2 Mayıs Cumartesi günü, her zaman ki saati olan 12.30 da, Sakarya Adalet ve Özgürlük Platformunun 503. hafta basın açıklaması vardı.

           Açıklama metnini aldım ve büyük ölçüde katıldığım ve mühim gördüğüm kısımlarını iktibas ederek, okuyucularımızla paylaşmak istiyorum. Her zaman, Hz.Ali’nin; ‘söyleyene bakma söylenene bak’ vecizesini şiar edinerek, ‘doğruyu kim söylerse söylesin sahip çıkmalı ve tasdik etmeliyiz’ prensibinden hareket ederek.

          Basın açıklaması metninin ilk bölümünde yer alan görüşler şöyle.

          “Müslüman halkımızın  ‘nereye gidiyoruz’ sorusunu, fert ve toplum bazında sorması gerektiği bir süreçteyiz. Bizim mülkiyet anlayışımızın, emek, tüketim, özgürlük ve siyaset anlayışımızın ne ölçüde İSLAMİ, ne ölçüde KUR’ANİ olduğunu sorgulamamız bir zorunluluktur. Müslüman olmamız ‘NEYİ GEREKTİRİR’ sorusunu, birincil soru kılmalıyız.

            Özel konaklarda, lale bahçelerinde ya da şatafatlı salonlarda Müslüman kadınlara yönelik yaptıkları KIYAFET/ TAKI DEFİLELERİ ile KAPİTALİST DÜZENİN ifsat araçlarından olan MODA olgusuna selama duran, TESETTÜR kavramının İÇİNİ BOŞALTAN, muhafazakar geçinen İKİ YÜZLÜ FASIKLARI sorgulamak ve deşifre etmek zorundayız.

            RÜŞVETİ, YOLSUZLUĞU, RİYAYI, YALANI, EMANETE HIYANETİ, her türlü ADALETSİZLİĞİ meşrulaştıran anlayışları, hangi kılığa girerlerse girsinler  REDDETMEK ve MAHKUM ETMEK zorundayız.

           Kan ve gözyaşının hakim olduğu, milyonlarca mazlumun baskı altında inim inim inlediği bu dünyayı değiştirmek için mücadele etmek her MÜSLÜMANA FARZDIR. Sıtatükolara teslim olmayan, PARA ve MEVKİ ile SATIN ALINAMAYAN, ADALETİN tesis edilmesi için canını ve malını ortaya koyan Müslüman şahsiyet ve Müslüman toplum olabilmek, ancak bizi bu dünya da ve ahirette KURTULUŞA götürecektir.”

            Her Müslümanın ‘evet’ diyeceği bu açıklamadan sonra, metnin ikinci bölümü  Yemen meselesine ayrılmış ve bu konuda şunlar ifade edilmiştir:

            “ABD ve SUUD  ŞER EKSENİNİN  Yemen müdahalesi devam ediyor. S.Arabistan uçakları sürekli Yemen’i bombalıyor. Ölü sayısı 3500 kişiyi aştı. Ölenlerin büyük çoğunluğu sivil halk… Çok sayıda çocuk ve kadının da ölenler arasında olduğu belirtiliyor. Yemen halkı saldırılara karşı tüm gücüyle direniyor. Ensarullah Hareketi bu direnişin öncülüğünü yürütüyor.

             TÜRK BASINI  büyük ölçüde Yemen’ e yapılan saldırılara karşı, ya sessiz kaldı ya da EMPERYALİST ABD-SUUD ekseninin yanında yer alarak tam bir bilgi kirliliği oluşturdu.

             Yemen gerçeği, gözlerden ve zihinlerden kaçırılmaya çalışılıyor. Yıllardır ABD ve S.Arabistan’ın tahakkümünde yaşamış bir Yemen’den söz ediyoruz. Yemen’de yürütülen MEZHEP savaşı değil, EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELEDİR. Yemen halkı emperyalizme karşı ayağa kalkmıştır ve ABD-SUUD hegemonyasını kırma savaşı yürütmektedir.

             Yemen’de kurulan ulusal uzlaşı hükümeti, çeşitli görüşlerdeki siyasi gurupların katılımıyla oluşturulmuş ÇOĞULCU bir yapıdır. Kısaca YEMEN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ vermektedir. Bu izzetli mücadeleyi karatmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Yemen’de Türkiye ve İran’a düşen, uzlaşı müzakerelerine katkı sağlamaktır.”

             Evet. Bu yoruma da diyecek birşeyimiz yoktur.ABD’nin ve SUUD kıralının işin içinde olduğu hiçbir yerde biz olmamalıyız. Hele hele ABD-Suud kırallığının beraber katliam yaptığı bu şer ittifakta asla ve kata yer almamalıyız. Yıllardır Filistin kanı içen vahşi siyonistlere kılını kıpırdatmayan Suud kıralı, ABD emriyle Yemen’de aslan kesilmiş, İzrail’e tek bir taş atmadıkları halde, Yemen’e bomba yağtırmaktadır.Alçaklığın, satılmışlığın, işbirlikçiliğin en  büyük, en fahiş rölünü başarıyla yerine getirmektedir!

           İslam Alemi idarecileri; Amerika ve siyonistlerin maşası, kuklası, emir kulu ve kapatması olmaktan ne zaman vazgeçeceklerdir? Kullanıp kullanıp, sonra da kaldırıp attıkları kağıt mendil olmaktan ne zaman kurtulacaklardır? Bir zamanlar ABD’nin en büyük dostu ve müttefiki olan İran Şah’ı ve Mısır diktatörü Mübarek’in hazin sonu, hala ABD ile iş tutanlara tirajik ama uyarıcı bir misal olmuyor mu? Bir işte ABD ve izrail var ve destekliyorsa, bizim uyanmamıza, anlamamıza ve farkında olmamıza, bunca kazıktan sonra hala yeterli değil midir? Mezhep ayrılığı ve taassubu bizi, zalim ABD ve Suud kıralının yanında yer almaya nasıl itebilir? Çok haklı olarak Esed’in yanında olmayanlar, Kıralın ve Amerika’nın yanında nasıl olabilir? Esed zalim de, bunlar zalim değil mi? Ya da daha mı az zalim? Sisi darbesine ve katliamlarına en büyük desteği, ABD güdümlü desteği veren SUUD kıralı değil midir? Olası bir halk ayaklanmasında Esed gibi, hatta daha vahşi olacağı, 1979 Kabe baskını ile tescilli olan bir Kıral ile aynı safta nasıl olabiliriz? Esed ile müttefik olanlara karşı çıkanlar, SUUD ile müttefik olanlara ya da SUUD ile müttefik olanlar, Esed ile birlik olanlara ne diyebilir ki? Ya da, her iki tarafta yer alanlar için tek kriter, dinin önüne geçmiş 'mezhep taassubu mu?'

                Yoksa bütün bunlar, bağımsız olmamanın, olamamanın sonuçları mı?