Ramazan ve bayram, İslam alemi için barışın, sevginin ve hoşgörünün harman olduğu anlamlı günleri içerir…
Huzur ve sevgi zirve yapar…
İnsanları bir arada tutan anlayışın çimentosudur, böyle günler ve aylar…
Gelenek şu günlerde bozulmuş görünüyor.
Güneydoğu’da üstü örtülü yürütülen bir savaş var neredeyse…
Aslında buna savaş demek mümkün değil.
Daha doğru bir ifadeyle, çatışma demek yerinde olacak…
İnsanların en barbarı bile kötülükte frene basar diye düşünülür, Ramazan ayında ve bayram günlerinde…
Bu defa öyle olmadı.
İnsanlar barbarlaştı…
Hain tuzaklar kuruluyor şehirlerde, masum insanlar katlediliyor hunharca…
Ne yazık ki bunun adına “Hak arayışı” diyen bir kesim var…
Mevcut iktidar her yolu deniyor, akan kanın durması için…
Her iki cephede halk bezgin ve yorgun…
“Bitsin bu iş de nasıl biterse bitsin” anlayışı hakim…
Ama bu işi meslek haline getirmiş ve canavarlaşmış insanlar ne bayram dinliyor, ne Ramazan, ne de bitsin istiyor akan kan…
Kahpe tuzaklarla mayınlar döşüyor, bombalar patlatıyor şehirlerde…
İçerde ve dışarıda ülkenin bütünlüğüne kast eden, çoluk çocuk, masum mazlum demeden can alan, kan döken acımasız zalimler ordusu var.
Bu ülkede terör belası bir gün bitecek ve herkes akıttığı kanın hesabını, elbette verecek!
Çıkarları uğruna Ortadoğu’yu ve ülkemizi kana bulayan acımasız silah tacirlerinin oyunu da bitecek, gün gelecek…
Onların hesabı daha da ağır olacak.
Sorumluluğu tek başına hükümete yüklemek ve çözüm beklemek çare değil.
Dert, bundan evvelki iktidarlarda olduğu gibi AK Parti’nin de altından kalkacağı bir sorun olmaktan çıkmıştır.
Devlet politikası olarak ele alınıp topyekûn mücadele ve toplu vuran yüreklerle, ancak üstesinden gelinebilir bu büyük belanın…
Mübarek gün ve geceleri kana bulayanlara, terör belasını ülkenin başına saranlara “Lanet olsun!” deyip, şehitlerimize yüce Mevla’dan rahmet, bu doğrultuda topyekûn mücadele veren güvenlik güçlerimize ise kolaylıklar ve başarılar dileğiyle, Bizim Bahçe’den “Laleler” gönderelim istedik…
KIRANTEPE AYIBI
Eski valilerden Nuri Okutan, çok üzerinde durmuştu Kırantepe’nin…
Ülkemizde, yamaç paraşütü için en ideal tepelerden biridir…
Aynı zamanda hastane, otel ve üniversite için de ideal bir konuma sahip olduğu söylenir.
Bu defa bizim şehrin fahri müfettişinin gözüne takılmış.
Diyor ki:
“Yıllar yılı Kırantepe adını duyarım. Neredeyse yarım asra yakın Adapazarı’nda Serdivan’da ikamet etmeme rağmen orayı görmek nasip olmadı. Zaman zaman yamaç paraşütü yapanları da uzaktan görür mutlu olurum. Bayramın üçüncü günü bir dostum ziyarete geldi. Evimizin olduğu yerden Kırantepe ve o civardaki televizyon verici cihazlarını gösterdi ve bilgi istedi. Ben de ona ‘Gel birlikte oraya gidelim, sen de gör ben de göreyim’ dedim.
Kırantepe’ye çıktık birlikte... Gördüm ki manzara müthişti...
Adapazarı, Serdivan ve Erenler ile civarını panoramik olarak görmek gerçekten çok güzel. Bu ihtişam, Allah’ın bir lütfu olsa gerek diye düşündük…
Şimdiye kadar oraya gidip termosumdan çay veya kahve içmediğime hayıflandım.
