Eskiden insanlara bir şeyleri kabul ettirmenin en belirgin yolu zor kullanılması idi kabul edilmesini istedikleri bir şeyi zorla kabul ettiriyorlar veya etmedikleri bir şeyde de ayni yolu kullanıyorlar idi . Çevremizde ve dünyada okuduğumuz kadarı ile yapılan bütün savaşlar DİN savaşları olarak görülmektedir. Koca koca ordular bu iş için vardı. Şimdi ise para savaşları artı ekonomik kölelik Bunu sağlamak için ya taşeron anarşi firmaları ve adamları ön planda olarak görülmektedir. Ya da yok etmek istedikleri veya en azından ele geçirmek istedikleri toplumları “leştirip” sonra işgal ediyorlar. Bizde ilk olarak spor takımı tutar gibi parti tutmayı fikirmiş gibi gösterip ,toplumun fertlerini diğerine karşı öteki”leştirmekle” başlamadılar mı? Sonra o tarikat bu tarikat ötekileştirmeleri ile devam ettiler.
Dikkat edilirse ABD her girdiği ülkeye demokratik”LEŞTİRMEK” için girmiştir. Başka hiçbir niyetleri olmadığı yalanı ile... Toplumları ayakta veya bir arada tutan en önemli unsur ister kabul edilsin veya edilmesin dindir. Bunun için din savaşları yapılmıştır.
Bugün de yapılmaktadır. Sonra ırkıyet, ortak kültür yani edebiyat bunların tezahür şekilleri de psikoloji ve felsefedir.
Her nevi “leştirme” operasyonları bu damarlara yapılmaktadır. Ülkemiz belki de dünyanın bu mevzudaki en önemli açık pazarıdır. Dışardan gelen her türlü “leştirmeyi” sorgusuz sualsiz kabil etmemiz bizim cazibemizi son derece artırmaktadır.
Birilerinin de istedikleri gibi at oynatmalarının hiç tepki görmeden yapabilmeleri çok düşündürücüdür. Bu “leştirmenin” en güzel ve basit yolu toplumu onların yaşadığı veya istediği gibi yaşatmak onların değerlerinin ön planda ve vazgeçilmez olması fikri. Sonra sizlerin yaşama biçimi yönünden onlarla ayni olduğunuz zaman geriye kalanlar zaten sizin değil, onların değerleridir.
Nedir bunlar? O kadar çok ki giyimden yeme içmeden dostluk ve akrabalık ilişkileri özet olarak toplumun ayakta durmasını sağlayan değerler, senin geçmişinde olmayan günler.
Bugün ülkemizde bir rivayete göre sizin özelleriniz hariç 140 bazılarına göre 380-400 gün kutlama yapılabilir. Kutlanan ilginç günler arasında da 'Pilotlar Günü'', ''Dünya Dans Günü'', ''İstatistik Günü'', ''Dünya Hostesler Günü'', ''Emekliler Günü'', ''Dünya Menopoz Günü'', ''Köleliğin Yasaklanması Günü'' gibi.
Dolayısı ile onların değerlerine göre yaşamak onlar olmakla ayni şey değil midir? Hristiyanlığın bir sürü ritüelleri bizde de uygulanmaktadır. Bütün değerlerimiz ikonlaştırılmaktadır.
Onların bizleri kurtaracağı fikri herkesin ana teması olmuş gibidir. Yani putlaştırmak.
Geçenlerde gazetede okudum. Cadılar bayramı kutlamaları ülkemizde yaygınlaşmaktadır deniyor. Düğünlerimiz onların tıpkısı olmamış mıdır? Buna nasıl mani olacağız bilmiyorum. Anneler günü babalar günü başlı başına bir felaket. Yılda bir defa anmak tuhaf değil midir? Birde gıdalarla gelmektedirler.
Hazır gıdaların bu kadar ön planda olması ve toplumumuzun genetik değerlerinin bu konuda da değiştirilmesi bir sürü yemeyin ikazına rağmen aşırı tüketilmesi anlaşılır gibi midir?
Okullardaki mezuniyet kıyafetlerinin göz göre göre bu şekli alması kimin eseridir? Çok merak ediyorum. Neden bizler örfleri, inançları ve yaşayış biçimleri itibariyle Avrupalılaştırılmak isteniyoruz? Bunun adına da medeni “LEŞTİRİLMEK” diyoruz. Bugün Anadolumuz’da erkek ve kızlar sevgililer gününü ailelerine nasıl kabul ettiriyorlar? Çok düşünmemiz gerekmektedir ve birtakım sosyal tedbirler alınması şarttır gibi geliyor bana.
Yoksa kısa bir zaman sonra lokum ve şiş kebaptan başka milli değerimiz kalmayacak. Bizler her gün biraz daha “leştiriliyoruz” dersem ne dersiniz?