Bardağın dolu tarafı ilgilendirmiştir beni istisnai haller dışında, her olayda bugüne değin…
Niye ve neden böyle yapıyor, yazıyor ve konuşuyorum diye çekerim kendimi sorguya zaman zaman…
İnsanların kusurlarını, hatalarını, yanlışlarını, topluma zarar vermediği ya da bir başkasının hakkına tecavüz edilmediği sürece ne arar, ne sorar, ne de yazarım…
Kusurlu kusursuz her olayda iğneyi kendime batırırım, çuvaldızı ele almadan önce…
İnsan kendine yapılmasını istemediğini, bir başkası için de düşünmesin isterim…
Bütün bunlardan sonra, “orta yolun” en doğru yol olduğuna inanırım…
İfrat ve tefritten kaçınarak, kalıcı olur insan gazetecilik gibi zor bir iş kolunda ancak…
Senenin her günü lehine yazı yazılan bir kişi, bir gün de olsa aleyhte bir haber ya da yoruma tepki gösterir, 364 günün getirdiği güveni siliverir bir kalemde…
Böyle yapanlar çok olmasa da var…
O nedenle dikkat kesilirim ne zaman kalemi alsam elime…
Tenkitin içinde dahi yapıcı olumlu kriterler olmasına özen gösteririm…
Bir anlamda filin zücaciye dükkanına girip, kırıp dökmeden çıkması gibi zor bir iştir böyle hareket etmek…
Ülkemiz bugüne kadar hiç olmadığı şekilde bir büyük terör belası içinde…
Her gün şehit haberleri ile sarsılıyoruz…
Biz ne kadar barış süreciyle bardağın hep dolu tarafı ile ilgilenip “bitiyor” ümidiyle sarılsak da işe, öyle olmadığını gösterir bir serseri kurşun kırdı bardağı dibinden ve başladı kan akmaya, canlar yitmeye…
Öyle görülüyor ki, dolu bardaktan hoşlanmayıp bardağı kıran ve iyi niyetten uzak terörist odaklara karşı mücadele eden kahraman güvenlik güçlerimize, ülke selameti için destek vermek adına sokaklar harekete geçmeye hazır…
Sakarya Otomobil Tutkunları Derneği’nin “Teröre lanet” konvoyu da, bu anlayışın getirdiği bir toplumsal karşı çıkıştı…
Bundan kaynaklanan moral, benzemez bir başka şeye…
Arkasına milletin duasını alıp girdiği her savaştan galip çıkan ordumuz ve onunla birlikte mücadele veren güvenlik güçlerimize yapılan dua ve bu büyük moral “büyük destek olarak” düştü ülke gündemine…
Ne demişler, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!”
“Kökü dış güçlerin elinde olan ve kardeşi kardeşe kırdıran bu büyük beladan kurtuluş, konuşarak mı, çatışarak mı olacak?” sorusuna net bir cevap vermek mümkün olmasa da, bu saatten sonra öyle olacağı endişesi bırakmıyor yakamı!
Her şeye ve her düşünceye rağmen ülkemizin huzuru, güvenliği ve kalkınmasının önündeki bu büyük engelin, belanın sona ermesi ve yeniden kol kola girilmesi adına canını, kanını, tüm varlığını ortaya koyan kahraman güvenlik güçlerimize, kolaylık ve başarı diliyorum…