Olayın güzel tarafı böyle de ya diğer yanı?
İşte orası kötü ve çirkin mi çirkin...
Yaptığım övgülere de yakışmıyor.
İnsanımız burayı ne yazık ki hoyratça kullanmış ve kullanmaya da devam ediyor.
İçim burkuldu…
İçki şişeleri ortalığa yayılmış.
İki yanık yağ bidonu, ‘çöp bidonu’ olarak konmuş, simsiyah…
Birisi devrilmiş içindeki atıklar ortalığa yayılmış.
Tepe rüzgârlı ve poşet ile gazete ve kâğıt peçete atıkları havalarda uçuşuyor. Kadın erkek karışık bir gurup bira içiyor, bununla yetinmiyor şişe kırma yarışı yapıyor…
Gördüğüm manzara karşısında üzülmek bir yana kahroldum adeta…
Nasıl bir kıymet bilmezliktir bu!”
Böyle dertlenmiş, gördüğü yanlışlara değinmeyi kendine vazife edinmiş bu şehrin müfettişi…
Bakalım, Kırantepe’den bu il nasıl faydalanabilecek?
Orayı gidip gören herkes, sanırım bizim fahri müfettiş ile aynı doğrultuda düşünecektir.
Kırantepe’yi bir iyi bir de kötü yönüyle ilin gündemine taşıyan bizim fahri müfettişe, teselli olması adına bir demet “Yasemen” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den…
CAVCAV’A KULAK VERİN
Gençlerbirliği ve Türk Futbolu’nun istikrar abidesi yılların futbol adamı İlhan Cavcav’ın bir ayağı Ankara’daysa diğer ayağı da ilimizdedir.
Sakaryaspor eski yöneticilerinden Hüseyin Cavcav eniştesi olur. Ne zaman gelse şehrimize onun küçük işyerinde oturur ve Sakaryaspor’la ilgili bilgiler alır.
Buna zaman zaman kadim dostu Sermet Şükür’de katılır.
Arife günü yine böyle bir tablo oluştu Ocak’ın mekanında.
Bu üçlü bir araya gelirde Sakaryaspor konuşulmaz mı?
İçinde bulunulan kriz ortamından nasıl çıkılacağı üzerinde duruldu.
‘Açın transferi ve size Sakaryaspor’un grubunda kafaya oynatacak oyuncular göndereyim ücretsiz’ diyen İlhan Cavcav Sakaryaspor’un bu hale gelmesine üzüldüğünü belirtmeden de geçmedi.
Üzerine gidilse ve kulak verilse söylediklerine İlhan Cavcav’ın Sakaryaspor çok şey kazanır oysa.
Bundan sonra düşünülür mü temas kurmak Cavcavla bilemeyiz.
Biz bir yol açtık böylece. Dönüp arkaya baktığımızda bilmem gelen olur mu?
Cavcav’a, Ocak’a ve Şükür’e gönüllerinden eksik etmediği Sakaryaspor sevgisi adına Bizim Bahçe’den “Mor sümbüller” gönderelim istedik.
ÖZDEMİR ÇAKACAK, BİR NAZİK VALİ…
Uşak’tan Kırşehir’e tayini çıktı, Sakaryamız’ın yetiştirdiği değerli bürokratlardan Özdemir Çakacak’ın…
Vali olarak görev yaptığı illerde çalışkanlığı, cana yakınlığı, hoşgörüsü ve sağladığı diyalog ile kısa sürede halkın sevgisini kazanan Özdemir Çakacak, bir an önce yeni görev yerine gidip bayramı Kırşehirliler ile birlikte kutlamak istemiş.
Bayram tablosu müthiş olmuş.
Kırşehirli’nin kalbini fethetmiş böyle yapmakla Vali Çakacak…
Bizi de unutmayıp bayramımızı kutlayan bu nazik valiye, Bizim Bahçe’den bir demet “Lale” gönderelim istedik, yeni görev yerinde kalıcı dostluklar ve büyük başarılar elde etmesi dileğiyle…