Her yaz aynı manzara… Bir kıvılcım, birkaç dakika içinde büyüyor; ardından yükselen duman, küle dönen tarlalar, zarar gören ormanlar ve yok olan canlılar… Sonra da hep aynı cümleyi kuruyoruz: "Keşke olmasaydı."

Oysa çoğu yangının başlangıcı ne yıldırım ne de büyük bir afet. İnsan eliyle yakılan küçücük bir anız ateşi, rüzgârın da etkisiyle kontrol edilemez hale geliyor. Bir anlık kolaycılık, doğanın yıllar boyunca oluşturduğu dengeyi dakikalar içinde altüst edebiliyor.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı uyarı da tam olarak buna dikkat çekiyor. İtfaiye ekipleri, son günlerde anız yangını ihbarlarında ciddi artış yaşandığını belirtiyor. Özellikle kırsal bölgelerde temizlik amacıyla yakılan ateşler, sadece kuru otları değil; ekinleri, ağaçları, hayvanları ve geleceğimizi de tehdit ediyor.

Üstelik bu yangınları söndürmek için harcanan her dakika, itfaiyenin başka bir acil olaya müdahale süresini de etkiliyor. Yani yakılan her anız ateşi, sadece bulunduğu bölgeyi değil, tüm şehrin güvenliğini ilgilendiren bir mesele haline geliyor.

Doğayı korumak bazen büyük projelerle değil, küçük bir kibriti hiç çakmamayı tercih etmekle başlıyor. Bir anlık ihmalin bedelini hep birlikte ödüyoruz.

Bu yüzden çağrı çok net: Anız yakmayın. Çünkü küçük görülen bir ateş, yarın hepimizin ortak felaketine dönüşebilir.

Kaynak: Yeni Sakarya gazetesi