PKK terör olaylarını bitirmek adına atılmış her adım ve yapılan her girişim, bilinen yol ve yöntemlerle sabote edildi bugüne kadar…
Hükümet ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçmiş olaylardan yola çıkarak bu defa sürecin kesintiye uğramadan sonuca gitmesi için, ne gerekli ise onu yapıyor.
İstiyorlar ki, analar ağlamasın, ülkenin enerjisi boşa gitmesin, huzurlu bir ülke olarak kurulacak kardeşlik projesiyle batının korkulu rüyası güçlü Türkiye çıksın ortaya…
Bunun için terörün beli kırılsın bir an önce, eskiden olduğu gibi, etnik ayrılıklardan sıyrılıp tüm insanlar kucaklaşsın, kardeşlik bağları yeniden tesis edilsin.
Kim ki bu barışı sağlar ya da katkı verir -ister iktidar ister muhalefet- geçer tarihe…
İşte böyle bir şans yakalandı…
Taraflar doğan barış umudunu bu defa sabote edecek eylemlere karşı omuz omuza mücadele verecek bir izlenim oluşturdu.
Ülkenin bütünlüğünü sağlayacak, kardeşliği körükleyecek bir anlayışla gidiliyor olayların üzerine…
Ümidimiz her zamankinden fazla…
Bu defa gelinmesin oyunlara ve bu kanlı tezgahlar sona ersin.
Bu konuda muhalefete de, en az iktidar kadar görev düşüyor.
Sen-ben kavgasından uzak, taşın altına ellerini değil, birlikte gövdelerini koyma zamanı gelip çattı.
Ana muhalefet partisi olarak CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tarihi bir görev bekliyor.
Bakın bu durumu, 23 Haziran 2012 tarihinde sabote edilen barış süreci öncesi tanınmış gazeteci yazar Rauf Tamer nasıl dile getirmiş köşesinde:
“Sahiden çözülecekse, sorunu çözecek olan elbet Tayyip Erdoğan’dır ama CHP’siz mümkün değil.
Başka bir deyişle:
Sorunu çözecek olan elbet Kılıçdaroğlu değildir ama o olmadan olmaz.
***
Eğer bunlarda mutabıksak, şimdi yapılacak iş nedir?
Bence Kılıçdaroğlu seri bir taarruza geçmeli. Barış Taarruzu’na.
Niye durdu birdenbire?
Süratle Sevgi Denizi’ne doğru açılmalı. Muhabbet Yağmuru’nda bir güzel ıslanmalı. Anadolu toprağının her karışına aşk tohumları serpmeli. Türkleri ve Kürtleri vatan sathı denen o şahane bölgede buluşturmalı.
Kimse bir yere kaçamaz.
***
Peki bunları Başbakan yapamaz mı? Yapar ama yetmez.
Nitekim yetmedi.
Yanına CHP’yi almadan bu problemi çözmek mümkün değil.
Bırakın da CHP, aktif bir rol üstlensin... Hem böylece, geçmişiyle de yüzleşmiş olsun...
Özürlerin en güzeli bu...
Ve Dersim’e insanlık borcu.
***
Kavga’nın panzehiri
Barış Taarruzu’dur.
Güzel yürek en güçlü bileği bile yener.
Günlük hayatımızda bile en büyük kabadayılık efendilik değil midir?
Üslubumuza dikkat ederek, bu dönemi fevkalâde değerlendirebiliriz... Unutmayın ki bu sorunu çözenler tarihe geçecektir.
Ve iddia ediyorum ki bu son fırsattır. Şimdi de çözemezsek, zaten doktor ne yersen ye diyecektir.”
Rauf Tamer’in izlenimi böyle…
Önceki girişimler bir yana, esas şimdiki fırsat son…
Zira PKK’ya dur diyecek en etkili ağızlar İmralı’da… Görüşmeye giden üç kişinin bu konudaki samimiyetine inananlardan biri olarak, ülkemiz adına hem ümitliyim, hem de sevinçliyim.
Pervin Buldan, Altan Tan ve Sırrı Süreyya Önder, Apo’yla görüşüp sonuca gidecek bir formül bularak, ülkeyi kana bulayan ve gelişmesinin önündeki en büyük engel olan terörü bitirecektir inşallah…