Sokağa çıktığımız zaman yüzü gülen mutlu insan sayısı her gün biraz daha azalmakta.
Cep telefonu ile sokakta konuşanların sayısında anormal artış var dersem yanlış değildir herhalde.
Sokakta on kişiden sekizinin elinde telefon birileriyle konuşuyor.
Ne konuşurlar, bunların hepsinin işleri bu kadar yoğun mu?
Tahmin etmiyorum.
Yüz yüze iletişimin bu kadar zayıflaması sonucu herhalde diye düşünüyorum.
İnsanların birbiriyle iletişimlerini kontur sayısı ile doğru orantılı olmuş.
Kandilde,bayramlarda,özel günlerinde bir mesaj göndermekle sevgilerini hasretlerini iletir olmuşlar.
En tuhafı da çoğumuzun gönderdiğimiz mesajı bir kerede okumakta zorlanacağımız türden olması.
Basmakalıp bir mesaj metni herkese yetiyor.
Bastığın zaman herkese bölümüne bütün kalpler kazanılmış oluyor.
Toplumdaki konuşmalarda ise durum biraz farklı.
Herkesin şikâyeti insanların birbiriyle iletişimlerindeki ikiyüzlülük.
İnsan kime güveneceğini bilmiyor.
Neredesin yahu ölsek haberin bile olmayacak gibi cümleler toplumun konusu.
Anlaşılamayan ise şikâyetlerin müşterek olmasına rağmen kimsenin çözüm için bir şey yapmadığı.
Şikayet var, çözüm de var fakat hareket yok.
Peki neden?
Toplumda insanların bir araya gelip bir şeyleri paylaşması ihtiyaç değil de görev haline geldi.
Sevmenin bir ihtiyaç ve sevilmenin de ön şartı olduğunu unuttuk.
Yakında sevgi klasik romanların sayfalarında,romanlar da kütüphanenin tozlu rafların içinde kaybolup gidecek.
Yani çok meraklısı olduğumuz Avrupa yaşantısı modeli bizde de uygulanmaya başladı.
Şükür ki bizde mesaj var onlarda o da yok.
Yarınki nesillere ne aktardığımıza bir bakmamız lazım.
Bırakalım akrabalar arasına ki paylaşımları iki kardeşin çocuklarının bile birbirilerini tanımadığı nesiller yetişmek üzere.
Toplumun üzerinden bu bağları kaldırdığımız zaman arkasından gelecek felaketleri anlatmak için raflar dolusu kitaplar yetmez.
Avrupa’da yaşayan dostlarınıza sorun.
Onlar daha iyi bilirler sevgisizliği veya yalnızlığı.
Atalarımız misafir geldiği zaman ayakkabılarını çevirmezlermiş.
Hakaret görürlermiş.
Giderken de misafir ev sahibine arkasını değil önünü dönsün diye.
Hey gidi dünya…
Nerelerden nerelere geldik.
Su ateşi söndürür, ateş suyu bir kap içinde yakalarsa su buhar olur.
Dikkat edelim!