Seçime üç hafta gibi kısa bir zaman kaldı. Belki de son yıllarda ilk defa kararını çoktan vermiş, heyecansız ve suskun bir seçmen kitlesine son mesajlarını iletmeye çalışıyor partiler. Diyanet ve Kabe tartışmalarının gündeme oturmasından anladığımız kadarıyla, CHP’nin ekonomik vaatler ağırlıklı kampanyası amacına ulaşmış. CHP’nin alamayacağı oylarla kaderi belirlenecek iki parti, HDP ve AK Parti, gündemi ekonominin dışına taşıyor çünkü.AK Parti 40, CHP 25, MHP 15, HDP 10 bandında göründüğüne göre, siz buna artı ya da eksi 2 puan ekleyin ya da çıkarın, sonuç çok değişmiyor.

CHP’nin son derece iyi bir seçim kampanyası yürütmesine rağmen tek başına iktidar olamayacağı ortada.HDP, CHP’nin uzun zamandır en şanslı olduğu bu seçimde ne yazık ki yüksek oy alabilmesinin önünde en önemli engel oldu.Fakat HDPde, şimdi siyasetten anlayanların biraz kafasını karıştıracak bir şey söyleyeceğim, barajı geçemiyor. O da CHP yüzünden.Nedir o baraj? O baraj, milletin CHP’yi tek başına iktidar yapmama kararlılığı barajıdır.Sebebi de son derece açıktır. İster hep Şeker Bayramı dediğiniz bayrama Ramazan Bayramı deme inceliğini göstersin, ister ikramiyeyi dörde çıkarsın, CHP, dinle ve dindarla yanlış iletişim biçimi nedeniyle asla ama asla tek başına iktidar olamıyor. Siyasal genleri CHP’den beslenen HDP, tam da barajı birkaç puan geçiyor algısı yerleşmeye başlarken Kabe polemiğinin kurbanı oluverdi. Hep bu CHP’li, güya laik damar yüzünden işte.

HDP şimdi yüzde 10 barajını aşmaya çalışıyor. Yaptığı sadece patinaj.Diyanet tartışması da HDP’nin birkaç seçim daha lastiklerini kabak yapacak kadar anlamsız bir tartışma. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İnanç İşleri Başkanlığı olması neyi değiştirir? İşte seçmen, bunu, “Diyanet kaldırılacak” diye algıladı. Geçmiş olsun.

Bu sırada bütün anketlerin pusulasını şaşırtan iki şeyden biri, Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin idam kararıdır, diğeri Başbakan Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ortak mitinge çağırması.İstanbul’da Erdoğan ve Davutoğlu birlikte “Fetih Şenliği” yaparlarsa bunun sandığa daha doğrusu seçmenin kararına etkisini hep birlikte görürüz.Mursi’nin idam kararı ve bu karar hakkında Cumhurbaşkanımızın beklenen tepkisi sadece Hürriyet’le seçime kadar artarak kızışacak bir kavganın fitilini ateşlemekle kalmayacak, göreceksiniz, hem CHP’nin hem de HDP’nin demokrasi yaldızlarını dökecek, oylarını da dramatik biçimde düşürecektir.

Sakarya’ya gelince.Aday adaylığım nedeniyle Sakarya özelinde itina ile seçim yazısı yazmaktan uzak duruyorum. Tarafsız değilim çünkü. Fakat üç isimden kısaca söz etmem gerekiyor. İslam, İsen ve İnci.

İsen, ilk aday adaylığı döneminde, ben YeniAda Gazetesi’nin başındayken, ziyaretimize gelmiş, uzun uzun sohbet etmişiz. Desteklemişiz. Samimi bulmuşuz. Değerli bulmuşuz. Aday gösterilmemiş. Üzülmüşüz. Derken Çankaya’ya gitmiş. Genel Sekreter olmuş.Ziyaretine gitmişiz. Devletin entepesindeyken. Aday adayı iken neyse o. Aynı tevazu, aynı samimiyet. Ne zaman bir ihtiyacımız olsa Cumhurbaşkanlığı’ndan hemen yanımızda. Her karşılaşmamızda aynı nezaket, aynı ciddiyet. Aday adaylığı döneminde de hep beyefendi. Sanki o değil de biz aday olmalıymışız gibi özenli. Aday gösterildi, en iyi yerden, aynı hızla çalışıyor. İlk defa, “Sakarya’nın neden iki bakanı olmasın” diyen benim. İsen’ede yakışmaz mı bakanlık?

