6 Şubat, Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biridir. Üzerinden üç yıl geçti ama o gecenin izi hâlâ tazedir. Çünkü yaşananlar bir gecede olup bitmedi; etkisi yıllara yayılan bir acı bıraktı.
Depremin ilk anından itibaren devletin tüm kurumları sahadaydı. AFAD’ı, askeri, polisi, sağlık ekipleri, gönüllüleriyle Türkiye seferber oldu. Enkaz başlarında günlerce uykusuz kalanlar, soğuğa rağmen can kurtarmaya çalışanlar bu milletin hafızasındadır. Kimsenin emeği inkâr edilemez.
Ama bu felaket bize şunu da gösterdi:
Böylesine büyük bir yıkımda, sadece müdahale değil, hazırlık da hayati önemdedir. Alınan her önlem, yapılan her doğru planlama, gelecekte kurtarılacak canlar demektir. 6 Şubat, afetlere karşı bilinçli olmanın, tedbiri elden bırakmamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı.
O gece hayatını kaybeden binlerce insanın acısı hâlâ yüreğimizde. Geride kalanların yarası kolay kapanmıyor. Evler yeniden yapılıyor, şehirler ayağa kaldırılıyor ama kayıpların yerini hiçbir şey doldurmuyor.
Üç yıl sonra bugün, 6 Şubat’ı sadece anmak için değil; ders almak için hatırlamalıyız. Dayanışmayı, birlik olmayı ve bu ülkenin zor zamanlarda nasıl kenetlendiğini unutmamalıyız. Aynı zamanda daha güçlü, daha hazırlıklı bir gelecek için sorumluluklarımızı da göz ardı etmemeliyiz.
Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.
Bu millet, acının içinden geçmeyi de, yaraları birlikte sarmayı da bilen bir millettir.