Yaz gelmeye görsün, tatil için yollara düşen insanların dikkatsizliği, kural tanımazlığı ve hız sınırını aşan sürücü anlayışı birleşince, yanan yürekler ve sönen ocakların sayısı da artıyor…

Buna serinlemek için denize, göle, nehre giren, yüzme bilen-bilmeyen insan sayısı da eklenince, güzelim tatil mevsimi, kazazede aileler adına ıstırap, çile ve hüzün mevsimi olup çıkıyor...

Yitirilen canlara ilaveten maddi hasar, milli servet kaybı da önemli ölçüde artıyor ve üzüntü üstüne üzüntü oluşuyor...

Böyle olmasın isteniyorsa, yapılacak olan bellidir; kurallara uyulsun ve şartlar yerine getirilsin, kazalar asgari hadlere, üzüntü minimum düzeye düşsün…

Her yaz mevsiminde tatil günleri başladığında bu önemli konuya dikkat çekmeye özen gösteririm...

Batılı ülkelerde belki de 10 yılda bir rastlanan kaza sayısına, bizde sadece bir yaz mevsiminde rastlanması, işin ne denli önem arz ettiğini göstermesi yönüyle üzerinde durup düşünülmesi gereken önemli bir konu olarak hâlâ dimdik duruyor...

Tatil heyecanı ve gidilecek yere bir an önce varma isteği, kazalara sebep olup yolların kan gölüne dönmesine yol açıyor…

Alınan önlemlere rağmen kazaların önüne geçilemiyor, ne yazık ki…

Özellikle Ramazan sonrası ulusal ve uluslar arası yollarda çok dikkat edilmesi yanında, aracın da bu yükü taşıyacak donanımda olması, sonu felakete varan trafik kazalarının önüne geçer...

Özellikle bu mevsimde görevli ekiplerin kontrolleri sıklaştırıp herhangi bir eksikliğe ve kural tanımazlığa fırsat vermemesi gerekir…