“ Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan... Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık... Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır. Nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi… Güne gülümseyerek başlamak… Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...” Can Dündar yıllar önce yazdığı yazısında bayramın çokça yaşamak olduğunu ne güzel ifade etmiş.
Kadrini kıymetini bilerek yaşanan her gün insanlar için en güzel bayram olsa da, yılda iki kez yaşadığımız gelenek ve göreneklerimizi sürdürdüğümüz dini bayramlarımız farklı.
Benim yaşadığım bayramlarda genç-yaşlı, akraba-arkadaş, geldi-gelmedi, kırgın-dargın demeden tüm tanıdıklar ziyaret edilir sabah erken başlayan ziyaretler akşam olunca anca biterdi. Evde bulunmayanların kapısına kartvizit bırakılırdı. Bayramın olmazsa olmaz ikramları şeker, kahve, likör (bazı evlerde), tatlı ve kolonya hiçbir evde eksik olmaz mutlaka hepsi peş peşe ikram edilirdi. İkramı geri çevirmek nezaket icabı hoş olmadığından kahve fincanları iki üç yudum alacak kadar ufaktı. Tatlı da büyük bir çoğunlukla evde açılmış baklava olurdu ki, gelen misafire verilen değeri gösterirdi.
Bayramın ilk akşamı ise uzakta olanlar dahi çok yakın akrabalar hala, teyze, amca, dayı ve çocukları yemekte buluşulur hep birlikte hoşça vakit geçirilirdi.
Bayramlık kıyafetler ve içine harçlık konacak mendillerin seçimi ise farklı bir bayram sevinciydi. Terziler sabahlara kadar bayram siparişlerini yetiştirmeye çalışır, kuaförlere randevusuz gidilemez, çorapçıların kapısından girmek mümkün olmazdı.
Postane sokağında kurulan kartpostal sergilerinden, uzakta olan dost ve akrabaya tebrik kartları özenle seçilir, inci gibi yazılarla bayram kutlamaları, özlemler gönülden tebrik kartlarına akar, ertesi gün postaya verilirdi. Yılda 2 kez görebildiğimiz panayırlar, lunapark eğlenceleri de toplanan harçlıkların harcandığı en güzel bayram sevinciydi.
Kurbanlar bahçelerde kesilir, kurbanın kanı ve kullanılmayan organları açılan çukurlara konur ve gömülürdü. Kurbana ait hiçbir şey pişirilen kemikler dahi çöpe atılmaz, bahçeye gömülürdü.
Eskiden her şeye insana, kesilen hayvana ve çevre saygı vardı, sevgi vardı. Hızla büyüyüp çoğalan, betonlaşan, tüketen dünyada insanlar saygı ve sevgiden uzaklaştı yerini hırslar, kibirler aldı. Her şey o kadar çoğaldı ki, hazır giyim mağazaları paltodan çoraba kadar tüm ihtiyaçlara cevap verir oldu. Kozmetik sektörü ihtiyaçları evde karşılama imkânını sundu insanlara. Kartpostal sergileri ekonomik anlamda artık yok. Sosyal medya sayesinde tarihe karıştı. Sosyal medya oturduğun yerden hiç emek harcamadan iyi günün de kötü gününde özel günlerinde tebriklerin paylaşıldığı yeni bir kulvar. Kurbanlar belirli yerlerde toplu kesilmeye başlandı, akıtılan kanlar doğayı kirletiyor. (medya kanalıyla korkunç çevre kirliliğini görebildik)
Büyükler bir bir giderken bayramın evlerde yaşanan o geleneksel hoş telaşlarını da birlikte götürdüler. Kalanlar köşelerine çekilen bayram fincanları kadar yalnız. Bayram yemeklerinin eski şaşaası eksik olsa da öğretilen geleneklere ucundan tutunmaya çalışıyor. Bundan sonraki nesilde belki hiç yaşanmayacak. Çünkü onlar yeni dünya düzeninde yaşamlarını sürdürebilmek için daha çok çalışacaklar, kendilerine ayırmaları gereken zamanı bir parça bayramlarla telafi edecekler, gelenek ve göreneklerde böylelikle hızla tükenecek.
Diye düşünürken zamanın ve teknolojinin sürprizlerini hesaba katmak gerekiyor. Dini bayramların yarattığı manevi iklimin olumlu havası da buna dâhil.
Bayram ertesi bu günde kendi penceremden gördüğüm bayramları yâd ederken Can Dündar’ın yazısındaki yaşam mucizelerine bayram sevinciyle bakabilmek de çok önemli. Yaşamın değerini anlamakta ona saygılı davranmak da bir nevi bayram olmalı.
Geçmiş bayramınızı kutlarken, birlik ve beraberliğin her daim yaşanacağı yeni bayramlara sağlık ve huzurla ulaşmayı diliyorum. Her gününüz bayram olsun.