Şöyle etrafıma bakıyorum da… Cehennem'in mutlak gerekliliği her geçen gün daha bariz hale geliyor! Hâkk yolunda olanlara selâm olsun.

Her vesile ile söylenir: Türkiye iyi ülke de çevresi kötü… Hâlbuki şöyle söylense daha iyi olmaz mı?: Türkiye iyi ülke de içindeki kötüler olmasalar…

Birileri bir zamanlar bir hatırlatma yapmış (birilerin atasözüymüş): Depoda şeker yoksa kuyrukta beklemenin ve bekleyenlerin bir anlamı yoktur!

Birileri bir duvar yazısı yazmış, ‘ahlâkımı kaybettim’ diye… Diğer biri de cevap vermiş: Bu memlekette Sen yalnız değilsin. Ahlakını kaybeden daha o kadar çok kişi var ki...

Kim demiş? Ne zaman demiş? Kimin için söylemiş? Bilinmez, ama şöyle demiş söyleyen: ''klozet'' üzerinden muhalefet yapanın ufku necasetten öteye geçemez.

Bizim bir kısım insanımız bir harika…  Ülkenin 'yetişmiş' insanları siyasi konularda konuşmasınlar! Onlara uygun düşmez! 'Câhil ve cühelâ' o konularla uğraşsın, onlar kafa yorsunlar, onlar millet olamadıklarından vekil olsunlar. Yetişmiş beyinler, dalga dümen konularla vakit geçirip ömürlerini geçirsinler.

Oruç tutmayan, oruca inanmayan, hatta ona karşı olanların derdine bakın, diyorlar ki: Önümüz Ramazan… Bazı ülkelerde 22 saat oruç tutacaklar... Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi nedeniyle güneşin geç saatlerde batıp, erken doğmasıyla İsveç, Norveç, Finlandiya gibi kuzey ülkelerinde yaklaşık 22 saat oruç tutulacak. Adamın derdine bak! Müslümanları ne kadar da çok düşünüyor (!).

Bir fıkra: Trenin icat edildiği Çin’de duyulmuş. İnsanlar tren hakkında hep konuşuyorlar ama gören yok. Birileri anlatıyor: arkadaş o alet öyle bir şeymiş ki 30 günlük yolu 2 günde gidiyormuş. Birileri de heyecanla müdahale ediyor: Eeee? Biz o zaman 28 gün ne b.ok yiyeceğiz? Fıkradan ders çıkarmaya kalkmayın ne olur. Çinliler üzülür. Üzmeyin onları! İnsan kasabı olsalar da neticede yaratıymış bir mahlûktur!

Memleketimizde Şeytan’ın ne kadar da ucuz avukatları varmış: Yahu arkadaş! Allah insanın kalp gözünü kapadığında gözleri görmez, kafası çalışmaz, okuduğunu yanlış anlar, söylediğini yanlış söyler kâfiri bile savundurur. Ben diyorum ki ‘ seçim sonuçlarına İsrail seviniyor’, o hemen mazeret üretiyor. Sanki mübarekler, Siyonizm’in temsilcileri... Ben diyorum ki ‘İngiltere, Fransa ve tüm diyar-ı küffar bayram yapıyor’; Onlar yine mazeret buluyor. 'öyle değil de...' diye başlıyor savunmaya... Allah onları savunanlarla birlikte eder inşallah öteler âleminde... Susun bari be arkadaş, ne olur, batılı ve küffarı savunmayın. Müslüman’sanız tabi...

Hani diyeceğim o ki; büyük bir mecliste namaz konusu tartışılıyormuş. Namazın vakitleri, rükunleri ve âdabı üzerinde hararetli konuşmalar yapılıyormuş. Tartışmalar sabah namazının vakti üzerine geldiğinde tartışmaya da son verilmiş. Verilmiş verilmesine de kapıya yakın yerde oturan ve tartışmaları hiç ses çıkarmadan dinleyen biri de varmış. Oturum başkanı son olarak ona sormuş: Muhterem, herkes bir şey söyledi de, siz hiç görüş belirtmediniz? Siz ne dersiniz bu son konuda? O zat, bir ara duraklamış ve soruya soruyla cevap vermiş: Hazret! Tamam, tamam da… Ya güneş hiç doğmazsa, sabah namazının vaktini nasıl bileceğiz? Oturum başkanı: Tamam, tamam... Siz iyi ki konuşmamışsınız da dinlemişsin. Siz hep dinleyin ama hiç konuşmayın! Demiş... İyi mi?

Âhhh, ah…

Bir de suya sabuna dokunsak var ya…