Gergin geçen seçim süreci sonrası, ilimizde AK Parti önceki konumunu koruyacak oy oranı ile yine beş milletvekili çıkarmayı başardı…

Böylece 2011 genel seçimlerine göre oy oranı düşse de sonuç değişmedi ve yedi güzel insan içerisinden beşini Ankara’ya göndermesini bildi…

AK Parti’nin beş adayını yediye tamamlayan iki güzel adaydan biri CHP’den diğeri de MHP’den geldi...

Engin Özkoç sergilediği performansla konumunu muhafaza ederken, Prof. Dr. Münir Kutluata’nın boşluğunu Zihni Açba ile dolduran MHP de umduğuyla değil, bulduğu ile yetinmek zorunda kaldı…

Bu sonuç ne CHP’yi ne de MHP’yi mutlu etmişe benziyor…

Nitekim seçim akşamı sonuçlar açıklandıktan sonraki tablodan böyle olduğunu gösterir izlenimler edindik…

MHP hiçbir dönemde, iki milletvekili çıkarma şansını bu kadar diri tutmadı…

Böyle olmasına rağmen, tek milletvekili ile yetinmek zorunda kaldı…

İlimizde umduğunu bulamayan partiler MHP ve CHP ile sınırlı kalmadı…

Saadet Partisi ile koalisyon yaparak, en azından Hazine yardımı alacak oy oranını yakalamak ümidiyle yollara düşen Büyük Birlik Partisi de, AK Parti karşıtlığı üzerine kurulan seçim politikası ile oy almak şöyle dursun, oy kaybederek tek parti olarak girdikleri seçimleri dahi aratır sonuçlarla, adeta bozguna uğradı…

Bu seçimin en mutlu partisi, emanet de olsa beklenilmeyen oy oranı ile barajı geçip AK Parti’yi iktidardan eden HDP oldu…

Bütün bu sonuçlar ne ülkede istikrarı sağlayacak tek başına iktidar, ne de birbiriyle uzlaşacak koalisyon hükümeti çıkaracak bir tablo ortaya koyabildi…

MHP ve HDP’nin, liderler ağzıyla peşinen dile getirdiği uzlaşmaz ve bir araya gelmez tavır, ülkemizi daha önce yaşadığımız kriz ortamlarına doğru götüreceğinin kanıtı olsa gerek…

Sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyeceği izlenimi edindiğimiz Devlet Bahçeli’nin kilit parti olarak elini taşın altına koyacağı yerde kenara çekilip oluşacak krizi izlemesi, partisine ne kazandırır ne kaybettirir, bekleyip göreceğiz…

Daha işin başında sorumluluk almaktan kaçışın bedeli de, faturası da önceden olduğu gibi yine ağır olur…

Böyle olduğunu bile bile “Ben yokum. Ne haliniz varsa görün” anlayışı da doğru bir yaklaşım ve dahi tespit değildir…

Verilen oylar, ülkeye hizmet içindir…

Kenara çekilip izlemek için değil…

Hal böyle olunca, geriye ne kalıyor…

AK Parti 258 gibi yüksek bir milletvekili sayısı ile yine Meclis’in ve ülkenin en güçlü ve çözüm üretici partisi olarak Başbakan Davutoğlu’nun da ifade ettiği gibi, dimdik ayakta…

Sanılmasın ki bu ortam AK Parti’nin aleyhine işleyecek…

Yeter ki “Biz nerede ve nasıl hata yaptık” düşüncesiyle, doğru parametreler yakalanabilsin…

Lider açıklamaları göstermiştir ki “Kısa bir geçiş süreci sonrasında yeni ve erken seçim gündeme gelebilir...”

Yarınlarda neler değişir, kimler kiminle anlaşır; kim sözünü tutmaz; kim büyük lokma yer bilemem ancak “Görelim Mevla neyler… Neylerse güzel eyler” deyip her şeyin çok daha güzel olacağı bir geleceğe doğru gidileceği ümidi yeşeriyor içimde…

Başta AK Parti olmak üzere, bir araya gelmez görünen muhalefet partilerine büyük sorumluluk düşüyor…

O da, istikrarın devamı adına, tez elden ülkeyi erken seçime götürmek olmalıdır…

Zira doğacak kriz ortamının bir ayı dahi, 10 yıllık zarar getirir ülkenin başına…