yazar Hakan Albayrak da bulunuyordu.
Malum baskın sonrası akıbeti hakkında kısa süre de olsa bilgi almak mümkün olmadı.
Bu olay eşini endişelendirmiş olmalı ki, aile dostları olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu aradı telefonla…
Saldırı nedeniyle Güney Afrika seyahatini noktalayıp Amireka’ya geçen Davutoğlu, bu sırada ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile konuşuyordu.
Gelen telefonla oda sessizliğe büründü.
Davutoğlu’nun rengi değişmişti.
Konuşma bitince, Clinton sordu “Nedir durum?”
Davutoğlu “Telefon eden sizin gibi bir anne… Eşi gazeteci… O da baskına uğrayan Mavi Marmara gemisinde bulunuyormuş. İki gündür haber yok. Çoluk çocuk perişanız deyip ağlıyor…”
Clinton’un gözleri doluyor.
“Siz yerden göğe haklısınız… Ama ne benim, ne de Obama’nın bu yanlışlığı durdurmaya gücümüz yeter…” Öylesine bir kuşatılmışlık ve baskı altında Amerika…
Sonra telefonla İsrail’i arıyor ve
Hakan Albayrak’ın diğerleri gibi sorguya alındığını, hayatta olduğunu, soruşturma sonrası bırakılacağını söylüyor.
Bu olay da gösteriyor ki, koca Amerika’da bugün parasal gücü elinde bulunduran neokanların dediği oluyor.
İşte böyle bir güçle boğuşuyor Ortadoğu’da ve Afrika’da İslam ülkeleri…
Kimi saltanatını, koltuğunu korumak adına onlarla işbirliği yapıp dünya nimetlerini tercih ediyor, kimileri ise haklının yanında, Hakk’ın rızasını kazanmak adına, ölümü dahi göze alıp direnişi sürdürüyor.
Türkiye bu kanlı ve orantısız güç ortamında, tavrını mazlumdan yana koymuş; akan kanın durması ve halkın tercihine saygı gösterilmesi için çabalıyor.
Unutulmamalıdır ki nice azınlıklar, halkı davalarında sayıcı çok daha güçlü ve silahlı çoğunluklara galip gelmiştir…
Ortadoğu’da ve Mısır’da olup bitenlere bakınca, içimizdeki yangını söndürecek olan da işte bu yüce duygu inanıştır.
