Dünyanın ekonomik krizlerle sarsıldığı yılların aksine, ülkemiz son on yılda yakaladığı istikrarı sürdürürken inatla, buna anlam veremeyen dost sanılan, sanılmayan ülkelerin; hep bir ağızdan başlattığı sanal alemden beslenen saldırı, tam anlamıyla “Haçlı seferini” andırır özellikler taşıyor. 
Dünyada son yıllarda ekonomik çöküşe direnen ve ayakta kalmayı başaran iki ülke olarak Brezilya ve Türkiye, her gittiği ülkeyi perişan eden IMF adlı sömürü kovanına çomak sokunca, başına gelmedik kalmadı.
19 gündür ülkemiz ve buna paralel seyir takip eden Brezilya hep aynı kaynaktan beslenen senaryolarla, aldatılan gençler eliyle zor günler geçiriyor…
Ülkemiz her parlak döneminde böyle ya da daha vahim olaylarla tüm kazanımlarını kaybeden çalkantılarla boğuşur her nedense...
Böyle bir bela var başımızda…
“Karışıklığı ve sisli havayı kollayan güçlü dinamikler dönemi sona erdi” denilirken, bu defa gençler döküldü “Çevreci” yaklaşım adı altında meydanlara…
Ülkede olup bitenleri tüm çıplaklığıyla gündeme taşıyanlar yanında, statükolarını yetirmiş ya da yitirmek üzere olan güçlerin desteklediği olaylar, içte ve dışta aynı anlayış ve kaynaktan besleniyor.
“Atro” denilen belanın deşifre oluşu, bilmem meydanlara dökülenler için neyi ifade eder…
Günlerdir devam eden ayaklanmalar, bazılarının sandığı gibi ne bir hak arayışı ne de özgürlük kavgasıdır.
“Dünyada artık bundan sonra ben de varım” diyen bir ülkeye karşı başlatılan topyekûn ayaklanış ve bastırma girişimidir, Taksim’de başlayıp dalga dalga yayılan olaylar…
Bütün bunların doğru olup olmadığını sağlamak için, kaldırın kafanızı, sevinç çığlıkları atan ülkelerin ve çevrelerin ortaya koyduğu düğün alaylarına bir bakın, yeter…
Sanırım direnişin iç yüzü ve altında yatan gerçekler yakın zamanda çıkar ortaya ve düşer ülke gündemine…
İsteriz ki o güne kadar tahribat büyük olmasın…
Zira böyle zamanlarda, bazı hatalarına rağmen her, defasında bir çıkış yolu bulan, diklenmeyen ama dik duran bir başbakan, bu ülke için şans olsa gerek...
Du… Bakalım, işin sonu nereye varacak...