Nereye varsak, kimi görsek Van ve Erciş izlenimlerimiz soruluyor.
Ulusal ve yerel medyada depremin oluşturduğu dramatik tablo, bütün ayrıntılarıyla ilin ve ülkenin gündeminde yer aldı, yer almaya da devam ediyor.
İstiyoruz ki, bunun dışında edindiğimiz farklı izlenimleri de getirelim gündeme...
Van Gölü canavarı ve Akdamar Adası ile ilgili bilgiler, bu türden.
O yörede yaşayan insanlar için Van Gölü'nün değeri herşeyden önde geliyor.
Çevresi ancak bir günde dolaşılabilen bu muhteşem gölde tutulan ve bütün bir ili doyuracak kadar bol olduğu söylenen İnci Kefal balığı yanında, canavarı ile de ülkenin gündemine düşen gölü konuşuyoruz katıksız bir Vanlı ile...
"Canavarla aranız nasıl? Akdamar için ne diyeceksin?"
Sorular peşpeşe...
Maksadım, depremin yarattığı ağır travmadan bir an olsun koparıp, rahatlatmak depremzedeyi...
"Canavarı ben görmedim ağabey"
"Ancak, Vanlılar'ın itibar ettiği, sözü sohbeti dinlenir, şahsına güvenilir bir ağamız var. Onun ağzından dinledik.
Der ki, "Sıcak bir günde serinlemek için gölün ıssız bir köşesine gittim.
Yüzüp çıkınca, bir de baktım yüksek bir kayanın üzerinde oturuyor canavar!
Bayılmışım.
Ayıldığımda oynayıp duruyordu.
Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı.
Döndü arkasını, atladı suya kaybolup gitti.
Canavarın öyküsü böyle.
Akdamar Adası'na gelince...
Zamanın kralı, Tamara adlı güzel kızına, adayı hediye etmiş.
İbadeti için de bir kilise yaptırmış.
Kıza aşık bir genç, gecenin bir vaktinde kayıkla adaya ulaşmak ister gizlice...
Yakınlaştığında, gölün dalgasına tutulur, kayığı batar.
Yüzerek adaya çıkmak ister.
Dermanı kesilir.
Başlar feryada,
Ah Tamara, Tamara!
Bu olay dilden dile, nesilden nesile aktarılır.
Hal böyle olunca da ada, "Akdamar" adını alır.
Bugün İstanbullu ve Avrupalı Ermeniler, her sene Eylül ayında ayin için Van'a gelir.
Sayıları beş bini bulur neredeyse...
Kilise onarıldı, Van'a gelen turistler görmeden gitmez bu adayı."
Bütün bu olup bitenleri kendine has bir şive ile anlatan Vanlı dostumuza:
"Dönüşte sana Bizim Bahçe'den iri bir demet orkide göndereceğim.
Haberin olsun" demiştim.
Şimdi sözümüzü yerine getirmenin zamanıdır, selam ve sevgiyle...

 

ESTETİK KURULU NE İŞ YAPAR?
Orhan Cami Meydanı için az mı kalem oynattık bu sütunlarda.
İstedik ki trafikten arınmış, istimlaklarla açılmış, müzesiyle, yeşilliğiyle, oturulacak banklarıyla, şehre simge olacak sıradışı bir meydan oluşsun.
Caminin etrafı açıldı.
Şadırvanlar yıkıldı.
Tuvaletin yanına yenisi yapılıyor.
Kapıları tuvaletinkiyle paralallik arz etse, iyi olacaktı.
Ama öyle yapılmadı.
Zikzaklı ve çirkin bir manzara oluştu.
Başkan Toçoğlu'na ve meydanın yapımını üstlenen müteahhite anlattık bu garabeti.
...Ve dedik ki, daha işin başındayken denklik sağlansın.
Görüntü kirliliği kalksın ortadan.
Dinleyen yok!
Müteahhit der ki, "Proje dışına çıkamam"
Başkan sessiz, sanki yapacağı bir şey yokmuşcasına...
Sadece buna değil itirazımız.
Migros önündeki bilmece de zihnimi yorup duruyor.
Oysa biliyordum ki, meydan trafikten arındırılacak.
Anlaşılan proje, istediğimiz gibi olmayacak.
Hadi bizim yazdıklarımız, uyarılarımız çare değil.
Belediyenin mimarı, estetik kurulu ya da Mimarlar Odası ne güne duruyor?
"Bitti" denilip açılış gününde daha fazla hüsrana uğramanın endişesi var içimde...
Dileğim yanılmak!
Bu duygularla, Bizim Bahçe'den uyarı çiçeği "Zambaklar" gidiyor, yetkili yetkisiz konuyla ilgilenen herkese ve kesime...

 

ERDAL TAŞKIN, SPOR, KAMUOYU ŞAŞKIN
Sakaryaspor'un çiçeği burnunda Kulüp Başkanı Erdal Taşkın, yanına yönetimin ağır toplarını da alıp, ziyarete çıktı bürokratik açıdan ilin üst tabakasını.
Vali Mustafa Büyük, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Adapazarı Belediye Başkanı Süleyman Dişli ve bazı sivil toplum kuruluşlarına yapılan ziyaretin amacı, "Tanışmak ve neler yapılabileceğini paylaşmak."
Daha işin başında hiç gereği yokken, teknik direktör konusunun gündeme getirilmesi, "Erdal Taşkın, kamuoyu şaşkın" tekerlemesine yol açtı.
İki haftadır yenilmeyip, yavaş da olsa çıkışa geçen Sakaryaspor'da ağır da olsa yürüyen tekere çomak sokmak, dileğimiz odur ki herhangi bir krize yol açmasın.
Erken gelen yönetim sıkıntısı, takıma bir şey kazandırmaz, aksine puan kaybettirir.
Bu nedenle, Taşkın ve yönetiminin bin düşünüp bir sağlam adım atması gerekir.
Bu duygu ve düşüncelerle, yeni yönetime başarılar dileğiyle Bizim Bahçe'den bir demet "Fesleğen" gönderelim istedik.

 

SERDİVAN YIKIMA HAZIR
Orta hasarlı binalarla ilgili çalışmalar yürütülürken belediyelerde, Serdivan işi sağlama alıp, tespitleri yapıverdi erkenden.
Onarılan onarılmayan, ruhsatlı ruhsatsız orta hasarlı bina sayısı açısından, Serdivan'da tablo korkutucu değil.
51 bina onarım görmüş fakat iskan alınmamış.
40 bina ise hiç onarım görmemiş, kaderine razı olarak...
Bunların tümü yıkılacak.
Yıkım sırası gelmeden önce, onarım görüp de iskan alınmamış konutların sahipleri gereğini yaparsa, ne ala!
Aksi halde bu binaları da balyozdan kurtarmak mümkün olmayacak.
Öyle ya da böyle kolay olmayacak bu operasyon.
Belediyeler, başkanlar, meclis üyeleri çok sıkıntı yaşayacak.
Dileğimiz "candan olmamak" için "Malı gözden çıkarıp", yıkım ekibine saygı gösteren bir anlayışın oluşmasından yanadır.
Bu büyük sorumluluğu üstlenecek herkese ve kesime, şimdiden kolaylıklar dileğiyle "Kardelenler" gitsin istedik Bizim Bahçe'den...