İnci, belediye başkanıyken tanıdığım bir siyasetçi. O’nun için hep aynı şeyi söyledim, düşündüm. Keşke biraz daha yumuşak olsaydı. Keşke biraz daha kollektif davranabilseydi. Dobradır, eyvallah, ne diyeyim. Son yerel seçimde seçim gecesi geç vakit ziyaretine gittik. Bayraktepe’de idi. Zorlanıyordu. Kazandı. Seçimden sonra sert açıklamalar yaptı. Milletvekilliği için aday adayı oldu. Adaylığı açıklanıncaya kadar, her karşılaştığımızda “Sayın Vekilim” derken asla istihza etmeden toy bir siyasetçi adayına içtenlikle sarıldı, ağabeylik yaptı. Şimdi yine yerel seçimde olduğu gibi bıçak sırtı bir yerde. Ve her zamanki gibi yerinde duramıyor. Meclise giremezse, sadece samimiyetine değil, dobralığı, siyasi tecrübesi, kıdemi ve emeği için üzülürüm.

Ve İslam. Sayın Bakan. Hiç tanımıyorum. Bir bardak çay içmişliğimiz yok. Birkaç kere toplantılarda uzaktan görmüşüm o kadar. Elbette açıklamalarını takip ediyorum. Geçen gün yerel basınla buluştu. Basına önem vermiş, değer vermiş. Bu konu önemli.Bir vekilimiz “Sıra basını düzeltmeye geldi” demişti de ağır bir yazı yazmıştım vekillerimiz ve medya ilişkileri hakkında. Çıtları çıkmamıştı yine. Ayşenur Hanım, bende hep kırılgan bir resim bıraktı. Nazenin mi demeliydim? Yerel seçimler öncesinde ve Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce Sakarya mitinglerine yaptığı şaşırtıcı derecede dolu ve başarılı, güçlü konuşmalarını içimden gelerek alkışladığımı söylemeliyim. Yerel basınla buluşmasında, şehirde siyasi çekişme var gibi görünüyor, bu konuda neler söyleyeceksiniz, denmiş. “Benim açımdan böyle bir görüntü yok. Ekip ruhuyla hareket ederim. Aksini fark edince de ortadan kaldırmak için gereğini yaparım” diye cevap vermiş. Sorulan her soruya samimi cevaplar vermiş. SezaiMatur’un da, Necdet Başoğlu’nun da yazılarında aynı değerlerini görmek mümkün İslam’ın. Başoğlu, korumalardan söz ediyor, Vali Bey’in katılımından. Devletin Bakanını karşılamak da, koruma kuralları da işin bir parçası. Bakan Hanımın elinde değil. Ben Bakan İslam’ı mütevazı ve kibar buluyorum. Bakanlığının gücünü abartılı ve kötüye kullandığı izlenimi yok bende.

Bakan İslam kendi döneminde iyi işler yaptı. Kadına yönelik şiddetle ilgili tedbirler aldı. Yaşlı ve engelliler için gündüzlü bakım merkezleri projesi var. Çocuklara yapılan kreşler gibi. Aile, engellisini bu gündüz bakım merkezine götürüp bırakabilecek, işini görebilecek, akşam evine dönerken yaşlısını alabilecek. Bu huzurevi meselesi hiç tartışılmıyor ama son derece acil bir konu. Yaşlılarımıza evimizde bakmak istiyoruz. Peki nasıl? Çocuklarımıza çare bulamıyoruz, karı koca çalışmazsak çocuk okutamıyoruz, anamız babamız ne olacak? Huzurevi bize ters. Peki düzü ne bunun? Bulmak zorundayız. Gündüzlü bakım merkezleri çarelerden biri. Bakan İslam, engelliler için de bu sistemi uygulayacaklarını aktarıyor. “Özellikle zihinsel ve ortopedik engelliler için de böyle gündüzlü bakım merkezlerimiz olacak” diyor. Aile Destek Programı (ASDEP) projesinde 4 ilde pilot uygulama olduğunu, bunlar arasında Sakarya'nın da yer aldığını belirtiyor Bakan İslam. 500 ailenin sosyal destek uzmanı olacağını anlatan İslam, bu uzmanların aileyle diyaloğa geçerek sorunların çözülmesi noktasında önerilerde bulunacağını söylüyor.

Sakarya 16 yıl sonra bir bakan sahibi oldu. Sakarya yeteri kadar sahip çıkıyor mu bakanına? Üstelik 81 il, bir bakanımız olsa derdindeyken. Sakarya, İslam’ın bakanlığı iyi mi diye tartışmak yerine neden iki bakanımız olmasın diye çaba göstermeli bence. Buna kafa yormalı. Seçmen bunun için yorulmalı.