Bugün dünyadaki bütün ekonomik dengelerin,ideolojik yapılanmanın,anarşinin,rejimlerin,devlet idare sistemlerinin,devlet idare etmek için kurulan bütün birimlerin ana başlığı bu üç kelime.
Bütün kurum ve kuruluşlar nerede olurlarsa olsunlar insanlar tarafından kurulur ve idare edilirler.
İdareci kadrolar etiketleri ne olursa olsun bu üçgen içinde düşünmek mecburiyetinde olmaları lazım geldiği öğretilmiş ve değişmez kanun olarak buna göre oluşmuştur. Politika ile uğraşıyorsan önce güçlü olacaksın. Buna liderlik özelliği ismi takmışlar.
Ticaret ile uğraşıyorsan güçlü zengin olmak demektir.
Futbolda güç büyük bir takıma transfer olmaktır.
Mafya isen güçlü olmak lafının ve senin önüne kimsenin geçmemesidir.
Herhangi bir kurumda müdürsen güçlü olmak için biraz sert–otoriter-bazen sevilen bazen sevilmeyen kişiliğe sahip olman lazımdır.
Yani güçlü olacaksın.
Bu daha da uzatılabilir.
Güçlü olmanın yanı veya tamamlayıcısı muhakkak galip gelmektir.
Her neye mal olursa olsun, galibiyeti sürekli olmayan hiç kimse,kuruluş veya mekanizma güçlü olamaz.
Sürekliliği sağlamanın yolu mutlak galibiyettir.
Bunun için de ne yapılması gerekiyorsa her şey meşrudur.
Veya meşrudur diye savunulması mutlaktır.
Yukarıda belirttiğim iki konu haklı olmanın değişmezi güçlü ve galip olmayan devlet veya fertlerin haklı olmasına imkân yoktur
Bugün dünyayı idare eden güçlerin silaha ve ordularının teknolojisi için bu kadar büyük para yatırmalarının sebebi budur.
Aynası işidir kişinin lafına bakılmaz lafı bunların toplamından çıkmadır belki de.
İşte inancın devreye girmesi gereken yer tam burası.
Ne zaman devletler,insanlar kendilerini güçlü ve galip görürler bunun sorucunda kendilerini hep haklı görürlerse HAKKI unutmaya ve mülkün sahibinin kendileri olduğunu kabul edip hareketlerini buna göre tayin ederlerse bilmelidirler ki mülkün bir sahibi vardır.
Onun mülkünde tasarruf onun verdiği izin kadardır.
Güçlü olanda galip gelende haklı olanda hep odur.
Mülkün sahibinin kendileri,fikirleri,doktrinleri,liderleri olduğunu gören her şey her kes bir gün emaneti sahibine teslim eder.
Eskilerin bir sözü vardır:
Derdi dünya olanın dünya kadar derdi vardır.
Tercihlerimizi kullanırken dikkat edilmesi gereken çok şey var.
Tercih ettiğimiz insanlar bizlerin bütün hayatını tanzim ediyorlar.
Bizlere düşen en büyük görev kalbi olmayan akıllı insanların şerrinden korunmaktır.
Bunun için lazım olan şey tarihimizin sayfaları arasında mevcuttur.